sivi.gen.tr https://www.sivi.gen.tr Sıvı, Sıvı Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi tr-TR hourly 1 Copyright 2019, sivi.gen.tr Wed, 06 Jan 2016 00:00:00 +0000 Mon, 25 Mar 2019 00:00:00 +0000 60 Vajina Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/vajina-sivisi.html Mon, 05 Nov 2018 12:32:47 +0000 Vajina Sıvısı, karşı cinsten dolayı etkilenip orgazm olunduğunda ya da cinsel ilişki sırasında vajinada oluşan sıvıdır. Bu sıvı miktarı ve yoğunluğu cinsel tahrik boyutuna göre artabilir. Vajina sıvısı kaygan bir Vajina Sıvısı, karşı cinsten dolayı etkilenip orgazm olunduğunda ya da cinsel ilişki sırasında vajinada oluşan sıvıdır. Bu sıvı miktarı ve yoğunluğu cinsel tahrik boyutuna göre artabilir. Vajina sıvısı kaygan bir özelliğe sahiptir. Bunun sebebi cinsel ilişki sırasında erkek üreme organı olan penisin dişi üreme organı olan vajinaya rahatça girebilmesidir. Eğer vajina sıvısı yeteri kadar salgılanmazsa penis vajinaya girerken zorlanır ve vajina tahriş olabilir. her bayanda meydana gelen bu durum kişiye bağlı olarak azlık ya da çokluk olarak farklılık gösterebilir. Vajina sıvısı her bayanda eş sürede gelmeli diye bir kural söz konusu değildir. Kimi bayanlarda vajina sıvısı daha geç salgılanır. Bu durum kişiden kişiye değişebileceği gibi partnerinde iyi olması son derece önemlidir. Vajina sıvısı hisler sonucunda meydana gelir. 

Vajina Sıvısındaki Değişimler Nelerdir

Vajina sıvısının miktarı, rengi, kokusu, yoğunluğu ve dokusu bazı döngülere ve çevresel faktörlere göre değişim göstermektedir. Ay içinde bile günlere göre farklılık gösterebilen vajina sıvısı regl veya yumurtlama dönemlerinde bazı kadınlarda sümüksü yapışkan beyaz bir yapıya sahip olur. Kötü kokuludur. Bayanlarda yumurtlama döneminde sonra vajina salgısı topak topak bir görünüme sahip olabilir. Yumurtlama sürecinden sonra salgılar oldukça yoğundur. Vajina sıvısı kuruduğunda iç çamaşırlarınızda sarı lekeler oluşturabilir. Bu durum bir enfeksiyon belirtisi değildir ve telaşlanılmamalıdır. Bu durum normal şekilde salgılanan sıvının deterjanla etkileşimi sonucu oluşmaktadır. Vajina sıvısının rengi berrak bir beyazlıkta ise bu cinsel açıdan tahrik olduğunuzu ifade eder. İlişki sırasında veya vajinanın partnerinizin eliyle temas etmesi sonucunda salgılanan vajina sıvısı ise penisin içeri kolay girmesini sağlayan yağlı yapıya sahip bir sıvıdır. vajina sıvısı iç çamaşırında haftada 3-4 kez görülüyorsa bu normal bir durumdur. Enfeksiyonlu vajina sıvılarıyla karıştırılmamalıdır. Enfeksiyonlu vajina sıvısının rengi ve kokusu diğer zamanlara oranla koyu ve kötüdür. Vajina kendini yenileyen ve temizleyen bir organdır. Bu yüzden vajina sıvısının vücuttan belirli sürelerde atılması temizliğin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Vajina Sıvısı Yutmak Tehlikeli Midir

Vajina sıvısı yutmak bazı durumlarda tehlikeli olabilir. Vajina sıvısının içerisinde var olan virüs ve bakteriler zaman zaman zararlı olabilir. BU tip durumlar genellikle yabancı uyruklu kadınlarda veya genel evlerdeki hayat kadınlarında sıklıkla görülmektedir. Vajinada hijyen çok önemlidir. Hijyen olmadığı taktirde hastalık vajina kanserine yol açabilir. Vajina sıvısını yuttuğunuz kişi eşiniz ise bir sıkıntı oluşmaz. 
]]>
Sıvı Propolis https://www.sivi.gen.tr/sivi-propolis.html Tue, 06 Nov 2018 02:32:50 +0000 Sıvı Propolis: Bilindiği üzere arıların kovanlardaki oluşan çatlakları kapatmak için veya kovan içini sterilize etmek için ağaç ve bitki özlerinden elde ettikleri bir maddedir.  Son senelerde artık eczanelerde ve aktar Sıvı Propolis: Bilindiği üzere arıların kovanlardaki oluşan çatlakları kapatmak için veya kovan içini sterilize etmek için ağaç ve bitki özlerinden elde ettikleri bir maddedir.  Son senelerde artık eczanelerde ve aktarlarda artık propolis satışı yapılmaktadır.  Genellikle hap şekline veya sıvı hale getirilmiş propolis elde etmek mümkündür. Aslında propolis sıvı hale gelmez,  bu sıvı propolis den elde edilen çözelti sidir. Peki, ama propolis nasıl sıvı hale getirilir Propolisi çözmek için çok değişik yöntemler kullanılmakla birlikte en kolay ve ve geçerli yöntemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bazı yöntemlerde ultrasonik dalgalar vererek bir tür çözeltiler hazırlanabilmekte birlikte bu yöntemler değişik teçhizat gerektirmektedir. Propolis su içerisinde en fazla %2-4 ölçek çözülebilir, bazı durumlarda 40 derecelik suda 3-4 gün bekletilerek elde edilir ancak yine yüksek oranda çözülmüş olmayan sıvılar elde edilebilir.  Özellikle en geçerli ve yapılabilir yönteme; Çözeltiyi elde etmek için; saf propolis ve %70-80 lik etil alkole ihtiyaç duyulmaktadır.Etil alkolün derecesi ve katılacak propolis miktarı çok önemlidir. Etil alkole, %10-30 oranında propolis katılması istediğimiz çözünürlük için yeterli olacaktır.  Bu orandan daha çok miktarda propolis katılması propolisin çözülmesini engelleyecektir.

Propolis toz haline getrilmesi: Propolis önce kalın bir kalem biçimine getirilir. İyice sertleşmesi için buzdolabında bir kaç gün bekletilir. Kemik gibi sertleşen bu propolisi mümkünse tırtıklı bir törpü vasıtası ile yağlı kağıda kazınmalıdır. Propolis her ne kadar donmuş olsa da kazındıktan sonra oda sıcaklığının tesiriyle yumuşayıp yapışacağından dolayı yağlı kağıt kullanılmalıdır. Propolis ne kadar küçük parçalanırsa o kadar güzel sonuç elde edilir. Propolis’i bir seferde kazımak zor olabilir, çünkü dondurucudan çıkartıldıktan kısa bir zaman sonra yumuşamaya bağlayacağı için kazımak zorlaşır. Bu sebeple propolisin toz haline getirme işlemi bir kaç aşamada gerçekleştirilir.

Sıvı Propolis karışımının hazırlanması: Toz haline getirilen propolisler etil alkolün olduğu cam kavanoza dökülür.  Propolis tanecikleri etil alkole karışarak rengini ve özünü hemen vermeye başlar. Bir kaç kez çalkalandığında renk değişimi daha çok göze çarpar. Açık kahverengi ile başlayan bu çözülme kırmızıyı andıran koyu bir kahverengine dönüşene kadar sürer. Bu karışımı en az yedi gün, en çok 14 gün olacak şekilde karanlık bir ortamda ağzı kapalı bir durumda saklanmalıdır.  Çözelti günlük 2 kez çalkalanır ise daha güzel bir sonuç elde edilir.  Süre tamamlandığında önce bir çay süzgeci ile süzülerek çözeltinin posası alınır. Daha sonra ince bir tülbent yardımıyla ile geri kalan ince posasında çözeltiden süzülerek kullanabileceğimiz sıvı propolis elde edilmiş olacaktır. Daha çözeltinin ağzını açılarak birkaç gün bekletmek alkolünün uçmasına yardımcı olacaktır.  Elde ettiğimiz propolis sıvısı, kapalı cam bir şişede ve ışık almayan bir ortamda muhafaza edilmelidir. Sarıya dönüşen bu sıvıya ışıkta baktığımızda üzerinde çok ince bir tabakanın oluştuğu görülebilir. İşte oluşan bu tabakanın mide, bağırsak, solunum yolundaki yaraların üzerini kapladığı ve bakterileri ortadan kaldırarak iyileşmeyi hızlandırdığı belirtilmektedir. Hazırlanan bu propolis çözeltisi aynı zamanda ağızda gargara olarak da kullanılabilir. Bir bardak suya 1-2 çay kaşığı damlatarak 2-3 dk’lık gargara yapılması ağızdaki oluşan etkisi hemen hissedilecektir.

]]>
Lenf Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/lenf-sivisi.html Tue, 06 Nov 2018 07:00:41 +0000 Lenf sıvısı, Vücudumuz için kan çok önemli bir sıvıdır. Kan gibi çok önemli olan ikinci sıvı daha vardır ki buna lenf (lenfa) denir. Lenf, vücutta kendine özgü damarlar içinde dolaşır. Lenf sıvısı, kan plazmaları ve l Lenf sıvısı, Vücudumuz için kan çok önemli bir sıvıdır. Kan gibi çok önemli olan ikinci sıvı daha vardır ki buna lenf (lenfa) denir. Lenf, vücutta kendine özgü damarlar içinde dolaşır. Lenf sıvısı, kan plazmaları ve lenf proteinlerinden oluşur. Başlı başına bir vücut sistemidir. Lenf sistemi ise lenf sıvısı, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşan ve vücudun içinde bezler, kanallar ve alanlar oluşturan ve beyin hariç vücudun her yerinde devamlı dolaşan, lenf sıvısını taşıyan bir organ sistemidir. İkinci bir dolaşım sistemi olarak adlandırılan lenf sistemi, yapısı itibari ile dolaşım sisteminden çok farklıdır. Lenf sistemi genel olarak bağışıklıkta rol almaktadır. Lenf damarların bir özelliği de ince ve saydam olmasıdır. İçlerinden geçen lenf dışarıdan görülebilir. Lenf kılcal damarlarında yer yer şişkinlik, iç yüzeylerinde de kapaklar vardır. Lenf düğümleri yuvarlak, ya da yassı birer mercimek büyüklüğünde, iri zeytin büyüklüğüne kadar değişik boylarda olur. Sayıları bütün vücutta 400-600 arasında değişmektedir. Lenf taşıyan damarlar bu düğümlere girip çıkar. 

Lenf sıvısı görevleri: Lenf düğümleri lenfosit denilen kan hücrelerini yapar ve kana gönderir. Bu düğümler başka cinsten olan akyuvarları da yapabilmektedir. Bulaşıcı hastalıklara karşı yaptıkları görev çok büyük ve önemlidir. Bir çok mikroplar bu düğümlere takılır ve tutulur. Tutulan mikroplar bu lenf düğümlerinde yok edilir. Lenf düğümleri vücudun mikroplara karşı bekçiliğini yapmaktadır. Elden alınan mikroplar koltuk altı düğümlerinde, ayaktan alınan mikroplar ise kasık düğümlerinde tutulur ve yok edilir. Bu bezler mikroplarla adeta savaş ederler. Bu gibi lenf bezlerinin acıması ve şişmesi herkesin başına gelmiş bir olaydır.

Lenf dolaşımı nasıl gerçekleşir

Lenf sisteminde, dolaşım sisteminde ki gibi pompalama görevi görecek bir organ yoktur. Lenf sıvısının vücut içindeki hareketi, iskelet kaslarının basıncı ile ve solunum hareketleri ile sağlanır. 

Lenf sistemi organları nelerdir

Lenf sistemi, lenf sıvısı, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşur. Lenf düğümleri, bademcikler, mukoza içi düğümcükler ve dalak lenf sisteminin organlarındandır. Bütün vücuttan gelen lenf, göğüs kanalı, sağ lenf kanalı adlarında ki damarlarla, göğüste toplardamar sistemine akmaktadır. Lenf duru renksiz bir sıvıdır. Yağlı yemek tükettikten sonra rengi bulanır. İnsan lenfinde %4-7 protein bulunur. Vücudun hücrelerini yarı kan, yarı lanf besler. Lenfin akış hızı saniyede 4 milimetredir. En sık görülen len sistemi hastalıkları lenf düğümlerine, örnek verecek olursak bademciklerde gerçekleşen iltihaplanmadır.
]]>
Akciğerde Sıvı Birikmesi https://www.sivi.gen.tr/akcigerde-sivi-birikmesi.html Tue, 06 Nov 2018 11:59:34 +0000 Akciğerde Sıvı Birikmesi, nefes alma şartlarını sekteye uğratan bir durumdur. Bilindiği gibi akciğerler vücudun oksijen ihtiyacını karşılayan karbondioksitin dışarıya atılmasını sağlayan organımızdır. Sağ ve Akciğerde Sıvı Birikmesi, nefes alma şartlarını sekteye uğratan bir durumdur. Bilindiği gibi akciğerler vücudun oksijen ihtiyacını karşılayan karbondioksitin dışarıya atılmasını sağlayan organımızdır. Sağ ve sol olmak üzere iki tane olan akciğerlerimiz, Kalbin etrafında yer alırlar.

Akciğerde Sıvı Birikmesi Belirtileri

Bazen nefes alıp verme süreci sağlıklı çalışmaz. Bunun nedenlerinden biride Pulmoner Ödem adı verilen akciğerlerde sıvı birikmesidir. Kalbe bağlı olmayan durumlardan dolayı ortaya çıkabilir. Ancak sıvı birikmesi nefes alıp vermeyi zorlaştıran bir hastalıktır. Bu hastalık hayati öneme sahiptir. Akciğerlerde  sıvı birikmesi akut ve kronik olmak üzere iki türü olan bir hastalıktır. Her ikisinin de belirtileri farklıdır.

Kronik Akciğer Birikmesi Belirtileri

Normal bir aktivite sonrası zor nefes alıp verme. Düz olarak yatıldığında nefes alıp vermekte zorlaşma görülür. Uyurken birden uyanmaya sebep olan nefes alamama nefessiz kalma hissi. Vücuttaki ödem toplamaya bağlı olarak kilo artışı. Bacaklarda bileklerde şişlik bu durum kalbin vücuda yeteri kadar kan pompalamak için fazla çalışmasından kalp yetmezliğinden kaynaklamaktadır. Hırıltı, uyuşukluk, iştah azalması da diğer belirtileridir.

Akut Akciğer Birikmesi Belirtileri

Nefes darlığı, hırıltı ve sanki boğulma duygusu yaşara hasta. Tedirginlik ve huzursuzluk gibi belirtileri gözlenmektedir. Bunun dışında Kanlı balgamlı öksürük görülür. Aşırı terleme ve soluk cilt belirtileri vardır. Kalp çarpıntısı gibi belirtiler oluşmaktadır. Kalp yetmezliği varsa göğüs ağrısına da yol açmaktadır.

Akciğerde Sıvı Birikmesi Neden Olur

Akciğerde Sıvı Birikmesi, nedenleri arasında kalp yetmezliği görülmektedir. Kardiyak pulmoner ödem  hastalığı veya konjestif kalp yetmezliği  akciğerlerdeki sıvı birikmesinin oluşmasına yol açar. Kalbin sol ventrikülü akciğerden gelen oksijeni alarak vücuda pompalar. Ancak zamanla hastalık ya da aşırı çalışma nedeniyle sol ventrikül zarar görür. Bu nedenle gelen kanı yeterince pompalayamaz. Bu yüzden zamanla kılcal damarlardaki ve duvarlar zarar görür ve basınç oluşturur.

Akciğerde Sıvı Birikmesi, tedavisinde hastanın oksijen alması gerekmektedir. Bunu sağlamak amacıyla hastanın ağız ve burnunu kaplayan bir maske takılır. Bunun yanında kanula denilen burun deliklerinden içeriye giren esnek bir araçla da sağlanabilir. Bazı vakalar da nefes alma işlemini sağlamak amacıyla vantilatör kullanılmaktadır. Bunun yanında hastaya ilaç tedavisi yapılır.

Akciğerde Sıvı Birikmesi, için evde yapabileceklerimizde vardır. Eğer hastanın kalpten kaynaklanan bir rahatsızlığı varsa akciğerlerde sıvı birikimini önlemek için dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Bunlardan başta kilonuzu günlük olarak takip etmelisiniz. Sabah kilonuzu kontrol edin eğer gün sonunda 1 ile 1,5 kilo arasında artış varsa doktora görünmelidir. Bu tür hastaların kendilerine verilen diyete dikkat etmeleri gereklidir. Bu hastalar özellikle tuzu az tüketmelidirler. Diğer bir dikkat edilmesi gereken nokta ise kan basıncını düşürmektir. Bu hastaların uykusuna da dikkat etmesi gerekir gece uzun ve derin bir uyku uyumalıdır. 

]]>
Kulakta Sıvı Toplanması https://www.sivi.gen.tr/kulakta-sivi-toplanmasi.html Wed, 07 Nov 2018 03:11:21 +0000 Kulakta Sıvı Toplanması, Tıp dilinde efüzyonlu otit olarak adlandırılır. Ağrı ve ateşlenme olmadan orta kulakta sıvı birikmesi olarak ortaya çıkar. Maalesef en fazla çocukların yaşadığı bir sıkıntıdır. Oku Kulakta Sıvı Toplanması, Tıp dilinde efüzyonlu otit olarak adlandırılır. Ağrı ve ateşlenme olmadan orta kulakta sıvı birikmesi olarak ortaya çıkar. Maalesef en fazla çocukların yaşadığı bir sıkıntıdır. Okul çağındaki çocuklarda daha fazla rastlanılır. Hiç bir enfeksiyon ve belirti vermeden sağlam kulak zarı arkasında sıvı toplanması ile oluşan orta kulak iltihaplanmasıdır. Akut olarak ilerleyen orta kulak iltihabının iyileşmesinden sonra kulak zarı arkasında sıvı kalmasından kaynaklanır. Biriken sıvının %50'si ilk bir ay içinde geri kalan kısmı ise devam eden iki aylık süreçte kendiliğinden kaybolur. Şayet sıvı üç ay içinde kaybolmaz ise kulakta sıvı toplanması olarak kabul edilir ve tedaviye geçilir.  

Kulakta sıvı toplanması nedir

Genelde çocuklar orta kulak iltihabına meyillidir. Orta kulakta bulunan östaki borusu genize açılmaktadır. Östaki borusunun görevi orta kulağın havalanmasını ve drenajını sağlamaktır. Östaki borusu çocuklarda yetişkinlere göre daha yatay bir pozisyondadır. Çocuk 7 yaşına geldiği zaman yetişkin açısına ulaşır. Ayrıca çocukta geniz eti sıkıntısı da var ise geniz eti hem östaki borusunun ağız kısmını tıkar hem de orta kulakta mikroplar için bir yol oluşturur. Bağışıklık sistemi de tam olarak gelişmediği için tüm bu sebeplerle orta kulak iltihabı oluşur.

Erişkin bireylerde ise kulakta sıvı toplanması genel olarak nezle yada grip gibi üst solunum yolu rahatsızlıklarını takiben oluşur. Yapılan muayenede kulak matlaşma şeklinde bir renk değişimi ve kulak zarında çökmeler görülebilir. Kulak zarı arkasındaki hava kabarcıkları ise en belirgin sıvı toplanması özelliğidir. Orta kulak basınç testi ve işitme testi kesin tanıyı koydurur. 

Özelikle çocuklarda seslendiğiniz zaman yanıt alamamanız, televizyonu çok yüksek sesle izlemesi anne ve babaların en büyük şikayetleridir. Kulakta sıvı toplanması sık olarak tekrarlar ise kulakta kireçlenme, iç kulak işitme kaybı, kolesteatom hastalığı ve ilerleyen dönemlerde tam işitme kaybına kadar daha ciddi sıkıntılar oluşabilir. 

Kulakta sıvı toplanmasını artıran faktörler

  • 2-6 yaş arası çocuklarda sık sık tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları
  • Geniz eti oluşumu ve geniz etinin büyüklüğü
  • Herhangi bir alerjik hastalık
  • Prematüre doğum
  • Vücut ağırlığının düşük olması
  • Anne sütünün hiç alınmaması yada erken bırakılması
  • Enfeksiyona açık kalabalık ortamlar
  • Nem ve yaşanan bölgenin iklim koşullarıdır.

Kulakta sıvı toplanması tedavisi nasıl yapılır

İlk önce bünyedeki risk faktörleri belirlenir. Yaş, kronik üst solunum yolu enfeksiyonları, geniz eti, alerji ve bağışıklık sistemine göre hasta değerlendirilir. Öncelikli tedavi ilaç tedavisidir. Biriken sıvının iltihap içermesinden dolayı antibiyotik tedavisi uygulanır. Antibiyotik tedavisi olsa bile tekrarlama riski olduğundan hasta belli aralıklarla sürekli gözetim altında tutulur. Geniz eti büyükse tedaviyi olumsuz etkiler, bundan dolayı geniz eti için cerrahi tedavi yapılır ve kulağa ventülasyon tüpü takılır. Böylece kulakta sıvı toplanmasının oluşturduğu işitme kaybı önlenir. Bu durumda kulağın sudan korunması gerekir.

Kulaktaki sıvının emilmesine yardımcı ilaçlar, spreyler, şuruplar  antihistaminik ilaçlar kullanılır. Tedavinin ilk üç aylık sürecinde sıvı yok olmamış ise cerrahi tedavi uygulanır. 

  

]]>
Sıvı Nitrojen https://www.sivi.gen.tr/sivi-nitrojen.html Wed, 07 Nov 2018 11:01:05 +0000 Sıvı Nitrojen; dünya atmosferinin yaklaşık %78’ini oluşturan, renksiz ve kokusuz bir gaz olan nitrojen gazının sıvılaştırılmasıyla oluşur. Nitrojenin diğer bir adı da Azottur.Sıvı Nitrojen nitrojen gazın Sıvı Nitrojen; dünya atmosferinin yaklaşık %78’ini oluşturan, renksiz ve kokusuz bir gaz olan nitrojen gazının sıvılaştırılmasıyla oluşur. Nitrojenin diğer bir adı da Azottur.

Sıvı Nitrojen nitrojen gazının soğutulmasıyla elde edilir. Bu işleme yoğuşma denir.

Su buharı, 1atm basınç altında, 100°C’de kaynar; yani 100°C’nin altında yoğunlaşarak suya dönüşür. Ancak nitrojenin kaynama noktası -196°C olan bir maddedir ve başka bir deyişle yoğuşma işlemi içn nitrtojen gazının -196°C’ye kadar soğutmak gerekir. Tam da bu konuyla yani düşük sıcaklıkların elde edilmesi, ölçülmesi ve kullanılması ile Kriyojenik olarak adlandırılan bilim dalı ilgilenir.

Soğutma İşlemi

Maddeler çok düşük sıcaklıklara kadar nasıl soğutulur sorusunun cevabını anlayabilmek için ilk olarak gazlarla ilgili 1-2 temel prensibin bilinmesi gerekir. Öncelikle gazlar sıkıştırıldıkları zaman ısınırlar, eğer bunun tam tersini düşünecek olursak genleşen gazlar ise soğurlar; bu etki Joule-Thomson etkisi olarak da bilinir.

Öyleyse, nitrojen gazının önce sıkıştırılması gerekir, daha sonra da sıkıştırılırken ısınan bu gaz soğutulmalıdır.  Ardından elde edilen bu küçük hacimli ve soğuk gaz aniden genleştirilmelidir. Gaz genleşirken daha da soğur ve bu sırada sıvılaşır. Elbette bu genleşme işleminin iyi yalıtılmış bir ortamda yapılması gerekir aksi halde hava dış ortamdan ısı alarak denge sıcaklığına ulaşır.

Ayrıştırma İşlemi

Elde edilen sıvının içinde nitrojenle (~%78) birlikte oksijen(~%21) de vardır. Sonraki aşamada bu maddelerin ayırılması gerekir. Sıvı haldeki oksijenin kaynama noktası (-186.9°C) sıvı nitrojene göre daha yüksektir; öyleyse bu sayede damıtma yöntemi ile birbirlerinden ayrılabilirler. Bu işlem 20.yy’ın başlarında Dr. Carl von Linde ve William Hampson tarafından geliştirilmiştir. 

Ancak oksijen ve azottan dışında havada başka gazlar da vardır. Bu önemli bir sorun işleme başlamadan önce havanın filtrelerden geçirilerek toz, nem, karbondioksit ve diğer gazlardan arındırılması ile aşılır. 

Sıvı Nitrojen Kullanım Alanları

Sıvı Nitrojenin kullanıldığı yerlerin en başında laboratuarlarda biyolojik örneklerin saklanması(yumurta, sperm bankaları, vs.) ve yiyeceklerin dondurulmuş halde uzak mesafelere taşınması gelir. Ayrıca, deri cerrahisi ve akne tedavisinde faydalanılan sıvı nitrojen CCD algılayıcıların soğutularak verimliliğinin arttırılmasında ve bilgisayarlarda performans arttırma amacıyla yapılan “overclocking” işlemi sırasında çok ısınan işlemcinin soğutulmasında da kullanılır.

Kimyagerler ise sıvı nitrojeni genellikle laboratuvardaki pompa tuzaklarında soğutucu olarak kullanır. Bu sayede hem vakum pompaları kimyasalların buharından korunmuş olur hem de vakum verimliliği artar. Ayrıca laboratuvarlarda çıkabilecek ufak yangınların söndürülebilmesi içinde oldukça kullanışlıdır.

]]>
Kulakta Sıvı https://www.sivi.gen.tr/kulakta-sivi.html Thu, 08 Nov 2018 04:07:25 +0000 Kulakta sıvı, birikmesi veya kulakta sıvı toplanması ciddi bir durumdur. Kulak insan vücudunun denge merkezidir. Bu yüzden kulak bakım ve temizliği düzenli olarak yapılmalı, kulağın içerisine yabancı maddeler sokulmamalı, yük Kulakta sıvı, birikmesi veya kulakta sıvı toplanması ciddi bir durumdur. Kulak insan vücudunun denge merkezidir. Bu yüzden kulak bakım ve temizliği düzenli olarak yapılmalı, kulağın içerisine yabancı maddeler sokulmamalı, yüksek sesle müzik dinlenmemeli, kulak zarına zarar veren ve orta kulak iltihaplanmasına sebep olan her türlü durumdan kaçınılmalıdır. Kulakta sıvı birikmesi kulak tıkanıklığına zaman içinde ise işitme kaybına ve sağırlığa yol açar. Kulakta sıvı birikmemesi için kişisel olarak tedbirler almanız gerekmektedir. Duş esnasında veya tatilde denizde yüzerken kulağa su kaçırmamak gerekir. Bunun için gerekirse kulak tıkaçları kullanılmalıdır. 

Kulakta Sıvı Birikmesi Nedir

Kulakta sıvı birikmesi genellikle çocuklarda görülür. Bu tanının konulması dikkat gerektirir. Ağrı veya ateşe sebep olmayan kulakta sıvı birikmesinin en büyük belirtilerinden biri ise işitme kayıplarıdır. Çocuğunuz normal ses düzeylerine tepki vermiyorsa, İsmini yüksek sesle söylediğinizde algılıyorsa, televizyon veya müzik dinlerken sesi çok açıyorsa bunlar kulakta sıvı biriktiğine bir işarettir. Peki Çocuklarda kulakta sıvı birikmesi nasıl meydana gelir.

Çocuklarda Kulakta Sıvı Nasıl Meydana Gelir

Çocukların çoğu orta kulak iltihaplanmasına yatkındır. Çocuklarda orta kulak östaki borusuyla birlikte genze açıldığından iltihaplanma ihtimali daha yüksektir. Çocukların östaki borusu yetişkinlere oranla daha yataydır. Yetişkinlerdeki açıya ise 7 yaştan sonra ulaşırlar. Orta kulak iltihabına yol açan bakterilerle savaşmak için çocuğun bağışıklık sistemi yeterli gelmeyebilir. Kulakta sıvı birikmesi sonucu çocuklarda orta kulak iltihabı ilk 3 yaşa kadar sıklıkla görülmektedir. Orta kulak iltihabına yakalanan çocuklarda kulak arkasındaki sıvı %40 ihtimalle 1 ay kalmaktadır. Kulakta sıvı birikmesi ciddi bir problemdir. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığında mutlaka kulak burun boğaz hekimine gözükülmesi gerekmektedir.

Yetişkinlerde Kulakta Sıvı: Genellikle üst solunum yolları enfeksiyonu sırasında meydana gelir. Nezle olan bir yetişkinin kulakta sıvı birikmesi sorunuyla karşılaşması muhtemeldir.

Kulakta Sıvı Tedavi Yöntemleri

Kulakta sıvı birikmesinde ki  ilk müdahale yöntemi ilaçlardır. Kulakta sıvı oluşması zararlı bir sıvıdan dolayı olduğu için antibiyotiklere başlanmalıdır. antibiyotik tedavisi günü gününe ve saati saatine uyularak içilmelidir. Antibiyotik bitmeden nasılsa iyileştim denilerek tedavi yarıda kesilmemelidir. Kulakta sıvı birikmesi sonucu verilen antibiyotik yaklaşık 2 hafta kadar kullanılmalıdır. Çocuklarda şurup tedavisi, alerjik durumu olanlarda ise kortizonlu spreyler tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Kulakta sıvı birikmesi sonucunda kullanılan ilaçlardan sonra her 3-4 ayda bir sürekli olarak kontrollere gidilmelidir. Geçmiş olsun
]]>
Sıvı Yakıtlar https://www.sivi.gen.tr/sivi-yakitlar.html Thu, 08 Nov 2018 14:01:48 +0000 Sıvı Yakıtlar: Araç ve makineleri çalıştırabilmek için yakılan maddelere yakıt denir. Yakıtlar ulaşım, ısınma, elektrik üretimi, yemek pişirme, aydınlatma gibi alanlarda kullanılır. Yakıtlar katı,sıvı, Sıvı Yakıtlar: Araç ve makineleri çalıştırabilmek için yakılan maddelere yakıt denir. Yakıtlar ulaşım, ısınma, elektrik üretimi, yemek pişirme, aydınlatma gibi alanlarda kullanılır. Yakıtlar katı,sıvı, gaz yakıtlar olarak üç şekildedir. Sıvı yakıtlar, petrol ve petrolün rafine edilip işlenmesiyle oluşan yakıtlardır. Enerji kaynaklarının çoğu petrolden karşılanmaktadır.  Ülkemizde petrol çıkarılmaktadır fakat yeterli değildir. Bu nedenle dışarıdan ithal edilmektedir. Her geçen gün ham madde kaynaklarının azalması sonucu yeni enerji kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır. Yüksek enerji sağlayabilen kaynaklara ulaşılabilmesi için birçok çalışmalar yapıldığı bilinmektedir. Makbul olan, az ham madde ve çok enerjidir. Sıvı yakıtlar, katı yakıtlara göre daha fazla enerji veren yakıtlardır. Aynı zamanda daha pahalıdır. Çünkü bu yakıtlar ham maddenin işlenmesi sonucu elde edilmektedir. 

En bilinen sıvı yakıtlar şunlardır: 

Benzin:Petrolden üretilen bir sıvı yakıt türüdür. Günümüz ulaşım araçlarında en çok kullanılan sıvı yakıtlardan biridir. Benzinin kalitesini oktan sayısı gösterir.
Fuel Oil: Ham petrolün damıtılmasıyla fuel oil yapılır. Isı verimi yüksek oluşu, atık bırakmaması, otomatik sistemlerde kullanımının kolay oluşu gibi nedenlerle tercih edilmektedir. Nakliye ve depolanması kolaydır
Bio Dizel:Bitkisel, hayvansal yağlardan veya atık yağlardan elde edilen bir sıvı yakıttır. Genelde yağ bitkilerinin tohumlarından üretilmektedir. Alternatif dizel motor yağı olabilir. Çevre dostu olan bu yağ günümüzde yaygın olarak kullanılmamakla birlikte kullanımını arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Gaz Yağı: Jet yakıtı olarak da kullanılan, petrolün rafine edilmesiyle üretilen bir yakıttır. Gaz halde değildir. Kerosen adıyla da bilinmektedir. Genelde sanayi alanında kullanılmaktadır. Yanıcı madde özelliğindedir.Renksizdir.
Mazot: Petrolden üretilen sıvı yakıt türlerinden biridir. Motorin olarak da bilinir. Petrolün işlenmesindeki üçüncü ana üründür.
Alkol:Alkolden üretilen bazı sıvı yakıtlar benzinle birlikte alternatif olarak değerlendirilebilir. Yakıttan ziyade kimya sanayisinde kullanılmaktadır.
Bio Etanol:Çevre kirliliğine neden olmayan bir yakıt türüdür. Uçucu ve yanıcı sıvı bir yakıttır. %100 organik alkolden imal edilir. Genelde kapalı şöminelerde kullanılmaktadır.
]]>
Göğüsten Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/gogusten-sivi-gelmesi.html Thu, 08 Nov 2018 23:52:19 +0000 Göğüsten sıvı gelmesi; tıpta galaktore olarak isimlendirilen  bir durumdur. Göğüsten gelen sıvı renksiz ve beyaz bir yapıda olur. Ancak bazı durumlarda yeşilimsi ya da sarı renkte de görülebilir. Göğüs sekresyonunu açığ Göğüsten sıvı gelmesi; tıpta galaktore olarak isimlendirilen  bir durumdur. Göğüsten gelen sıvı renksiz ve beyaz bir yapıda olur. Ancak bazı durumlarda yeşilimsi ya da sarı renkte de görülebilir. Göğüs sekresyonunu açığa çıkarmak için göğsün alt tarafından meme başına doğru bir bası uygulanır. Göğüsten gelen sıvı her iki göğüste ya da tek bir göğüste de görülebilir. Eğer tek bir göğüsten sıvı geliyor ise, bir hastalığın habercisi olabileceğinden hemen doktora başvurulmalıdır. Meme bezini uyaran prolaktin hormonunda yaşanan artış göğüsten sıvı gelmesine sebep olabilir. Prolaktin hormonu hipofiz bezi aracılığıyla üretilmektedir. Depamin hormonu ise prolaktin hormonunu eksilten bir hormondur.

Göğüsten sıvı gelmesi nedenleri:

Prolaktin hormonunun artması: Hipofiz bezi tarafından üretilen prolaktin hormonu göğüste oluşan bir tümör tarafından fazla salgılandığında göğüsten sıvı gelebilir.

Hipotiroidizm: Troid bezinin az çalışması olarak bilinen hastalık troid bezini uyaran TRH isimli hormonun artmasına sebep olur. Bu hormonda yaşanan artış prolaktin salgılayan hücreleri uyarır ve daha fazla salgılanmasını sağlar. Beraberinde göğüsten sıvı gelebilir.

İlaçlar: Vücutta bulunan dopamin maddesi prolaktin salgısını bastırır. Dopamin salgısını azaltan ilaçlar kullanılıyor ise, prolaktin salgısı istemsiz olarak azalabilir. Bu sebeple de göğüsten sıvı gelebilir.

Kanser: Nadir bir durumda olsa göğüsten sıvı gelmesi kanserin habercisi olabilmektedir.  Kanser nedeniyle oluşan sıvı kanlı ya da çok berraktır ve kendi kendine oluşur.

Bütün bunların haricinde uzun dönem bebek emzirmek, stres östrojen hormonunun bazı etkenlere bağlı olarak artması, böbrek ve akciğerlerde oluşan tümörler de göğüsten sıvı gelmesine sebep olabilmektedir.

Göğüsten sıvı gelmesi olarak bilinen galaktore görülen hastalarda yumurtlamanın azalması ve adet görememe gibi şikayetler görülür. Bu şikayetlere prolaktin hormonunu azaltıcı etkisi olan ilaçlar doktor  tarafından yazılarak adet düzensizliği ortadan kaldırılabilir. Bununla beraber çok ciddi olmasa da hafif tüylenme görülebilir. Prolaktin hormonu yüksek kadınlarda kanda, kan şekeri değerleri de yüksek seyredebilir. Göğüsten sıvı gelmesi 6 ile 1 yıldan uzun süredir devam ediyorsa kadınlarda bebek sahibi olamama, kıllanma, adet düzensizliği gibi şikayetler artarak devam edebilir. Bu gibi  durumlarda hipofiz tümörünün varlığı incelenmelidir.

Göğüsten sıvı gelmesi tedavisi:

Göğüsten sıvı gelmesi dopamin agonisti olarak isimlendirilen  ilaçlar ile kontrol altına alınabilir. Bu ilaçlar, kanda dopamin benzeri etki gösterme özelliğine sahiptir. Hipofiz bezinde tümör tespit edilmiş ise, hastanın düzenli olarak takip edilmesi gerekir. Hipofiz bezindeki tümör küçük ise, ilaç tedavisi yeterli olur. Ancak büyük tümörlerde ameliyat gerekebilir.
]]>
Beyin Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/beyin-sivisi.html Fri, 09 Nov 2018 15:23:24 +0000 Beyin sıvısı, bedenimiz ile beyin ve omurilik arasındaki bariyere benzeyen yapıyı korumak ve gereken geçirgenliği sağlayan sıvıdır. Beyin ve omurilik dediğimiz kavramlar birbiriyle ilişkilidir. Bu sıvı beyin omurilik yapısın Beyin sıvısı, bedenimiz ile beyin ve omurilik arasındaki bariyere benzeyen yapıyı korumak ve gereken geçirgenliği sağlayan sıvıdır. Beyin ve omurilik dediğimiz kavramlar birbiriyle ilişkilidir. Bu sıvı beyin omurilik yapısının çevresinde ve beyin içinde bulunur ve dış çevresinde ise zar denilen bir katman bulunur. Vitamin, mineral ve ilaçlar doğrudan beyne değil ancak bu sıvı ile iletilir. Beyin omurilik sıvısı vücudun ikinci dolaşım sağlayan yapısıdır.

Beyin sıvısı ne işe yarar 
Beyin omurilik sıvısı başlangıç noktası olan beyin ve omurilik hizasında ilerleyen kapalı bir yapı içinde zarlı bir yapı ile yer alır. Beyine ulaşmaya çalışan mikro organizmalar vücudu öldürebilecek kadar önemli ve ciddi sonuçlar doğurduğu için bu sıvı vücut için çok önemlidir. Vücudun %70 i su ile kaplı olduğu için vücuttaki sıvı artmaları ve azalmaları da önem taşımaktadır.

Beyin sıvısı azalır ise ne olur
Beyin omurilik sıvısı azalması yaygın görülen bir durum değildir. Genel olarak bel sıvısında artış ve bununla birlikte tıkanıklık olarak görülür. Beyin omurilik sıvısındaki azalma aşağıdaki durumlarda görülür:
  • Sıcak yaz aylarında vücut için gereken sıvı tüketilmez ise vücut terleme yolu ile daha fazla sıvı kaybeder ve beyin omurilik sıvısında da eksilme olabilir.
  • Yiyeceklerden ya da başka bir virütik sebepten dolayı ishal olan kişilerde vücudun sıvı kaybetmesi, omurilik sıvısının azalmasına neden olabilir.
Yukarıdaki rahatsızlığın genel belirtisi olarak baş ağrısı görülür. Bir hastalık gibi düşünülmemelidir.

Beyin omurilik sıvısı vücuttan alınabilir mi
Beyin sıvısı vücuttan farklı yöntemler ile alınabilmektedir ve genellikle bunun için bel bölgesi kullanılır. Beldeki omurgaların ortasına uzun bir iğne ile ulaşılabilir. Hasta belli bir açıya denk gelecek şekilde pozisyon alarak oturtulur ve omurga kemik sisteminin ortasına iğne batırılır. Zar ile kaplı yapıda bir delik açtıktan sonra açığa çıkan sıvı tüp yardımı ile alınır. Omurilik sıvısı ventrikel olarak adlandırılan yani beyin içindeki kıvrımlı yapıdaki boşluklara iğne yardımı ile ulaşılabilir. Bu yöntem özel durumlarda nadir olarak uygulanır. Alanında uzman olan doktorlarca steril bir ortamda yapılması gereken işlem çok riskli değildir fakat hafife de alınmamalıdır. Bilinmesi gerekir ki vücutta enfeksiyonların girişi için bir açıklık oluşmaktadır.

Beyin sıvısı testi hangi hastalıklar için yapılabilir
Genel olarak beyin zarı iltihaplanması, MS, beyin kanamaları, enfeksiyonlar ve tümörlerin teşhis edilebilmesi açısından kolaylık sağlar. Örnek olarak beyin kanaması riski söz konusu ise ve çekilen filmlerde kanama görüntülenemiyorsa alınan sıvı kanlı gelir ve beyin kanaması şüphesi netleşir. 

Beyin sıvısı testinin herhangi bir riski var mı
Bu işlemin riskleri vardır. Vücuda batırılan iğne ile açık bir yara oluşturulmaktadır. Enfeksiyon riski olan bir işlemdir. Zor bir bölgeden ve küçük bir yerden girildiği için yapıldığı bölgedeki dokuda zedelenme ve tahriş oluşabilir. Hijyen bu uygulamada çok önemlidir. Korkulacak ve kaçınılacak bir işlem değildir ancak hijyene dikkat edilmeli ve mutlaka bir uzman tarafından yapılmalıdır.
]]>
Göbekten Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/gobekten-sivi-gelmesi.html Fri, 09 Nov 2018 19:17:52 +0000 Göbekten Sıvı Gelmesi, göbek deliği iltihabının belirtisidir. Göbek deliği iltihabı (omfalit) her yaştan insanı etkileyen çok sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Göbekten sıvı gelmesi pek çok nedene bağlı olup her ke Göbekten Sıvı Gelmesi, göbek deliği iltihabının belirtisidir. Göbek deliği iltihabı (omfalit) her yaştan insanı etkileyen çok sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Göbekten sıvı gelmesi pek çok nedene bağlı olup her kesimden ve yaştan insanı tehdit eden bir durumdur. Değişik maddeler, mantarlar  ve bakteriler yapısı gereği kolaylıkla göbek deliğinde birikebilir. Bu da enfeksiyon ya da iltihap oluşma ihtimalini yükseltir. Göbek deliğindeki iltihap yani göbekten sıvı gelmesi durumunda doktora başvurulması halinde kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Göbekten sıvı gelmesi durumu tedavi edilme ise ya da bu durumun ihmal edilirse ilerleyen zamanlarda sürekli hale gelebilmektedir. Göbek düşmesi ve göbek fıtığı gibi rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Göbek deliği iltihabının en sık rastlanan belirtisi iltihaplı göbek deliğidir. İltihabın türüne ve şekline göre rengi ve büyüklüğü de değişebilmektedir. 

Göbekten Sıvı Gelmesi Belirtileri
  • Göbek deliğinden sıvı ve iltihap gelmesi
  • Göbek deliğinin kokması
  • Göbek deliğinin kanaması 
  • Kızarıklık ve şişlik
  • Orta seviyeli ağrı
Göbekten Sıvı Gelmesi Nedenleri

Göbek deliği nemli ve sıcak bir alan olduğu için bakterilerin veya mantarların üremesine elverişli bir bölgedir. Göbek bölgesi fiziksel yapısından ötürü bakteri ve mantarı kolay barındıracak bir bölgedir. Bakteri ve mantar sayısının çoğalması göbek deliği göbek deliğinden sıvı gelmesine ve enfeksiyonu  neden olmaktadır.

Dokunmak: Elimizde bir çok bakteri taşımaktayız eğer elimizle göbek deliği ya da etrafına dokunursak veya kaşırsak bakterilerin bu alana kolayca yayılmasına neden oluruz. Onun için çok gerekmediği sürece elinizle göbek deliği veya etrafına dokunmayın.

Hijyen Eksikliği: Gereğinden daha az duş almak düzgün bir şekilde sabun kullanmamak bakteri ve mantarları göbek deliğinde arttırmaktadır. Ayrıca kirli su ile duş almak bakterilerin çoğalmasına neden olmaktadır. Bunu engellemek için daha sık duş alabilirsiniz ve kullandığınız suyun kirli olmadığına dikkat ederek göbek deliği iltihabını önleye bilirsiniz.

Aşırı Terleme: Aşırı terleyen insanlarda göbek deliği nemli olmaktadır buda bakterilerin çoğalması için uygun en uygun ortamı yaratmaktadır.

Tıbbi Tedavi Yöntemi

İltihabın ilerlemesine göre doktorunuz size hangi ilacı almanız gerektiği size söyleyecektir. Göbekten sıvı geldiği zaman yapmanız gereken ilk şey vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak ve doktorun önerileri doğrultusunda hareket etmektir. İltihap durumu orta seviyedeyse doktorunuz size antibiyotik kremlerin yeterli olduğunu söyleyecektir. Birkaç kez kullanıldıktan sonra büyük ihtimalle iyileşeceksiniz. İltihap çok ilerlemişse kremin yanında antibiyotik hap da verilmektedir.

Evde Yapılacak Tedavi

Evde yapılabilecek birkaç şey mevcut bu yöntemleri deneyerek göbekten sıvı gelmesi tedavi edebilirsiniz. İşte evde kolaylıkla uygulayabileceğiniz birkaç yöntem:
Ilık tuzlu su:  Tuzlu su bakterileri temizleyerek iltihabın kaybolmasını sağlamaktadır. Öncelikle ılık su elde etmek için suyu kaynatıp ılınmasını sağlamalıyız. Bu yöntem ile sudaki mikroplardan da kurtulmuş olursunuz.

Çay Ağacı Yağı: Bu yağ da antibakteriyel ve mantar önleyici özellikleriyle iltihabın geçmesini sağlamaktadır. Birkaç damla çay ağacı yağıyla bir çay kaşığı zeytin  yağını karıştırıp pamuk yardımıyla iltihaplı bölgeye uygulayın.

Alkol: Günde 2-3 defa kullanarak bakterileri öldürürsünüz. İltihaplı bölgeye uygulamak iltihabı yok edecektir.
]]>
Sıvı Ölçüleri https://www.sivi.gen.tr/sivi-olculeri.html Fri, 09 Nov 2018 23:08:54 +0000 Sıvı ölçüleri; Sıvılar yani akışkanların miktarı hacim birimleri ile ölçülür. Litre,  m3 vb. birim ve türevleri kullanılır. Sıvılar, maddelerin ne kadar olduğunu yani hacimlerini ölçmek için kullanılan ölçüle Sıvı ölçüleri; Sıvılar yani akışkanların miktarı hacim birimleri ile ölçülür. Litre,  m3 vb. birim ve türevleri kullanılır. Sıvılar, maddelerin ne kadar olduğunu yani hacimlerini ölçmek için kullanılan ölçüler. Sıvı ölçülerin temel ve en çok kullanılan birimi litre ve galondur. Litre, kısaca l ile gösterildiği gibi litreden küçük sıvıların miktarları ise Litrenin santilitre (cl) ve mililitre (ml). Katları ile, litreden büyük sıvıların miktarları litrenin katlarıyla ölçülür. Litrenin Katları ise; dekalitre (dal), hektolitre (hl) ve kilolitre (kl)dir. Litrenin Askatları ise; desilitre (dl), Sıvı ölçüsü birimleri onar onar büyüdüğü gibi, onar onarda küçülürler. Bir sıvının ölçüsü, birimini bir alt birime çevrilirken 10 ile çarpılır ve bir üst birime çevrilirken ise 10 ile bölünür.

Sıvı ölçüleri; Gaz, benzin, süt ve su gibi akıcı maddelerde, litre ile ölçülür. Sıvı ölçüsünün temel birimi litredir ve “lt” ile gösterilir. 1 litre sıvı hacmi 1 dm3’e eşittir.

Sıvıları ölçmek için kullanılan aletler ise;

Tüp: Uzun ve ince kenarlı camdan yapılan ve silindir şeklinde sahip kaplardır. Lazım olan  hacme göre uygun dar ve geniş çaplı ve uzun tipleri vardır. 2 ile 20 ml arasında olan tüplerin hacimleri değişir. Sıvıların ölçüldüğü tüpler çıplak bek alevinde ısıtılabilir. Isıtma sırasında ise tüpler tahtadan yapılmış olan tüp maşası yardımı ile tutulur.
Beher kabı: Geniş silindir şekline sahip tabanı düz olan cam kaptır. 10 ml’den başlayan ve 2 litreye kadar farklı hacimlerde imal edilir. Isıtmaya karşı dayanıklı olan beher kabı  her zaman amyantlı tel bir kafesin üstünde ısıtılır.

Erlenmeyer Kabı: Konik şekle sahip cam kaplardır. Hacimleri 25 ml ile 2 litre arasında değişen erlenmeyer kabı çözeltilerin çalkalama ve titrasyon gibi işlemleri için kullanılır

Balonlar: Dibi düz ve yuvarlak olan tipleri de vardır. Camdan yapılır ve sıvı ölçüleri ve kaynatma işlemleri için uygundur.

Balon Joje (Ölçü Balonları): İnce ve uzun boyunlarında hacimlerini belirleyen çizgiler vardır. Alt kısmı şişkin camdan kaplı olup, belli sıcaklıkta üzerlerinde ise belirli hacimde sıvılar alabileceği şekilde ayarlanır. Üstünde 20°C ’de kaç ml olduğunu gösteren sayılar yazılır. 10 ml’ ile 2 litre arasına kadar hacme sahip olanları vardır.

Dereceli silindir (Mezür): Ölçü balonlarında olduğu gibi hassas olarak yapılmamıştır. Sıvıların hacimlerini ölçmek için kullanılır. Camdan yapılırlar. Üstünde ölçmek için hacimleri aralıklı aralıklı olarak yazılmıştır.

Pipet: Sıvıların az miktarda ve hassas olarak ölçmek için camdan yapılmış olan ölçüm aracıdır. Bölümlere ayrılmış olan  pipetin uç kısmı alınacak olan sıvıdan batırılıp havasını emerek sıvı, pipetin çizgisinin biraz üzerine yükselince, pipet üst tarafından işaret parmağı ile kapatılır. İşaret parmağı hareket ettirilerek sıvının serbest akması sağlanır. İstenen seviyeye gelince kapatılır.

]]>
Omurilikten Sıvı Alınması https://www.sivi.gen.tr/omurilikten-sivi-alinmasi.html Sat, 10 Nov 2018 05:49:37 +0000 Omurilikten Sıvı Alınması, omurilik, omurlar arasında kemik bir kanalın içinde ve bir sıvının çerisinde yer alır. Bu sıvıya beyin omurilik sıvısı yada bel suyu adı verilir.  Beyin içinde ventrikül denen boşl Omurilikten Sıvı Alınması, omurilik, omurlar arasında kemik bir kanalın içinde ve bir sıvının çerisinde yer alır. Bu sıvıya beyin omurilik sıvısı yada bel suyu adı verilir.  Beyin içinde ventrikül denen boşlukların içinde bulunan sıvı omurilik içindeki bir kanal yolu ile beyin etrafında dolaşarak beyin zarında bulunan kanallardan tekrar emilmektedir. Omurilik sıvısı bir gün içinde yarım litre üretilir ve tekrar geri emilir. Omurilikten sıvı alınması tıbbi tanı yöntemlerinden biridir.

Omurilikten sıvı alınması neden ve nasıl yapılır

Omurilik sıvısının incelenmesi ile sinir sistemi hastalıklarının tanısı hedeflenir. Bel bölgesinden su almanın tıp dilindeki karşılığı lomber ponksiyondur. Omurganın içerisinde yer alan omurilik kafatasının içinde yer alan beyin ile birlikte merkezi sinir sistemini oluşturur. Omuriliğin sinirlerini ve beyni dış darbelerden koruyan sıvıya omurilik sıvısı adı verilir. Beyin omurilik sıvısı renksiz ve berrak bir sıvı olup suya benzemektedir. Beyinde oluşan enfeksiyonlar omurilik sıvısına geçtiği için ilerde oluşabilecek hastalıkları tespit etme açısından önemli bir işlemdir. Nöroloji tarafından yapılan bu işlem zamanında yapılırsa menenjit ve ensefalit gibi hastalıkların önüne geçilebilmektedir. Merkezi sinir sisteminin iltihabi hastalıklarında, tümoral hastalıklarda, immünolojik hastalıklarda, omurilik sıvısı alınır. Bazı durumlarda omurilik sıvısı alınamaz. Bu durumlar kafa içi basıncın artması, papil ödemi, bel suyunun alınacağı bölgede ağır yara, kemik iltihabı, uzamış kanama, trombosit sayısının düşüklüğü ve pıhtılaşma bozukluklarıdır. Bu durumlar bel sıvısı alınmadan önce hastada tetkik edilir. Kafa içinde BOS sıvısının arttığı durumlarda normal basınç hidrosefalide ve psödotümör  hastalığının tanısını koymada omurilik sıvısından faydalanılır. Ani gelişen baş ağrıları ile oluşan beyin kanamalarında da bu sıvının test edilmesi çok önemlidir.

Omurilik sıvısında oligoklonal bandın pozitif olarak gelmesi beyin ve omurilikte immünglobülinin sentezlendiğini gösterir. MS hastalığının teşhisi içinde istenen bu test başka iltihabi ve enfeksiyon hastalıklarında da pozitif çıkabilmektedir.

Omurilik sıvısı alınması 

Omurga 5 ana bölümden ibarettir. Bel bölgesi de omurgaya dahildir. Hasta yatar ve oturur pozisyonda iken, hastanın arkasından omurilik sıvısının alınacağı bel bölgesi işaretlenir. Bel bölgesi 5 adet omurgadan oluşmakta olup omurilik sıvısı 3.-4. yada 4.- 5. omur arasından alınır. Genel tercih 4. ve 5. omur arasıdır. Gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra bel bölgesi dezenfekte edilir, atravmatik adı verilen özel iğneler ile ilgili omur aralıklarından birine girilerek omurilik sıvısı alınır. Omurilik sıvısı alındıktan sonra iğne çıkarılır ve bu bölge üzerine steril bez ile basınç uygulanır, bantlanıp kapatılır.

]]>
Sıvı Maddeler https://www.sivi.gen.tr/sivi-maddeler.html Sat, 10 Nov 2018 15:27:36 +0000 Sıvı maddelerin ana maddelerinden biridir. Sıvılar beli bir şekli olmayan maddelerdir, içine kondukları kabın şeklini alan akışkan maddedir. Kayarak hareket ederler. Sıvı molekülleri, sıvı hacmi içinde serbest hareket ederler Sıvı maddelerin ana maddelerinden biridir. Sıvılar beli bir şekli olmayan maddelerdir, içine kondukları kabın şeklini alan akışkan maddedir. Kayarak hareket ederler. Sıvı molekülleri, sıvı hacmi içinde serbest hareket ederler. Parçacıkların (partükülerin) ortak çekim kabiliyeti, hacmin izin verdiği ölçüdedir. Sıvı halde atom ve ya molekülerin katılardan daha düzensiz olup, tanecikler arası boşluklar katılardan daha fazladır. Sıvılar sıkıştırılamaz. Sıvının hacmi onun sıcaklık ve basıncına bağlıdır. Sıvılar aynı zamanda iletkendirler, fakat içlerine katılan maddelerle iletkenlikleri farklılık göster bilmektedir. örnek verecek olursak saf su ve şekerli su yalıtkan, tuzlu su ise iletkendir. Katı maddelere göre daha fazla, gazlara göre ise daha az boşluklu yapıya sahiptir.
sıvı çeşitlerini başlıklar altında örnek vererek incelersek aşağıdaki gibidir.

Su,

Su, bilinen tüm yaşam biçimleri için gerekli ve vazgeçilmez olan tatsız ve kokusuz bir maddedir. Su, canlıların yasamı için hayati bir öneme sahiptir.
Canlılık için gereken tüm fiziksel olaylar hep suyun özellikleriyle gerçekleşebilmektedir. Bu nedenle  suya biyologlar "yasam sıvısı" adını uygun görmüşlerdir.

Zeytinyağı,

Zeytinyağı, zeytin ağacından elde edilen (olea europeea) meyvesinden elde edilen yeşilimsi ve sarımtırak renkte sıvı bir maddedir.

Petrol (Petra oleum),

Petrol, neft ya da yer yağı, hidrokarbondan oluşmuş sudan yoğun kıvamda akışkan, koyu renkli arıtılmamış, arıtılınca birçok sıvı türevleri elde edilen (örnek; benzin mazot gaz yağı) kendisine özgü kokusu olan, yer altından çıkartılan doğal yanıcı mineral bir yağdır.

Sıvı Maddeler Alkol (ispirto),

Pancar, patates nişastasının ve meyve sularının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalanmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz bir sıvıdır.

Süt,

Süt, dişi memelilerin yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek akışkan beyaz bir sıvıdır. Ayrıca bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkteki öz suya da denmektedir.

Kolonya,

Hoş kokulu esansların (eterik yağları) alkolde (ispirto) çözünme siyle elde edilen alkol ve esans karışımıdır. Koku verici uçucu madde olarak genelde bergamot, limon, lavanta, biberiye gibi esanslar kullanılmaktadır. Bütün kolonya çeşitlerinde kokulu maddelerin alkolde çözünmeleri ile sıvı şekilde elde edilmektedir.
]]>
Meni Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/meni-sivisi.html Sun, 11 Nov 2018 14:58:33 +0000 Meni sıvısı er sıvısı olarak da bilinen ve ejekülasyon esnasında penisten çıkmakta olan, içinde erkek üreme hücresi olarak bilinen spermlerin bulunduğu beyaz renkli yoğun ve hafif yapışkan bir sıvı olarak karşımıza çıkm Meni sıvısı er sıvısı olarak da bilinen ve ejekülasyon esnasında penisten çıkmakta olan, içinde erkek üreme hücresi olarak bilinen spermlerin bulunduğu beyaz renkli yoğun ve hafif yapışkan bir sıvı olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkek olan canlıların üremek için üretmiş oldukları bu organik sıvı üreme sırasında kadın üreme ovumunu döllemek üzere üretilmektedir. Bu akıntı sonrasında erkeklerde boşalma adı verilen eylem gerçekleşir.

Meni Sıvısı
Çoğu insan menisinin beyaz renkli olduğu görülse de azman zaman gri ya da sarıya çalan renklerde meni görülmesi de doğal bir durumdur. Ancak menide kan görülmesi ya da meninin pembeye çalan bir renkte olması doğal bir durum değildir ve böyle bir durumda kişinin doktora görülmesi gerekmektedir. Bu sorun hematospermia adı verilen bir tıbbi rahatsızlık işaretidir ve kişinin acil olarak doktor kontrolünden geçmesi gerekmektedir. 
]]>
Çocuklarda Sıvı Tedavisi https://www.sivi.gen.tr/cocuklarda-sivi-tedavisi.html Mon, 12 Nov 2018 13:44:30 +0000 Çocuklarda sıvı tedavisi, en fazla gerek duyulan tedavilerden biridir. Bunun her çocuk doktoru tarafından uygulanabilen dehidrasyon önleyici ya da en uygun şekilde tedavi edebilen, vücuttaki elektrolit bozukluklarının düzeltilebildi Çocuklarda sıvı tedavisi, en fazla gerek duyulan tedavilerden biridir. Bunun her çocuk doktoru tarafından uygulanabilen dehidrasyon önleyici ya da en uygun şekilde tedavi edebilen, vücuttaki elektrolit bozukluklarının düzeltilebildiği tedavi şemaları ile yapılması gereklidir. Fakat bu çoğu zaman mümkün olmaz. Bunun nedeni hastanın yaşının, klinik özelliklerinin, mevcut hastalığının gibi etkenlerin tedavi şemasını etkilemesidir. Bu yüzden etkenlere uygun şekilde hareket edilmelidir.

Çocuklarda sıvı dengesi

Doğum anında vücut ağırlığının yaklaşık % 75 kadarı sudur. Prematüre doğan bebeklerdeki oran % 80 kadarken, daha büyük yaşlardaki çocuklardaki su oranı % 60 kadar olur. Vücutta mevcut olan su, hücre içindeki ve hücre dışındaki su şeklinde iki farklı türlüdür. Hücre dışındaki sıvı plazma ile intertisiel aralıkta olan sıvıyı oluşturur.  Doğumda hücre dışı sıvı % 40, bir yaşındaki çocuklarda 5 30, erişkinlik döneminde % 20-25 kadardır. Yaşın ilerlemesiyle hücre dışı sıvı azalırken, hücre içi sıvıda artış olur. Aynı zamanda hücre içi ve hücre dışı sıvının içerikleri de farklı olur. Hücre zarıyla ayrılan kısımlar arasında da denge vardır. Denge sayesinde devamlı değişim ve etkileşim gerçekleşir.

Plazmanın hacmi kişide normalde 45 ml / kg olur. Erişkinlerde günlük sıvı değişimi oranı % 6, bebeklerde ise % 25 kadardır. Bu vücuttaki sıvı oranına bağlıdır. Bu yüzden sıvı alımının kısıtlandığı ya da sıvı kaybının arttığı etkenlerde bebekler, çocuklar oldukça fazla etkilenir. Bebeklerde vücut ağırlığı erişkinlere oranla yirmide bir, yüzey ölçümleri de yedide birdir. Bu yüzden sıvı ihtiyaçları ve sıvı kaybı ağırlıklarına oranla erişkinlerden yüksek olur. Aşırı sıvı yüklenmesinde ya da akut dehidrasyonda vücutta hücre dışından sıvı kaybı ya da sıvı artışı meydana gelir. Hücre dışı sıvı ozmotik değişimlerden etkilenir. Bu değişimlerde hücre dışı sıvıdaki elektrolit değişimlerini yansıtır. Hücre dışı sıvının kontrolünde üç mekanizma etkilidir. Vücutta normalde sıvı alımı ve kaybı dengelidir. Susama merkezi sıvı alımı kontrolünü yapar. Antreior reseptörler susamayı başlatır. Susama merkezi ise, hipernatremiye hiperglisemiden çok daha duyarlı olur.

Çocuklarda Sıvı Tedavisi
Çocuklarda sıvı gereksinimi

Sıvı tedavisinde hedef idame sıvının tamamlanması, kayıpların tamamlanması, daha önceki kayıpların tamamlanmasını amaçlar. İdame sıvı gereksinimi solunumla, terlemeyle, gaita ile kaybedilmiş hissedilmeyen kayıplar ile idrar miktarından meydana gelir. Çocuklarda her 100 k kalori için yaklaşık 100 ml sıvı gereksinimi olur. Her gün hissedilmeyen 40 ml / kcal sıvı kaybedilir. İdrarla ise 75 ml / 100 kcal kaybedilir. Aynı zamanda vücutta 15 ml / 100 kcal su serbest hale gelir. Bazen fark edilmeyen kayıplar olur ya da azalır. Terleme, ateş, yanık gibi etkenlerde sıvı kaybı artar, hipotroidi gibi hallerde de azalır. Çocuklarda sıvı tedavisi sırasında bu etkenlere dikkat edilmelidir. İdame tedavisi sırasında hedef günlük sıvıyla elektrolitlerin yanında protein, kalori, yağ ile vitaminlerin karşılanması gelir. Kısa süreli olan tedavilerde ise, günlük enerji ihtiyacının sadece % 20 kadarı karşılanabilir. Bu oranda açlıktan kaynaklanan protein yıkımı ile ketoasidozun önlenmesine yeterli gelir. Fakat bu uzadığı zaman hasta her günde vücut ağırlığının yaklaşık % 0,5-1 kadarını kaybeder. Bu yüzden uzun süreli sıvı tedavisinde enerji açığının karşılanmasına dikkat edilmelidir. İhtiyaç olursa total parenteral beslenme uygulanmalıdır. İdame tedavisi sırasında idrar ve dışkıyla kaybedilen elektrolitler tamamlanmalıdır.

Artan sıvı kayıplarının yerine konması

En fazla ishal, gastrik ve idrarla birlikte sıvı ve elektrolit kaybı söz konusu olur. Bunların aynı şekilde yerine konması gerekir.Fakat pratikte bu genellikle mümkün olmaz. Kaybedilenlerin ölç]]> Penisten Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/penisten-sivi-gelmesi.html Mon, 12 Nov 2018 20:57:54 +0000 Penisten sıvı gelmesi sorunu pek çok erkekte görülebilecek bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Değişik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilen bu sorunun en yaygın nedeni cinsel ilişki sonrasında kişinin çeşitli mikr Penisten sıvı gelmesi sorunu pek çok erkekte görülebilecek bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Değişik sebeplere bağlı olarak ortaya çıkabilen bu sorunun en yaygın nedeni cinsel ilişki sonrasında kişinin çeşitli mikroplara maruz kalmasıdır. Cinsel ilişki esnasında korunma sağlanmaması ve tek eşlilik yerine birden fazla kişiyle birlikte olmayı tercih etme gibi durumlar sebebi ile bu sorunun ortaya çıkması söz konusu olabilmektedir. Gonokok ve klamidya adı verilen bakteriler bu akıntıların oluşması üzerinde en etkili olan bakteriler olarak karşımıza çıkıyor. Gonokok bakterisi bel soğukluğu adıyla bilinen hastalığın etkeni olarak karşımıza çıkarken klamidya enfeksiyonu ise belirtileri bakımından bel soğukluğuna çok benzeyen ancak çoğunlukla belirt vermeden seyreden bir rahatsızlıktır.

Penisten Sıvı Gelmesi Nedenleri

Bel Soğukluğu: Penisten sıvı gelmesine neden olacak sorunların başında yer alan bel soğukluğu cinsel yollarla bulaşan bir hastalıktır. Bu sorun ilk olarak peniste yanma hissinin oluşmasına neden olmaktadır. Gün geçtikçe ilerleyen bu rahatsızlıkta penisten sarı renkli bir akıntı gelmeye başlayacaktır. Zamanla bu akıntıların görüldüğü yerlerde kızarıklıklar ve şişmeler meydana gelecektir. Çok kısa süre içinde tedavisi yapılması gereken bu rahatsızlık tedavi edilmezse kısırlığa neden olabilmektedir. Bu rahatsızlığa sebep olan gonokok bakterisi rahatsızlığın ilerlemesi ile birlikte sperm kanallarına yerleşip burada iltihaplanmaya neden olacaktır. Bu da zamanla kısırlığa sebep olacaktır. İdrara sıkışma isteği bu durumun en önemli belirtisidir ve bir diğer belirtisi de idrara çıkıldığı zaman sancı hissedilmesidir.

Klamidya Enfeksiyonu: Peniste akıntı, idrar sırasında yanma hissi ve penis başında kızarıklık ve yanma hissi gibi belirtileri bulunan bu rahatsızlığın belirlenmesi için penisten gelen akıntıdan bir örnek alınıp incelenmesi gerekmektedir. Bel soğukluğu ile benzer şikayetlere sahip olduğu için bel soğukluğuna göre tedavi edilmeye çalışılsa da hastalığın geçmemesi ile birlikte klamidya enfeksiyonundan şüphe duyulmaktadır ve bu aşamada bu hastalığa göre tedaviye başlanmaktadır.

Penisten Sıvı Gelmesi
Penisten Sıvı Gelmesi Tedavisi

Penisten akıntı gelmesine neden olan etkenlerin başında bakteriler gelmektedir. Bu sebeple tedavisi sırasında en çok kullanılanlar antibiyotiklerdir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus bu rahatsızlığa etken olan bakterinin çeşididir. Çünkü her bakteri için farklı bir antibiyotik kullanılması gerekmektedir. Bu yüzden akıntıdan örnek alınarak bakteri türünün belirlenmesi gerekmektedir. Bir diğer önemli konu ise antibiyotik tedavisinin yarıda bırakılmaması gerektiğidir. Aksi halde bakteriler tamamen kurutulamayacak ve rahatsızlığın tekrarlaması söz konusu olacaktır.
]]>
Kahverengi Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/kahverengi-sivi-gelmesi.html Tue, 13 Nov 2018 06:07:59 +0000 Kahverengi Sıvı Gelmesi, bayanlarda vajinal akıntı özellikle adet dönemlerinde yoğun olarak rastlanabilmektedir. Ancak vajinadan gelen sıvının görünümü ve rengi adet döngüsünün farklılıklar gösteren süre ve e Kahverengi Sıvı Gelmesi, bayanlarda vajinal akıntı özellikle adet dönemlerinde yoğun olarak rastlanabilmektedir. Ancak vajinadan gelen sıvının görünümü ve rengi adet döngüsünün farklılıklar gösteren süre ve evrelerinde değişiklikler gösterebilir. Bayanlarda ovulasyon yani ani yumurtlama döneminden hemen önce adet döneminin ilk başında, olası mukus üretimi en üst seviyelerdedir. Bayanlarda adet döneminin ardından kendini gösteren kahverengi sıvı meydana gelmesi ve oluşum sebepleri oldukça merak edilen bir durumdur. Meydana gelen bu kahverengi renge sahip olan bu sıvı her bayanda değişiklikler gösterebilmektedir. Bu yüzden adet dönemlerinde rastlanan kahverengi sıvı her zaman bir rahatsızlık belirişi veya ciddi bir problem olarak değerlendirilmemelidir.

Sağlıklı bayanların da pek çoğunda adet dönemi süresince bazı zamanlar kahverengi sıvıya rastlanabilmektedir. Bayanlarda rastlanabilen ve ne olduğu anlaşılamadığı için de oldukça merak edilen kahverengi sıvılar adet bitiminde leke halinde meydana gelebileceği gibi bazı zamanlarda yoğun olarak görülebilmektedir. Ancak bu kahverengi sıvılar bazı durumlarda endişe edilecek kadar önemli olmadığının yanı sıra bazen de oldukça riskli ve mutlaka tedavi edilmesi gerekli olan bir sağlık probleminin mutlak habercisi olabilmektedir. Adet dönemi ardından rastlanan kahverengi sıvı fizyolojik olarak olağan bir şekilde de kendini gösterebilmektedir. Bu durum genellikle geç kalan adet kanamalarının bazı zamanlarda adet dönemi esnasında veya sonrasında koyu kırmızı, koyu kahverengi veya kahverengi bir sıvıya da neden olabilmesidir. Kahverengi sıvılara sıklıkla endometriyumdan kaynaklanabilen ölü rahim dokuları neden olurken bu durum ise aslında endişe edilecek bir problem değildir.

Kahverengi Sıvı Gelmesi

Adet döneminin hemen ardından kendini gösteren kahverengi sıvı bayanlarda uterus adı verilen yani diğer adı ile rahim mukozası olarak bilinen endometrium dokudan kaynaklanmaktadır. Bu durumda çoğunlukla normaldir. Endometrium sorunu olan bayanlarda her adet döngüsü esnasında adet kanamasını meydana getirmektedir. Ayrıca adet döngüsü ardından rahim içi temizlenmesi diye bilinen zamanda da kahverengi sıvıya rastlanabilmektedir. Kahverengi sıvı temizlenme zamanından kaynaklanıyor ise belli bir süre içerisinde tamamen kesilmesi gerekir. Ancak kesilmeyerek devam ediyor ise o zaman mutlaka bir hekime başvurmak gerekmektedir.  

Kahverengi Sıvı Gelmesinin Farklı Nedenleri Nelerdir

  • Rahim ağzının veya rahim yüzeyinin her hangi bir şekilde yaralanması yani yıkımı.
  • Rahimde rastlanan polipler
  • Kronikleşmiş vajinal mantar iltihapları
  • Bakteriyel vajinosis
  • Rahim ağzı kanser olasılığı
  • Kahverengi sıvı bazı durumlarda gebeliğe bağlı rastlanan implastasyon durumu yani yerleşmeyle ilişkili bir kanama da olabilir. Bu nedenle adet dönemi ardından kahverengi sıvıya rastlanabileceği gibi bu durum hamilelik belirtisi de olabilir.

Rahatsızlıklara bağlı olarak kahverengi sıvı genito üriner adı verilen sistemden kaynaklanan rahatsızlıklardan kaynaklanıyorsa bazı belirtiler kahverengi sıvıyla birlikte rastlanabilir. Bu duruma ise örnek verecek olursak cinsel ilişki esnasında meydana gelen ağrı, vajinada kaşıntı,  cilt tahrişi, sıklıkla tuvalet ihtiyacı duymak, iştah kaybı, vajina içi veya ağzında yanma hissi ve depresyon olarak sıralayabiliriz. Bayanlarda kahverengi sıvı gelmesi şayet bir sağlık sorunundan kaynaklanıyor ise özellikle ilaç tedavisi, diyet programları, cerrahi operasyon ve gerek duyuluyorsa kemoterapi benzeri tedavi şekillerine ihtiyaç duyulabilir. Ayrıca kahverengi sıvının incelemesi için hekimler özellikle smear testi veya bazı farklı testler ve mikrobiyolojik tahliller, hormon tahlili, radrolojik tahliller ve biyokimyasal tahliller isteyebilirler.

]]>
Sıvı Gübreler https://www.sivi.gen.tr/sivi-gubreler.html Tue, 13 Nov 2018 13:13:54 +0000 Sıvı Gübreler; Gübre, bitkinin beslenmesinde ihtiyaç olan, kimyasal elementleri sağlamak için toprağa ilave edilen herhangi bir maddedir. Bitkiler, büyüme ve canlı kalmaları için azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezy Sıvı Gübreler; Gübre, bitkinin beslenmesinde ihtiyaç olan, kimyasal elementleri sağlamak için toprağa ilave edilen herhangi bir maddedir. Bitkiler, büyüme ve canlı kalmaları için azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum,kükürt, demir, mangan, bakır, çinko, bor ve bazı hallerde de molibden gibi minerallere ihtiyaç duymaktadırlar. Bunlar arasında azot, fosfat ve potasyum en önemli olanlarıdır. Gübreler, bitkilerin büyümesi için gerekli gıdayı karşılayan maddelerdir. Her ne kadar toprak ve su bu gıdanın büyük kısmını sağlamaya yetiyor olsa da, birçok hallerde bir takım gıdalar bakımından eksik olabilirler. Böyle durumlarda toprağın gübre ile desteklenmesi gerekmektedir. Hayvan pislikleri, saman ve diğer bitki artıkları binlerce yıldan beri doğal gübre olarak var olmaktadırlar. Eski dönemlerde toprağın asitliğini azaltmak ve kalsiyum temin edebilmek için kireçli maddeler kullanılmıştır. Kullanılan ilk kimyasal gübreler, sodyum nitrat ve kemikler olarsk bilinmektedir.Sıvı Gübreler

Azot ve fosfor içeren kimyasal ya da hayvansal gübrelerin dikkat ve itina gösterilmeden gerçekleştirilen yaygın kullanımı sonucu, bugün toprak ve su üzerinde insan eliyle gerçekleştirilen en yaygın çevre kirliliği sebeplerinden birisi olmuştur. Bir çok gübre çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan en yaygın olanlarından birisi de, sıvı gübredir.

Bitkinin gerek duyduğu herhangi bir besini içeren maddenin sıvı şekilde toprağa verilmesidir. Makro ve mikro bitki besin maddeleri içermektedir. Sıvı gübre toprağa özel yöntemlerle enjekte edilmektedir. Piyasaya mutlaka ambalajlı olarak sunulmaktadır.

]]>
Omurilik Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/omurilik-sivisi.html Tue, 13 Nov 2018 14:19:38 +0000 Omurilik sıvısı, Diğer bir ismi bel suyudur. Omurilik omurlar arasında kemik olan bir kanal içerisinde, sıvı bir yapının içerisinde yer almaktadır. Bu sıvıya beyin omurilik sıvısı diğer bir adıyla bel suyu ya da BOS den Omurilik sıvısı, Diğer bir ismi bel suyudur. Omurilik omurlar arasında kemik olan bir kanal içerisinde, sıvı bir yapının içerisinde yer almaktadır. Bu sıvıya beyin omurilik sıvısı diğer bir adıyla bel suyu ya da BOS denilmektedir. Aynı zamanda beyin içerisinde ventrikül ismi verilen boşluk yapılarının içerisinde de bulunan bu sıvı oluşum, omurilik içerisindeki bir kanal vasıtası ile beyin yapısının çevresini dolaşarak beyin zarında var olan kanallardan tekrar emilmektedir. Bu sıvı yapısından gün içerisinde neredeyse yarım litre kadar üretilip tekrar emilmektedir. Bel suyunun yani omurilik sıvısının kapalı bir sistem gibi betimlenmesinin sebebi beyin yapısının beden için komut veren yönetici bir konumda bulunması ve korunmaya ihtiyaç duymasıdır. Beyne direkt giden mikroplar hayati denilecek problemlere sebep olabileceğinden omurilik sıvısının görevi mühimdir. Bu sebeple bu sıvının kontrol edilmesi de gerekmektedir. 

Beyin Omurilik Sıvısı Hangi Rahatsızlıklar İçin Yapılmalıdır

Bu test beyin ve omurilik yapısının genellikle iltihabi ve mikrobik rahatsızlıklarının tespiti için uygulanmaktadır. Beyinde bulunan mikrobik enfeksiyon oluşumları omurilik suyuna da geçtiğinden, menenjit ensefalit gibi enfeksiyonların tespitinde beyin omurilik sıvısının mikroskop yardımı ile teşhis edilmesi büyük önem taşımaktadır. 

Aynı zamanda multipl skleroz,, ADEM gibi iltihapla yoluyla giden nörolojik rahatsızlıkların teşhisinde de bu sıvının analiz edilmesi şüphenin kesinleşmesi veya benzer bir rahatsızlığın olup olmadığının ortaya çıkarılması bakımından önem arz etmektedir. Kafatası içerisinde BOS basıncının arttığı durumlarda, normal basınçlı ilerleyen hidrosefali de ve psödotümör serebri rahatsızlığının teşhisinde de omurilik suyu incelemesi yapılmasına gerek duyulabilir.

Omurilik Sıvısı
Beyin ve beyin zarı tümörlerinin sitolojiik incelemesinde de omurilik sıvısı alınması teşhis bakımından önem taşımaktadır.

Omurilik Sıvısında Oligoklonal Bandın Pozitif Olması Ne Anlama Gelir

Omurilik sıvısında oligoklonal bandın pozitif olması halinde beyin ve omurilik yapılarında immüglobülinin sentezlendiğinin bir işaretidir. Özellikle MS rahatsızlığının tespit edilmesi nedeniyle istenen bu test, diğer iltihabi ya da enfeksiyon rahatsızlıklarında da pozitif olabilmektedir. Bu sebeple pozitif çıkması MS rahatsızlığının net bir belirleyicisi olmadığından net bir bilgi aktarımı sağlamaz. Bu testin sonucunun negatif çıkması da MS rahatsızlığının kesinlikle olmadığını göstermez. MS rahatsızlığı olan bireylerin % 80-90'ında oligloklonal band incelemsi pozitif çıkmaktadır. 

Omurilik Sıvısı Alınmasının Risk Faktörleri Nelerdir

Omurilik sıvısı sırt bölgesinden uzunca bir iğne vasıtası ile alınmaktadır. Uygulanan bu sıvı alma işleminin neticesinde karşılaşılan en yaygın durum baş ağrısıdır. Bu durum kafatası içerisindeki basınç seviyesinin azalmasından dolayı gözlemlenmektedir. Bu ağrı oluşumu genellikle otururken ya da ayağa kalkma neticesinde kendini gösterir ve yatarken ortadan kaybolmaktadır. Kimi zaman bu ağrılara mide bulanması ve kusma da eklenebilmektedir. Kafatası içerisindeki basıncın azalmasına bağlı olarak baş ağrısı %5-10 sıklık düzeyinde kendini hissettirmektedir. Tedavi aşamasında ağrı kesici ilaçlar, yatarak istirahat ve bol miktarda sıvı tüketimi önerilmektedir.

Omurilik sıvısının alınmasında bağlı olarak ortaya çıkabilecek sorunlar işlemin uzman kişilerce yapılması koşuluyla aza inmektedir. Bu sıvının alınmasının genel riskleri enfeksiyon kapma, lokal kanama oluşumu, sinir yaralanmaları ve beyin herniasyonu olarak sayılabilmektedir. Bunlar çok sık karşılaşılan durumlar değildir.

Omurilik Sıvısı Nasıl Alınmaktadır

H]]> Sıvıların Kaldırma Kuvveti https://www.sivi.gen.tr/sivilarin-kaldirma-kuvveti.html Tue, 13 Nov 2018 21:09:17 +0000 Sıvıların kaldırma kuvveti, Herhangi bir sıvının içerisinde tamamen veya kısmen batan her cisme sıvı tarafından yer çekimine zıt yönde itme kuvveti uygulanır. İşte bu itme kuvvetine sıvıların kaldırma kuvvet Sıvıların kaldırma kuvveti, Herhangi bir sıvının içerisinde tamamen veya kısmen batan her cisme sıvı tarafından yer çekimine zıt yönde itme kuvveti uygulanır. İşte bu itme kuvvetine sıvıların kaldırma kuvveti denir. Örneğin suya bıraktığınız tahta parçası yukarı da kalmaktadır. Tahta batmak ister ama suyun kaldırma kuvveti buna müsaade etmez. Sıvının tahtaya uygulamış olduğu kaldırma kuvveti, tahta  tarafından yer değiştiren suyun ağırlığı kadardır. Diyelim ki siz tahtaya kuvvet uygulayarak batmasına yardımcı oldunuz. Bu halde daha çok sıvı yer değiştirecek yani daha çok kaldırma kuvveti uygulanmış olacak. Aynı zamanda tahtanın su içerisinde kalan kısmının hacmi de yer değiştiren suyun hacmi kadardır.

Kaldırma Kuvveti

Fk: Kaldırma Kuvveti, G: Cismin ağırlığı, Vb: Batan hacim, ds: Sıvının öz kütlesi, Vc: Cismin Hacmi, dc: Cismin özkütlesi

Fk = (Vb) x (ds) x (g) 

G  = (Vc) x (dc) x (g)

Fk = G  ==>  (Vb) x (ds) = ( Vc) x (dc) bağıntısı ile hesaplanır. Bu formüle göre sıvıların kaldırma kuvveti;

  • Sıvının öz kütlesine, cismin batan hacmine ve yer çekimi kuvvetine eşittir.
  • Kaldırma kuvvetinin, cismin sıvı içerisinde ki yüksekliğine bağlı olmadığı görülmektedir.
  • Aynı zaman da kaldırma kuvveti sıvının yüksekliği ile de bağlantısı yoktur.
  • Cismin şekli ile de bağlantısı yoktur.
Sıvıların Kaldırma Kuvveti

Cisim sıvı içerisinde üç farklı konumda olabilir.

1. Yüzen Cisimler

Sıvı içerisine bırakılan cismin, bir kısmı sıvı dışarısın da bir kısmı da sıvı içerisinde olacak şekilde dengede ise;  buna yüzen cisim denir. Cismin, sıvı üzerinde denge de kalabilmesi için öz kütlesinin sıvının öz kütlesinden küçük olmalıdır. ( dc

2. Askıda Kalan Cisimler

Tamamı sıvı içerisinde olup taban ile teması bulunmayan yani taban ile üst yüzey arasında asılı kalan cisimlerdir. Bu cisimleri taban kadar batırsanız bile teması keser yükselir. Hiç bir yer ile temas da bulunmazlar. Bu tür cisimlerin öz kütleleri sıvının öz kütlesi ile eşittir. Cisme uygulanan kaldırma kuvveti cismin ağırlığına eşittir. ( dc=ds )

3. Batan Cisimler

Cismin sıvının tabanına çökmesi durumudur bunun için ise cismin öz kütlesinin sıvının öz kütlesinden büyük olmalıdır. Başka bir ifade ile cismin ağırlık kuvveti sıvının kaldırma kuvvetini yenecek kadar büyüktür. ( G>Fk, dc>ds )

]]>
Sıvı Basıncı Formülü https://www.sivi.gen.tr/sivi-basinci-formulu.html Wed, 14 Nov 2018 16:19:41 +0000 Sıvı basıncı formülü, sıvılarında katılarda ve gazlarda olduğu gibi basınç oluşturma etkisi bulunmaktadır. Bir sıvının oluşturduğu basınç, derinliğe, sıvı öz kütlesine ve yer çekimi ivmesine bağlantılı olur. Büt Sıvı basıncı formülü, sıvılarında katılarda ve gazlarda olduğu gibi basınç oluşturma etkisi bulunmaktadır. Bir sıvının oluşturduğu basınç, derinliğe, sıvı öz kütlesine ve yer çekimi ivmesine bağlantılı olur. Bütün sıvılar içinde olan cisimlere basınç uygular. Bunu yüzme sırasında kendinizde fark edebilirsiniz. Ne kadar derinde yüzerseniz, suyun vücudunuza yapacağı baskı o derece fazla olacaktır. Yani derine indikçe suyun kütlesi arttığından, üzerinize yapılan basıncın miktarı da artar. Bu baskının nedeni sıvı basıncıdır. Sıvı basıncı formülü bu basıncın miktarını bulmamızı sağlar.

Sıvı basıncı formülü hesaplaması

Sıvı basıncının hesaplaması yapılırken basıncı hesaplanan noktanın derinliği (h), yer çekimi ivmesi (g) ile sıvının yoğunluğu (d) bilinmelidir.

Psıvı = h x g x d        Bu formül değerler bilinirse sıvının basıncını hesaplamamıza yarar.

Sıvı basıncı içinde olduğu kabın her yönüne etki eder

Sıvıyı bir kabın içine koyarsanız, her yönde basıncın etki ettiği görülebilir. Basınölçerin ucunu ne tarafa çevirirseniz çevirin göstergede okunan değer değişmez. Bu durum sıvı basıncının her yöndeki etkisinin eşit olduğunu kanıtlar. Ancak ölçümünü yaptığınız noktaların aynı derinlikte olması gerekir. Çünkü derinlik değiştikçe, ölçülen sıvının basıncı değişik noktalarda farklı olur.

Sıvı Basıncı Formülü
Sıvı basıncına derinlik etki eder

Sıvının bulunduğu kapta derinlik arttıkça meydana getirdiği basıncın değeri de artar. Bunu içi sıvıyla dolu bir kabın değişik noktalarını delerek sizde anlayabilirsiniz. Delinen deliklerden fışkıran sıvılardaki tazyik farklı olur. En aşağıdaki delikten çıkan suyun tazyiki, daha yukarıdaki deliklerden fışkıran sudan daha fazla olur. Bu derinliğin artmasıyla sıvı basıncının da artmasını kanıtlar.

Sıvı basıncı kabın şeklinden etkilenmez

Kabın şekli ne olursa olsun, sıvıların basıncı sabit kalmaktadır. Sıvı basıncı formülünde bulunan derinlik, öz kütle ile yer çekimi ivmesi dışında herhangi bir etken sıvı basıncını etkilemez. Bunu bir deneyle anlayabilirsiniz. Farklı şekillerdeki, farklı kalınlıklardaki üç ayrı kaptaki sıvının aynı seviyede olması, kabın şeklinin önemsiz olduğunun göstergesidir.

Bilim adamı olan Pascal tarafından kapalı bir kabın içindeki sıvıya uygulanan basıncın, sıvının her tarafına uygulandığı söylenmiştir. Pascal prensibi denilen bu etkiden faydalanılarak çok sayıda makine imal edilmiştir. İtfaiye merdivenleri, hidrolik frenler, tulumbalar gibi makinelerin çalışma sistemi sıvı basıncıdır. Kaldıraçlarda ufak bir pistonla uygulanan kuvvet sıvıya iletilir, sıvı basıncı direkt olarak pistona iletir ve havaya kaldırılmak isteneni yukarıya kaldırır. Sıvı basıncı formülü bu değerler sayesinde sıvı basıncının bulunmasını sağlar.
]]>
Mide Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/mide-sivisi.html Wed, 14 Nov 2018 18:48:02 +0000 Mide sıvısı, gastrik mukozada meydana gelen salgıların bir tür karışımıdır. İnsanlarda mide sıvısının pH yani asitlik değeri 1,1-1,8 arasındadır. Mide sıvısının pH' ı, aşilia diye tanımlanan asidite yokluğunda ve Mide sıvısı, gastrik mukozada meydana gelen salgıların bir tür karışımıdır. İnsanlarda mide sıvısının pH yani asitlik değeri 1,1-1,8 arasındadır. Mide sıvısının pH' ı, aşilia diye tanımlanan asidite yokluğunda ve pernisiyöz anemide yüksektir, hiperasidite de ise düşüktür.

Aç ve uyarılmış halde mide sıvısının dansitesi insanlarda 1004-1010'dur. Erişkin bir insanda, günlük tokluk ve açlık periyotlarını içeren 24 saatte 2-3 litre mide sıvısı salgılanır. Yaş ilerledikçe mide sıvısının salgılanma hızında da düşme olmaktadır.

Mide sıvısının bileşiminde  %97-98 su bulunmaktadır. Geri kalanı ise organik ve inorganik maddelerden meydana gelir. Mide sıvısını meydana getiren inorganiklerden anyonların başlıcaları; fosfat, klorür ve sülfattır. Mide sıvısını meydana getiren katyonlar da; hidrojen, potasyum, sodyum, kalsiyum ve magnezyumdur. Mide sıvısı, kusma yolu ile kaybedilebilir ve fazla miktarda olduğunda alkaloz ve hipopotasemi oluşur. 

Mide sıvısında meydana getiren büyük moleküllü organik maddeler ; pepsin, mukus, gastrik lipaz, nükleazlar, rennin, az miktarda lizozim, LDH, üreaz ve karbonik ahidraz gibi maddelerdir. Rennin,  bebeklerin midesinde bulunur sütteki kazeini çöktürerek midede daha uzun süre kalmasını sağlar ve pepsin tarafından katalitik parçalanmaya uğramasını sağlar.

Yemek borusunun mideye açıldığı bölgede bulunan kardiyak bezler ve mide çıkışında yer alan pilorik bezler tarafından devamlı olarak mukus salgılanır. Mukus, polisakkarit ve mukoprotein, kısmi üronik asitler, heksozlar ile heksozaminlerden oluşan mukopolisakkaritleri büyük miktarda içerir. Mukus, mide duvarını ince tabaka halinde kaplar  ve mideyi pepsin, H ve irritan maddelere karşı korur. Mukusta ki üç mukoprotein, intrinsik faktör aktivitesine sahiptirler. İntrinsik faktör, molekül ağırlığı 40-50 bin civarında olan bir proteindir. Vitamin B12 emilmesinde önemli rol oynar.

Mide Sıvısı

Mide sıvısının asit içeriği, proteinlerin büyük bir kısmının denatüre edilmesi sonucu enzimlerin proteinlere etkisini ve böylece proteinlerin sindirimini kolaylaştırır. Ayrıca konsantre HCl, birçok mikroorganizmayı da öldürür. Paryetal hücre yokluğunda intrinsik faktör ve HCl salgılanmaz.

 Vitamin B12 emilmemesi sonucunda pernisiyöz anemi ortaya çıkar.

  • Mide Sıvısının Rengi: Mide sıvısı normalde renksizdir. Mide sıvısının renginin kahverengiye dönüşmesinin nedeni;  içeriden kanama durumunda hemoglobinin asit ortamda hematine çevrilmesidir.
  • Mide Sıvısının Kokusu: Mide sıvısında çok miktarda HCl bulunur ve bu nedenle karakteristik keskin kokuludur. Aklorhidride bu koku hissedilmez. Pilor stenozunda fermantasyona has ekşi koku hissedilir. Bağırsak tıkanmalarında yani peritonitlerin son evresinde, gastrokolik fistüllerde fekal (dışkısal) ve paralitik ileuslar vardır.
  • Gastrik Rezidü: 12 saat aç kaldıktan sonra mideden aspire edilen sıvı gastrik rezüdü olarak tanımlanır.
]]>
Dizde Sıvı Kaybı https://www.sivi.gen.tr/dizde-sivi-kaybi.html Wed, 14 Nov 2018 21:12:06 +0000 Dizde Sıvı Kaybı: Dizlerde vücudumuzdaki en büyük iki kemiğin aşınmasını engelleyen sıvı bulunur. Sinoviyal ismi verilen bu sıvı ,sinoviyal kesesinin içinde bulunur.
Dizde Sıvı Kaybı: Dizlerde vücudumuzdaki en büyük iki kemiğin aşınmasını engelleyen sıvı bulunur. Sinoviyal ismi verilen bu sıvı ,sinoviyal kesesinin içinde bulunur.

Dizde Sıvı Kaybı Nedenleri:

Dizde sıvı kaybı bir çok nedenlerden olabilir. Eklemlerin aşırı kullanımı ya da hiç kullanılmaması sıvı kaybına neden olan en önemli faktörlerdir. Ayrıca günlük beslenme alışkanlıklarda sıvı kaybı üzerinde etkileri vardır, mesela aşırı tuzlu beslenme günlük ihtiyacın altında sıvı tüketmek, kolesterol oranı yüksek yiyecekler gibi. Dizde hareket kolaylığını sağlayan sıvı  eksildikçe hareket  zorlanır ve kemik erimesi kaçınılmaz olur,  bir dikiş makinesi yağlan mayınca nasıl çalışması zorlanır ve parçalar bir birini eksiltirse, kemikler de sıvısız kalınca eklemler bir birini aşındırır. Sıvı kaybı  olunca merdivenlerden inip çıkmak, yüksek yerlere çıkmak zor olur ve bu durum yürümeyi de zorlaştırır.  Fazla kilo alınca bedendeki ağırlık dizlere yüklenir ve aşırı ağrı yapar. Sıvı  kaybı zayıf kişilere oranla kilolu kişilerde daha çok görülmektedir. Bayanlarda, emziren ve yeterli kalsiyum almayan annelerde daha sık görülmektedir. Masa başı işi olanlarda sürekli hareketsiz olmaya bağlı diğer iş guruplarına göre daha çok görülmektedir. Diyabetli ve korner rahatsızlığı olanlarda dolaşımın az olmasına bağlı daha çok görülmektedir. Genelde 50 yaş üzerinde görülmektedir. En temel belirtisi şiddetli ağrıdır. Ağrının şiddeti kişiden kişiye değişebilir. Hava değişimi ve soğuk ağrıyı artırabilir, zaman zaman ağrıda alevlenmeler olabilir.

Dizde Sıvı Kaybı

Dizde Sıvı Kaybını Önlemek İçin Yapılması Gerekenler:

Dizlerde sıvı kaybını önlemek için bol bol yürüyüş yapmalı, dengeli ve düzenli beslenmeliyiz. Ayrıca bisiklet sürmek dizlerimiz için en iyi egzersizdir. Sıvı kaybı teşhisinde kan tahlilleri, görüntüleme yöntemleri kullanılır. Günümüzde diz ağrılarının teşhisinde röntgen ve MR sıklıkla kullanılmasına rağmen ultrason son yıllarda öne çıkmıştır. Ultrason dizin birkaç yapısı dışında tüm dokuların görüntülenmesini sağlar. MR  dan daha üstündür. Dizlerde sıvı kaybının birçok tedavisi vardır, bu tedaviler sıvı kaybının oranına göre doktor tarafından planlanır.

Dizde Sıvı Kaybının Tedavi Yöntemleri:

  • Dizde sıvı kaybı rahatsızlığının tedavi yöntemlerini şu şekilde sıralamak mümkündür;
  • Eklemlere kayganlaştırıcı sıvı enjeksiyonları,
  • Eklem içi kortizon enjeksiyonu, 
  • Fizik tedavi ve rehabilitasyon, 
  • Cerrahi yöntem,
  • Korunma önlemleri (kilo vermek, egzersiz, kasları güçlendirmek), 
  • Bitkisel  gıda aktiviteler. 

Herkese ağrısız, bol hareketli,  sağlıklı günler dilerim.

]]> Vücut Sıvıları https://www.sivi.gen.tr/vucut-sivilari.html Thu, 15 Nov 2018 11:00:22 +0000 Vücut Sıvıları, İnsan hücre, doku, organ bütünlüğünün sağlandığı genel maddi yapısıdır. Vücut hücreleri birleşerek dokuları, aynı türden dokular birleşip organları, organlar da bir araya gelerek sistemleri oluşturur Vücut Sıvıları, İnsan hücre, doku, organ bütünlüğünün sağlandığı genel maddi yapısıdır. Vücut hücreleri birleşerek dokuları, aynı türden dokular birleşip organları, organlar da bir araya gelerek sistemleri oluşturur.

İnsan vücudunun yaklaşık yüzde 60-70 i sudan oluşmuştur.Hatta yeni doğan bebeklerde bu oran yüzde 75 civarındadır. Erkeklerde kadınlardan, şişmanlarda ise zayıflara oranla  su oranı daha fazladır. Oran ne olursa olsun  su bizim için vazgeçilmez bir yaşam kaynağıdır. Çünkü hücrelerin ihtiyaç duyduğu maddeleri taşıması, vücut ısısını dengede tutmak ( terlemeyle vs ), artık maddeleri boşaltım organına taşımak, besinlerin sindirimine yardımcı olmak, bazı yapıların çevresini sararak onları darbelere karşı korumak gibi görevleri vardır.

Vücuttaki su dengesi alınan ve atılan sıvı miktarıyla ilişkilidir. Suyu biz direk ağızdan su alarak, besinler içindeki suyu kullanarak ve ya vücutta çeşitli reaksiyonlar sonucunda oluşturarak vücuda kazandırabiliriz. Suyu dışarıya atmak için; idrarla böbreklerden, havayla akciğerden, terlemeyle deriden ve feçes ile bağırsaklardan dışarı atılabilir.

Vücut Sıvıları
Vücut Sıvılarının Dağılımı
  • İntraseelüler sıvılar: Hücre içi sıvılar demektir. İnsan vücudundaki suyun yüzde 70'ini oluşturur. Hücrelerin stoplazmasında bulunur. İçinde çeşitli elektrolitler bulunmaktadır. İntrasellüler sıvılar içinde bulunan proteinler ekstraseelüler sıvılara oranla daha fazladır.
  • Ekstrasellüler sıvılar: Hücre dışı sıvılar demektir. Hücreler arasında, damar içinde ve boşluk sıvıları olmak üzere üçe ayrılır. Tüm vücut suyunun yüzde 30'udur. Damar içinde dolaşan sıvı kan hücreleriyle birliktedir. Buradan gerek kan hücrelerini gerekse diğer bazı maddeleri bir yerden başka yere taşır.Hücreler arası sıvıda hücreler ile kapiller damarlar arasındaki madde taşınımı olur. Boşluklardaki sıvıların görevi bulundukları yerde sürtünmeyi azaltmak, organları darbelere karşı korumak ve aynı şekilde madde taşınmasını kolaylaştırmaktır. Ve bulundukları boşluğa göre adlandırılırlar. Beyin omurilik sıvısı, göz içi sıvı, göz yaşı, tükrük, mide sıvısı, pankreas salgıları, safra, ince bağırsak sıvıları gibi.
İnsan vücudu, içinde bulunan su miktarı değişimlerine çok hassastır. Eğer vücutta su düzeyi azalacak olursa kafa içinde bulunan hipotalamus adlı endokrin organımız, hipofiz bezini uyararak buradan hormon salgılatır. Salgılanan bu hormon anti diüretik hormondur(ADH). ADH hipofizden salgılandıktan sonra kan yoluyla böbreğe etki edip buradan kaybedilen sıvıyı en aza indirir. Bunun yanında kişiye su içme isteği gelir. Böylelikle sıvı dengesi korunmaya çalışılır.
]]>
Kadın Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/kadin-sivisi.html Thu, 15 Nov 2018 11:22:59 +0000 Kadın Sıvısı, Normal vajina salgıları vajinanızın duvarlarından akan karmaşık bir karışımdan oluşmaktadır. Sağlıklı olan vajina bakterileri, vajina sıvısı, sebasöz bezlerinden gelen vulva salgıları, ter, bartolin bezl Kadın Sıvısı, Normal vajina salgıları vajinanızın duvarlarından akan karmaşık bir karışımdan oluşmaktadır. Sağlıklı olan vajina bakterileri, vajina sıvısı, sebasöz bezlerinden gelen vulva salgıları, ter, bartolin bezleri ile uterus ve fallop tüplerinden gelen az oranda olan sıvıdır. Bu salgılar, karbonhidratların, amino asitlerin, proteinlerin ve bol oranda laktobasil bakteriler tarafından imal edilen asitlerin besleyici olan bir karışımıdır. Yalnızca normal değil, aynı vakitte vajinanın nemli ve sağlıklı tutmakta da oldukça önemlidir.

Vajina kendini temizleyen bir organdır. Günün bitiminde iç çamaşırını kaplayan yoğun, beyaz salgıları fark edebilir veya yoğun mukus yığınlarını yada peynirimsi olan salgıları fark edilebilir. Bir hafta veya birkaç gün kadar devam edebilir. Fakat normaldir ve enfeksiyon kaynaklı anormal vajina akıntısı ile karıştırılmamak gerekir. Enfeksiyonu çoğunlukla yanma, kaşıntı veya kötü koku takip eder. Normal vajina salgılarının oranı ve yoğunluğu kadından kadına farklılaşır. Bazı kadınlar bol oranda vajina sıvısı üretmektedir, günün bitiminde kendilerini yeterince ıslak hissettirecek kadar. 

Eğer yanma, kaşınma veya kötü koku bulunmuyorsa jinekolojik muayene ve vajina kültürleri normal ise, yoğun ağır salgılar büyük olasılıkla normalinizdir. Kokusuz gündelik olan ped kullanmak denenmelidir. Vulvanm kuru kalmasını ve tahrişin önüne geçmek için gün içerisinde sıklıkla değiştirilmelidir.
Öbür kadınlar vajina salgılarının yeterli derecenin altında olduğunu, kaşındırın, bazen de yakıcı bir his oluşturduğunun farkına varabilir. Doğum kontrol bapları, emzirme, menopoz, ilaçlı tedaviler veya kronik şırınga ile temizlik nedeni olabilir. Vajina nemlendiricileri ve su bazlı kişisel olan kayganlaştırıcılar yardımcı olabilir.

Kadın Sıvısı
Vajina salgılarının oranı, rengi ve dokusu ay içinde farklılaşabilir. Yumurtlamadan hemen önce bazı kadınların yumurta akı şeklindeki yapışkan olarak tasvir ettiği sümüksü, tel gibi, daha berrak salgılar fark edilebilir. Yumurtlamanın ardından salgılar yoğun, yapışkansı veya topak topak ve beyaz olabilir. Vajina salgıları kurudukları zaman sararabilir. (İç çamaşırları yıkanmasının ardından da sarı lekeleri fark edilebilir. Bu normal salgıların deterjan ile etkileşimlerinden kaynaklanır, enfeksiyon göstergesi değildir.)

Cinsel bakımdan tahrik olunduğu zaman, vajinanın berrak salgılar üretir, ilişki sırasında veya elle seks oyununda penisin içeri daha kolay girmesini sağlayan yağdır. Vajinanın duvarlarına akan kan tahrik sırasında yükselir ve vajinanızı saran damarlar kanla şiştikçe, sıvı vajina duvarlarını zorlar. İlk başla sıvı vajina duvarlarında küçük ter boncukları şeklinde gözükür fakat daha da tahrik oldukça daha çok sıvı meydana gelir. Vajinayı kaygan sıvı ile kaplar. Üretilen yağ oranı bir başkasıyla aynı olmayabilir ve her seferinde değişiklik gösterebilir.
]]>
Katı Sıvı Gazlarda Basınç https://www.sivi.gen.tr/kati-sivi-gazlarda-basinc.html Fri, 16 Nov 2018 03:36:41 +0000 Katı, sıvı, gazlarda basınç kavramı bir kumsalda veya karda ucu keskin topuklu ayakkabıyla yürümek neden kolay değildir Çivi ve raptiyelerin başının genişçe yapılmasının sebebini hiç düşündünüz mü Yeryüzünde Katı, sıvı, gazlarda basınç kavramı bir kumsalda veya karda ucu keskin topuklu ayakkabıyla yürümek neden kolay değildir Çivi ve raptiyelerin başının genişçe yapılmasının sebebini hiç düşündünüz mü Yeryüzünde bulunan tüm maddeler ağırlıkları sebebiyle yer aldıkları yüzeye bir kuvvet uygular. Bir araba yere değen 4 tekerleğinin kapladığı yüzeye,kilosu sebebiyle bir kuvvet uygular. 

Basınç,cisimler üstünde,kuvvetin yaptığı tüm hareketleri tesirleri (parçalama,sıkıştırma,itme,çarpma,esneme,yarılma benzeri)gösterir. Başka bir deyişle basınç, cisimlerin davranış etmesini,şekil ve şekil değiştirmesini olanağı sağlar. Örneğin;bir yelkenli,rüzgarın esmesiyle davranış eder. Balta ve kama ile odun rahatlıkla yarılabilir.
 
Katıların basıncı
 
Katı cisimler ağırlıkları sebebiyle yer aldıkları yüzeye basınç yaparlar. Taban alanı S, kilosu G meydana gelen katı denli bir cisim, bulundukları yüzeye; P=h.d denli bir basınç uygularlar.
 
  • Katılar da basınç kuvveti hep katının kilosu kadardır. Dolayısı Ile katı denli cismi hangi yüzeyi üzerlerine koyarsak koyalım basınç kuvveti değişmez.
  • Düzgün katıların (küp, dikdörtgenler prizması, silindir) tabana yaptıkları basınç P=h.d ile de hesaplanabilir. Burada h cismin yüksekliği, d ise özkütlesidir.
  • Katılar tatbik edilen kuvveti bizzat yönünde aynen iletirken, basıncı aynen iletmezler. Katılar da basınç tipik şekilde yüzeyle aykırı orantılıdır. Bundan istifade ederek kesici ve delici aletler yapılır. 
Birimi N/m2=Pascal, dyn/cm2=Bar
 
Sıvıların basıncı
 
Bir kaptaki sıvı/akışkan kilosu sebebiyle bulundukları kabın her noktasına basınç uygular.
Sıvı içerisinde bulunan rastgele bir noktadaki sıvı/akışkan basıncı; 
  • Sıvının yoğunluğu ile doğru orantılıdır.
  • Sıvının üst yüzeyine meydana gelen uzaklıkla doğru orantılıdır.
  • Sıvının derinliği benzer kalmak koşuluyla kabın şekline ve içerisinde bulunan sıvı/akışkan miktarına ilişkili değildir. 
Sıvı basınç kuvveti (F): Bir sıvının kilosu sebebiyle içinde bulundukları kabın rastgele bir yüzeyinin tamamına uyguladığı yüksek güce sıvı/akışkan basınç kuvveti denir. Bu kuvvet;

F=h.d.S
bağıntısıyla yer alır. Burada;
h: alakalı yüzeyin ortada noktasının sıvının üst yüzeyine uzaklığı
d: sıvının öz kütlesi
S: alakalı yüzeyin alanıdır.

Katı Sıvı Gazlarda Basınç
F1=h×d×S1
F2=h2×d×S2=h/2×d×S2
F3=h2×d×S3=h/2×d×S3 olur
 
Pascal Prensibi: Sıvılar basıncı aynen her doğrultuda iletirler. Yalnızca doğrultu ve istikametini değiştirirler. Bundan istifade ederek su cenderesi, hidrolik fren benzeri sistemler yapılabilir. Şekildeki su cenderesinde basıncın tesir yüzeyi değiştirilerek istenilen büyüklükte basınç elde edilebilir.
F kuvvetinin yaptığı basınç her noktaya aynen iletileceğinden, P1=P2 den F1/S1=F2/S2 olabilir.
 
Gazların basıncı: Açık havada meydana gelen basıncı (P0): Atmosfer ismini verdiğimiz ve kalınlığı kilometreleri bulan havada meydana gelen yerküreyi kuşatmaktadır. Açık havada meydana gelen hem bir yeryüzüne hem bir de içerisinde bulunan tüm yüzeylere kilosu sebebiyle bir kuvvet uygular. Bu kuvvetin yüzeyin birim meydanına düşen bölümüne açık havada meydana gelen basıncı veya atmosfer basıncı denir.
  
P0=h×d=1Atm olabilir.
Açık havada meydana gelen basıncını ölçen aletlere barometre denir. Barometredeki cıva düzeyi her 10.5 m yüksekliğe çıkıldıkça 1 mm düşer. Bundan istifade ederek rakım ölçülür.
 
Kapalı Kaplardaki Gazların Basıncı: Sıvılar benzeri gazlarda içinde yer aldıkları kabın çeperlerine basınç uygularlar. Bu basınç gaz moleküllerinin hareketi]]> Prostat Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/prostat-sivisi.html Sat, 17 Nov 2018 03:35:50 +0000 Prostat Sıvısı; Prostat, erkekte yardımcı üreme organı şeklinde görev yapan bir salgı bezidir. Yaklaşık olarak bir kestane büyüklüğündedir. Kalın bağırsağın son bölümünün önünde ve mesanenin hemen alt kısmında bu Prostat Sıvısı; Prostat, erkekte yardımcı üreme organı şeklinde görev yapan bir salgı bezidir. Yaklaşık olarak bir kestane büyüklüğündedir. Kalın bağırsağın son bölümünün önünde ve mesanenin hemen alt kısmında bulunur. Prostat, üretra ismi verilen ve idrarı mesaneden penis ucuna kadar taşıyan kanalın başlangıcında bulunan yaklaşık 3 santimlik kısmı çepeçevre sarar. Prostat bezi, orgazm esnasında sperm ile karışan, spermin taşınmasını kolay bir duruma getiren sıvı salgılar. Prostatit ve Prostat iltihabı 4 biçimde gözükebilir. Akut bakteriyel enfeksiyon. Kronik bakteriyel enfeksiyon. Kronik Pelvik ağrı sendromu. İki alt grubu bulunmaktadır.

Prostattan oluşan sıvıda yapılan incelemede mikrop olmaksızın sadece iltihap hücrelerinin olduğu tiptir. Prostattan oluşan sıvıdan yapılan incelemede mikrop ve iltihap hücresi bulunmadan sadece pelvik çevrede kronik ağrı ile karakterize tiptir. Herhangi bir şikayet olmadan prostat sıvısında, menide veya prostat biyopsisinde yapılan incelemede iltihap hücreleri, veya mikrop saptanması Akut ve kronik enfeksiyonlara bakteriler sebep olurlar. Bu sebeple de antibiyotikler ile tedavilerinin yapılması gerekir. Bu bakteriler prostata enfekte idrar ile yada kalın bağırsaktan gelebilir. 

Prostat Hastalığı Bulaşıcı mıdır

Prostat iltihabı bulaşıcı olan bir hastalık olmamaktadır. Yani partnerinize geçmez. Bakteriyel kökenli bulunmayan prostat iltihabında ise etken adından da anlaşılacağı gibi bakteriler değildir. Fakat vücudun iltihaplı hastalıklarda salgıladığı savunma hücrelerine idrarda, menide ve prostat salgılarında görülmektedir. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmemektedir. Antibiyotikler uzun zamanlı olarak verilebilir fakat etkinlikleri sınırlıdır. 4. grupta anlatılan cinste prostatitin ise klinik önemi hala tartışmalıdır. Burada bulunan bulgular, hastada başka bir patolojiye sebep oluyor ise veya hastanın değişik bir sebeple endoskopik müdahaleye ihtiyacı bulunuyorsa tedavi yapılmaktadır. 

Prostat Sıvısı
Prostat enfeksiyonu olasılığını yükselten olasılık faktörleri, insana tıbbi sebeple sonda takılması. İdrar yolunun anormal bir yapıda olması. Yakın vakitte idrar yolu iltihabı geçirmek. Anal olan yol ile cinsel temas. Prostatit sorunu bulunan insanların yakınmaları. Prostatit cinsine göre farklılk gösterse de çoğunlukla gözüken şikayetler, ateş ve titreme, fazla idrara gitme, idrar yaparken yanma ve zorluk, geceleri fazla idrara gitme, akıntı, kasıklarda ve anal çevreye doğru giden ağrı, orgazm neticesinde oluşan ağrı. Ayrıca prostatite bağlı olarak yoğun yakınmaları olan hastalarda belli zamanlarda, örneğin peniste sertleşme bozuklukları gözükebildiği ve prostatit tedavisi neticesinde bu yakınmaların düzeldiği bilinmektedir. 

Prostatit Teşhisinin Konması

Hastalığın tanısında ilk basamak olarak detaylı olan bir öykünün alınmasıdır. Yakınmaların değerlendirilmesi ile birçok kez tanıyı koymak mümkün olabilmektedir. Prostatın rektal olan yoldan parmakla muayene edilmesi ile fazla değerli olan bilgiler elde etmek mümkündür. Bu muayene geçici bir zaman rahatsızlık hissi verebilmekle beraber, oldukça basit ve zararsız bir yoldur. Çoğunlukla bu safhada prostatit tanısını koymak mümkün olabilmektedir. Bazı özel olan olaylarda rektal yol ile prostat masajı yapmak ve idrar yolundan gelen sıvının tetkiki gerekebilir. 

Ayrıca bu masaj öncesi ve sonrasında ayrı ayrı olarak idrar örnekleri alınarak da tetkik yapılması söz konusu olabilir. Prostat muayenesi, oldukça basit ve ağrısız olan bir işlemdir. Prostatit prostat kanserine yol açması kesin olmamakla beraber olabilir, 40 yaşını geçtikten sonra prostatit ve kanser aynı anda bulunabilir. En önemli olan nokta özellikle ailesel olan riski bulunan insanlarda prostatit tespit edilmesi durumunda total PSA ve serbest PSA testleri ile yakın bir şekilde takip edilmeleri g]]> Sıvı Basıncı Nelere Bağlıdır https://www.sivi.gen.tr/sivi-basinci-nelere-baglidir.html Sat, 17 Nov 2018 06:09:01 +0000 Sıvı basıncı nelere bağlıdır, sıvılarında katılar gibi basıncı bulunmaktadır. Ancak basıncı iletmeleri katılara göre daha farklıdır. Sıvının derinliği, yoğunluğu, içinde bulunduğu kabın şekli gibi nedenler sıvı Sıvı basıncı nelere bağlıdır, sıvılarında katılar gibi basıncı bulunmaktadır. Ancak basıncı iletmeleri katılara göre daha farklıdır. Sıvının derinliği, yoğunluğu, içinde bulunduğu kabın şekli gibi nedenler sıvı basıncının iletilmesinde etkili olur. Bu konuda sıvıların basıncı iletme koşullarına göz atarsak, aşağıdaki bilgilere ulaşırız.

Sıvı basıncının bağlı olduğu kriterler

Durgun sıvıların basıncı, bu sıvının öz ağırlığın, yer çekimi ivmesine sıvının açık yüzeye uzaklığına yani derinliğine bağlıdır ve bu değerlerle doğru orantılıdır. Sıvının derinliği ve öz ağırlığı arttıkça, basıncı da artar. Sıvının derinliği ve öz ağırlığı azaldıkça basıncı da azalır.

Durgun sıvıların basıncı, içinde olduğu kabın şekline ya da bu kabın içindeki sıvının miktarına bağlı değildir. İçinde aynı yükseklikte olan aynı tür sıvılar bulunan şekilleri farklı kapların tabanda olan sıvı basınçları aynı olur. Bunun nedeni sıvı basıncının, sıvının derinliği, öz ağırlığı yani öz kütlesi ile yer çekiminin ivmesine bağlı olmasındandır. Bu değerlerin her kapta aynı olması nedeniyle sıvı basınçları da aynı olur.

Sıvı Basıncı Nelere Bağlıdır
Bir kabın içinde birbiriyle karışmayan sıvılar bulunuyorsa, bu sıvıların hepsinin kabın tabanına uyguladıkları basıncın tamamı, her sıvının kendi tabanına uygulamış olduğu basıncın toplamına eşit olur.

Bir kabın içinden açılan deliklerden fışkıran sıvının yatay şekilde alacağı yol yani bu sıvının ilerleme mesafesi sıvı basıncına, sıvının basıncı da sadece sıvının derinliği ile alakalıdır. Bununla sıvı basıncı doğru orantılıdır. Sıvının derinliği arttıkça sıvının basıncı ile sıvının fışkırma mesafesi de artar. Sıvının deliklerden fışkırma mesafesi, sıvının türüne ya da yer çekimi ivmesine yani açık hava basıncına bağlı olmaz. Çünkü kabın içindeki farklı noktalardaki öz ağırlık, yer çekimi ivmesi ile açık hava basıncı aynı orandadır.

Düzgün şekilli kaplardaki sıvı derinliği zaman içinde düzgün şekilde artar. Düzgün şekilde olmayan kaplarda ise, sıvının derinliği zaman içinde düzgün şekilde artmaz. Bu yüzden sıvı basıncı zamana göre farklı şekillerde olur. Burada sıvı basınç değişimi sıvının derinliğine bağlı gerçekleşir.
]]>
Sıvı https://www.sivi.gen.tr/sivi.html Sat, 17 Nov 2018 18:57:47 +0000 Sıvı, içine konulan kabın şeklini alabilen ve üstü yatay bir düzlem haline gelebilen akışkan cisim, likit. Belli bir kütlesi, hacmi ve şekli olmayan maddelerdir.  Moleküllerin bir birlerine göre devinim yapabildikleri, faka Sıvı, içine konulan kabın şeklini alabilen ve üstü yatay bir düzlem haline gelebilen akışkan cisim, likit. Belli bir kütlesi, hacmi ve şekli olmayan maddelerdir.  Moleküllerin bir birlerine göre devinim yapabildikleri, fakat bir türel yapışma gücü etkisiyle değişmesi olmayan biçimi içine konulan kabın şekliyle sınırlanmış, kendine özgü özellikleri olan süreçtir. Sıvı, maddenin üç ana durumlarından biridir. Sıvılar, belli bir biçimi olmayan maddelerdir, içine girdikleri kabın biçimini alırlar ve akışkandırlar. Sıvı molekülleri, sıvı hacmi içinde özgür hareket ederler, ancak partiküllerin birlikte çekim yeteneği, hacmin izin verdiği miktardadır. Sıvılar sıkıştırılma özelliğine sahip değillerdir yani sıkıştırılamazlar. 

Sıvının hacmi, onun  basıncına ve sıcaklığına bağlıdır. Sıvılar iletkendir. Ancak iletkenlikleri içlerine girilen maddelerle değişiklik gösterir. Misal olarak şekerli su ve saf su yalıtkanken, tuzlu su ise iletkendir.Maddenin sıvı durumu, kendine özgü bir şekli yoktur yani bir biçime sahip değildir. Sıvılar akışkan oldukları için bulundukları kabın biçimini alır. Sıvı durumda atom veya moleküller katı maddelerden daha düzenli olmayıp tanecikler arası boşluklar katı maddelerden daha çoktur ama sıkıştırılmazlar. Çok az düzensiz eylemleri vardır. Ayrıca içine konuldukları herhangi bir şeyin biçimini alırlar ve bir durumdan başka bir duruma girebilirler.

Sıvı

Sıvılar; molekülleri düzensiz olarak hareket eden gazlarla, düzenli olarak istiflenmiş katılar arasında bir özelliğe sahiptirler. Moleküller arası çekim güçleri, sıvıların birçok özelliğinin belirlenmesine sebep olurlar. Sıvıların özelliklerini şu şekilde söyleyebiliriz. Sıvılar içinde konuldukları kabın biçimini alırlar. Basınç arttırıldığında sıvıların hacimleri ölçülebilir büyüklükte değişme olmaz; fakat sıcaklık arttırıldığında hacimleri az da olsa arttığından yoğunlukları düşer. Aynı kaba konulan  iki sıvı birbirlerini çözerek temasa geldiklerinde, az da olsa birbirlerinin içinde karışırlar. Sıvılar dökülmeye karşı tepki gösterirler. 

Sıvıların yüzey gerilimleri vardır. Açık bırakılan kaptaki sıvılar buharlaşırlar. Sıvı miktarlarına gelince sıvıların ölçüsü hacim birim elemanı ile ölçülür. Litre be metre küp ve benzeri birim elemanları gibi. Sıvı ölçüleri temel birimi litre veya galondur. Litre, simgesi kısaca l ile ifade edilir. Litreden ufak sıvı ölçüleri litrenin as katlarıyla yani desilitre, santilitre ve mililitredir. Litreden büyük sıvı ölçüleri litrenin katlarıyla ölçülür yani dekalitre, hektolitre ve kilolitredir. Bu katların simgeleri ise  dekalitrenin ki dal, hektolitrenin ki hl, kilolitrenin ki kl, desilitrenin ki dl, santilitrenin ki  cl ve mililitrenim ki ml’dir. Sıvı ölçüsü birimleri 10’ar 10’ar büyür, 10’ar 10’ar  küçülür. Bir sıvı ölçüsü birimi bir alt birime çevrilirken on ile çarpılır, bir üst birime çevrilirken on’a bölünür.

]]>
Katı Sıvı Gaz Özellikleri https://www.sivi.gen.tr/kati-sivi-gaz-ozellikleri.html Sun, 18 Nov 2018 00:49:03 +0000 Katı: Belirli bir şekli ve hacmi olan maddeler katı maddelerdir. Dışarıdan sert bir etki olmadıkça şekilleri değişmez. Taş, tuğla, cam, kitap, buzdolabı gibi birçok maddeler katı maddeler örnektir.  Katı: Belirli bir şekli ve hacmi olan maddeler katı maddelerdir. Dışarıdan sert bir etki olmadıkça şekilleri değişmez. Taş, tuğla, cam, kitap, buzdolabı gibi birçok maddeler katı maddeler örnektir. 

Katı maddelerin özellikleri;
  • Katı hali, maddenin en düzenli halidir.
  • Katıları oluşturan maddeler arasında ki boşluk yok denecek kadar azdır. 
  • Katı tanecikler arasında çekim kuvveti oldukça fazladır.
  • Katı maddeler sıkıştırılamaz.
  • Katı maddelerin belirli bir şekli ve hacmi vardır. 
Sıvı: Belirli bir şekli olmayan fakat hacmi olan maddeler sıvı maddelerdir. Kullandığımız su, süt, denizler, göller gibi birçok maddeler sıvı maddelere örnektir.

Sıvı maddelerin özellikleri; 
  • Sıvılar katılara göre daha az düzensizdir.
  • Sıvıları oluşturan maddeler arasında ki boşluk katılara göre biraz daha fazladır.
  • Sıvı tanecikler arasında ki çekim kuvveti katılara göre daha azdır.
  • Sıvı maddeler sıkıştırılabilir.
  • Sıvılar akışkandır.
  • Sıvıların belli bir hacmi vardır.
  • Sıvıların belirli bir şekli yoktur. O yüzden konuldukları kabın şeklini alırlar. 
Katı Sıvı Gaz ÖzellikleriGaz: Belirli bir hacmi olmayan ve bulundukları kabı veya ortamı dolduran maddeler gaz maddelerdir. Soluduğumuz hava, doğalgaz, kolonya, parfüm gibi birçok maddeler gaz maddelere örnektir.

Gaz maddelerin özellikleri;
  • Gaz hali, maddenin en düzensiz halidir.
  • Gazları oluşturan maddeler arasında ki boşluklar çok fazladır.
  • Gaz maddeler arasında ki çekim kuvveti çok azdır.
  • Belirli bir şekli yoktur. Bulundukları kabın şeklini alırlar.
  • Belirli bir hacimleri yoktur. Bulundukları kabın hacmini alırlar.
  • Gaz maddeler uçucudur. Bulundukları ortama yayılırlar. 
  • Gaz maddeler sıkıştırılabilir. 
]]>
Göbek Deliğinden Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/gobek-deliginden-sivi-gelmesi.html Mon, 19 Nov 2018 00:20:15 +0000 Göbek deliğinden sıvı gelmesi; Göbek deliği iltihabının belirtisidir. Göbek deliği iltihabı (omfalit) her yaştan insanı etkileyen çok sık rastlanan bir sorundur. Göbekten sıvı gelmesi pek çok nedene bağlı olup her kesimden Göbek deliğinden sıvı gelmesi; Göbek deliği iltihabının belirtisidir. Göbek deliği iltihabı (omfalit) her yaştan insanı etkileyen çok sık rastlanan bir sorundur. Göbekten sıvı gelmesi pek çok nedene bağlı olup her kesimden ve her yaştan insanı tehdit eden bir durumdur. Değişik maddeler, bakteriler ve mantarlar yapısı gereği kolaylıkla göbek deliğinde birikebilir. Bu da enfeksiyon ya da iltihap oluşma ihtimalini artırır.
Göbek deliğindeki iltihap yani göbekten sıvı gelmesi başlangıçta kolaylıkla tedavi edilebilir. Göbekten sıvı gelmesi durumu tedavi edilmezse ya da bu durumun tedavisi ihmal edilirse ilerleyen zamanlarda sürekli hale gelebilir, göbek düşmesi ve göbek fıtığı gibi durumlara yol açabilir.
Göbek deliği iltihabının en belirgin belirtisi iltihaplı göbek deliğidir. İltihabın türüne ve şekline göre rengi ve büyüklüğü de değişebilir. 

Göbek Deliği İltihabının Belirtileri
  • Göbek deliğinin kokması
  • Göbek deliğinden sıvı ve iltihap gelmesi
  • Göbek deliğinin kanaması 
  • Kızarıklık ve şişlik
  • Orta seviyeli ağrı
Göbek Deliği İltihabı Nedenleri

Göbek deliği sıcak ve nemli bir alan olduğu için bakterilerin veya mantarların üremesi için uygun bir alandır. Göbek bölgesi fiziksel ve yapısı gereği bakteri ve mantarı kolay barındıracak bir bölgedir. Bakteri ve mantar sayısının çoğalması göbek deliği enfeksiyonu ve göbek deliğinden sıvı gelmesine neden olur.
  • Dokunmak, Elimiz birçok bakteri taşır. Göbek deliğinin etrafına elinizi koyduğunuzda, bakterilerin bu alanda çoğalma ihtimalini artırırsınız. Gerekmedikçe göbek deliğine dokunmamak bu bölgede oluşabilecek olumsuz durumları ortadan kaldırmayı sağlar.
  • Hijyen Eksikliği, Az duş almak, düzgünce sabun kullanmamak bakteri ve mantarları göbek deliğinde artırır. Ayrıca kirli suda bakterilerin çoğalmasına neden olur. Daha sık duş alabiliriz ve kullandığımız suyun kirli su olmamasını sağlayabiliriz. Hijyeni sağlayarak göbek deliği iltihabını önleyebiliriz. 
  • Aşırı Terleme, Aşırı terleyen insanların göbek deliği nemli olur, buda bakterilerin çoğalması için uygun ortamı oluşturur. Göbek bölgemizi sık sık kurulamali, gerekli önlemi almalıyız. Göbekten sıvı gelmesini engellemek için göbek bölgesini uygun durumunda tutmalıyız.
  • Piercing, Kadınlar özgür ya da güzel gösterdiği için Piercing tercih ediyorlar ama piercingler göbek deliğinde olduğundan enfeksiyon ihtimalini artırır. Piercing kullanımı hoş görünse bile göbek bölgesinde kullanılması sağlık ve hijyen açısından pek uygun değildir.

Göbek Deliğinden Sıvı Gelmesi
Göbek Deliği İltihabı Tedavisi

Tıbbi Tedavi
İltihabın durumuna göre doktor hangi ilacı almanız gerektiğine karar verecektir. Göbekten sıvı geldiği zaman yapmamız gereken ilk şey bir doktora başvurmak ve uzman görüşüyle hareket etmektir. Orta seviye iltihabı olanlara antibiyotik kremler yeterli gelecektir. Birkaç kez kullanıldıktan sonra muhtemelen geçecektir. İltihap kötüyse kremin yanına antibiyotik hap da verilir. Çok nadiren iç organlara yayılabilir. Bu durumda ameliyat gerekir. İltihabı bu kadar ilerletmemek gerekir.

 Evde Bakım

Evde yapılabilecek birkaç şey mevcut bu yöntemleri deneyerek göbekten sıvı gelmesi sorununuza çözüm bulabilirsiniz. İşte evde kolaylıkla uygulayabileceğiniz birkaç yöntem:
Ilık Tuzlu Su:  Tuzlu su bakterileri yok ederek, iltihabın kaybolmasını sağlar. Öncelikle ılık su elde etmek için suyu kaynatıp ılınmasını sağlamalıyız. Bu yöntem ile sudaki mikroplardan da arınmış oluruz. Bir çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suda karıştırın ve pamuk yardımıyla iltihabın olduğu yere sürün. Günde birkaç kez yap]]> Elmalı Kurabiye Sıvı Yağlı https://www.sivi.gen.tr/elmali-kurabiye-sivi-yagli.html Mon, 19 Nov 2018 17:01:13 +0000 Elmalı kurabiye sıvı yağlı: Kurabiye hemen hemen herkes tarafından sevilerek tüketilen bir atıştırmalık dır. Özellikle de çayını boş içmeyi sevmeyenlerin mutfağında süslü kavanozların içinde mutlaka bulunmaktadır. Ayn Elmalı kurabiye sıvı yağlı: Kurabiye hemen hemen herkes tarafından sevilerek tüketilen bir atıştırmalık dır. Özellikle de çayını boş içmeyi sevmeyenlerin mutfağında süslü kavanozların içinde mutlaka bulunmaktadır. Aynı zamanda misafirlerini boş çayla ağırlamak istemeyenler mutlaka bir kurabiye çeşidini servis ederler. kurabiye çeşitlerinin arasında benim en çok sevdiğim elmalı kurabiyedir. Mutfağımda eksik etmediğim elmalı kurabiyeyi tercih etme sebeplerimden biri de çabucak bayatlamıyor olmasıdır. Fakat elmalı kurabiyeyi ne zaman yapsam benim tonton anneannem yemiyordu nedenini sordum margarin bana yasak cevabını aldım. O gün bugündür ona elmalı kurabiyeyi sıvı yağlı yapıyorum. Sizde margarin kullanmayı tercih etmiyor iseniz yazdığım tarifi uygulayarak elmalı kurabiye yapabilirsiniz.

Elmalı Kurabiye Sıvı Yağlı İçin Gerekli Malzemeler:
  • 1 çay bardağı toz şeker,
  • 1 çay bardağı yoğurt,
  • 1,5 çay bardağı sıvı yağ,
  • 1 adet yumurta,
  • 1 adet kabartma tozu,
  • 1 adet vanilya,
  • 3,5 su bardağı un, hamurun kıvamını göre yarım bardağı eksilte bilirsiniz.
İç Harcı İçin Gerekli Malzemeler:
  • 4 adet elma,
  • 1 yemek kaşığı toz şeker,
  • 1 tatlı kaşığı tarçın,
  • Dilerseniz ceviz veya fındık içi,
  • 1 bardak pudra şekeri, üzerine serpmek için,
Elmalı Kurabiye Sıvı Yağlı
Elmalı Kurabiye Sıvı Yağlı Hazırlanışı: 

Öncelikle elmalı kurabiyenin iç harcını hazırlayalım biz hamuru yoğuruncaya kadar bir kenarda soğumayı bekler. Elmaları soyup rendele yelim küçük bir tavaya koyduğumuz elmaları kısık ateşte pişirelim. sulanıp suyunu çeken elmaların içine toz şekeri ve tarçını ilave edip ocaktan indirelim. Soğumayı bekleyen iç harcın içine dilerseniz ceviz veya fındık içi ilave edersiniz. Ayrı bir yerde hamurumuzu yoğurmaya başlayabiliriz. Derin bir kasenin içine toz şekeri, yoğurdu, sıvı yağı, yumurtayı ve kabartma tozu ile vanilyayı da ilave edip karıştıralım. Ardından unu ekleyelim unu dikkatli eklemenizde yarar var zira çok set bir hamur olmaması gerekiyor. İlk önce unun 3 bardağını koyun eğer hamur elinize yapışıyor ise diğer yarım bardağı ekleyip yoğuralım. Yoğurduğumuz hamurdan bir parça kopartıp düz bir zeminde çok ince olmayacak şekilde açalım. Açtığımız hamuru küçük kareler şeklinde kesip ortasına bir kaşık elma hacı koyalım. Mantı kapatır gibi dört ucundan birleştirelim ortası hafif açık olacak şekilde. Piştiğinde orta kısmı biraz daha açılacak ve elmalar dışa doğru çıkacak hem görünüm olarak hemde lezzet olarak müthiş bir iş ortaya çıkacak. Bütün malzemeler bitinceye kadar aynı işlemi devam ediyoruz. Hazırladığımız kurabiyeleri yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine dizip önceden ısıttığımız 18 derece fırında 15-20 dk pişiriyoruz. Fırından çıkardığımız kurabiyeler soğuduktan sonra pudra şekeri serpip sevdiklerinizle afiyetle yiye bilirsiniz. Sağlık ve afiyetle kalın.
]]>
Rahimde Sıvı Birikmesi https://www.sivi.gen.tr/rahimde-sivi-birikmesi.html Mon, 19 Nov 2018 22:27:54 +0000 Rahimde Sıvı Birikmesi, Her kadında bulunan ve bir üreme organı olan rahim, iki kenarında bulunan fallop tüpleri ile yumurtaların geçmesini sağlayarak rahme ulaşmasını sağlayan bir yapıdadır. Rahimde sıvı birikmesi Rahimde Sıvı Birikmesi, Her kadında bulunan ve bir üreme organı olan rahim, iki kenarında bulunan fallop tüpleri ile yumurtaların geçmesini sağlayarak rahme ulaşmasını sağlayan bir yapıdadır. Rahimde sıvı birikmesi bu durum ile birlikte gerçekleşmektedir. Genellikle bu boruların tıkanması ile birlikte rahimde sıvının birikmesi meydana gelir ve kişide birçok sağlık sorununu beraberinde getirir. Bu problem önceden her ne kadar çözülemeyen bir problem olsa da günümüzde önemli kadın hastalıkları arasına girmiştir ve çözümü gün geçtikçe daha da kolaylaşmıştır. Rahimde sıvı birikmesinin tıptaki adı "hidrosalpinks" tir. Bu hastalık genellikle ergenlik dönemini geçmiş kadınlarda görülen bir durumdur. Bu durumda kişide birçok belirti görülür ve kişi bu şikayetlerden dolayı doktora gider. Bu durumda insanların merak ettiği bir soru vardır: Rahimde biriken sıvının nereden geldiğidir. Tıkanan fallop boruları nedeni ile fallop tüplerinde üretilen sıvı bu tıkanma nedeni ile borulardan geçemez ve rahimden çıkamaz ve bu şekilde sıvı birikmesi meydana gelir. Rahimdeki bu sıvı birikmesi aslında fazla miktarda bir sıvı değildir. Genellikle bu durum abartılı olarak düşünülmektedir aslında, biriken sıvının miktarı oldukça azdır. Fakat bu sıvı her ne kadar az olursa olsun kadınlarda birçok sağlık problemlemlerine neden olabilmektedir.  
Rahimde Sıvı BirikmesiRahimde Sıvı Birikmesi Belirtileri Nelerdir
  • Rahimde sıvı birikmesinin aslında fazla bir belirtileri bulunmamaktadır.  Bazılarında oluşan belirtiler ise kişiden kişiye değişir. Genel olarak bu hastalıktan şikayetçi tüm kadınlarda görülen bir durum cinsel ilişki esnasında ağrıdır. Bu sorunun olduğu kişiler cinsel ilişki sırasında biraz daha şiddetli bir ağrı ile karşılaşmaktadırlar. Bu durum kimi zaman evli çiftler arasında sorunlara da neden olabilmektedir.
  • Bunun yanında sık görülen vajinismus olarak adlandırılan bir hastalık meydana gelebilir ve bu hastalık ile özellikle kasıklarda çok şiddetli ağrılar meydana gelir. Bu durumda kişi bu şiddetli ağrılar sebebi ile gerek iş hayatı gerekse normal hayatındaki işlerinin aksaması durumu ile karşılaşır. Bu nedenle zaman kaybetmeden bir hekime gitmek en iyi seçimdir. 
  • Son olarak bu durumda rahimin yumurta ile buluşturulmasında rol oynayan fallop boruları tıkalı olduğundan yumurta rahme ulaşamaz ve hamile kalma ihtimali kimi zaman sıfıra kadar düşer. Bu durumda kişi geçici olarak kısırlık durumuyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu şikayet ile doktora giden kadınların çoğuna rahimde sıvı birikmesi teşhisi koyulmaktadır.
Rahimde sıvı birikmesi teşhisi kişinin yukarıda belirtilen şikayetlerden dolayı doktora gitmesi sonucu doktorun yaptığı bazı testler ve bunun yanı sıra  ultrason cihazları ile kişi rahminin incelenmesiyle ortaya çıkmaktadır.  Rahimde biriken bu sıvı tıbbi görüntüleme cihazları sayesinde tam olarak tespit edilbilmektedir.  Rahimde sıvı birikmesi problemi aslında çok sık cinsel ilişkiye giren kişilerde de görülmektedir. Bu durum sıkça  partnerin değiştirilmesinden dolayı ortaya çıkarak kişilerde meydana gelen enfeksiyonlarla ortaya çıkmaktadır. Meydana gelen bu enfeksiyonlar da rahim fallop borularının tıkanmasının ana sebebidir. Bu sorun çocuk sahibi olmayan kişilerde herhangi bir müdahale yapılmadan ve sadece kontroller dışında herhangi bir müdahale gerektirmez. Fakat, eğer kişi çocuk sahibi olmak istiyor ise çoğu zaman tüp bebek yöntemleri denenir. Hastaya yapılan bazı cerrahi müdahaleler ile birlikte kişideki bu sorun ortadan kaldırılmaktadır.
]]>
Makattan Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/makattan-sivi-gelmesi.html Tue, 20 Nov 2018 20:19:42 +0000 Makattan sıvı gelmesi, her ne kadar az görülen bir durum gibi gözükse bile aslında son derece yaygın olarak meydana gelen bir problemdir. İlk zamanlarda insanlarda herhangi bir sorun yaratmayan bu durum, zamanla artarak g Makattan sıvı gelmesi, her ne kadar az görülen bir durum gibi gözükse bile aslında son derece yaygın olarak meydana gelen bir problemdir. İlk zamanlarda insanlarda herhangi bir sorun yaratmayan bu durum, zamanla artarak gerçekten çok büyük problemleri meydana getirmektedir. Genellikle insanlar bu sorunun ilerlemesi ile birlikte doktora giderler. Fakat bu durumlarda yapılan tedaviler çok daha fazla zorlaşmaktadır. Makattan sıvı gelmesi, kendiliğinden herhangi bir sorun yaratmamaktadır. Bu duruma neden olan diğer nedenler ve sorunlar direk olarak makattan sıvı gelmesine ve buna bağlı olarak sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle önemli olan makattan sıvı gelmesi değil, bu soruna neden olan durumdur. Kendisi bir belirti olan makattan sıvı gelmesi, çok ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Bu nedenle makattan sıvı gelmesi durumu, çok hızlı bir şekilde çözülmesi gereken bir durumdur. Bu sorun genellikle kişiler tarafından, sorun edilmemektedir. Basit olarak görülen bu durumun kesinlikle kendiliğinden geçmesi beklenmeden gerekli olan müdahalelerin yapılması gerekir. Bu nedenle meydana gelen makattan sıvı gelmesi sorunu kesinlikle acil bir kontrol ile çözülmesi gerekir. Bu durumun birçok farklı nedeni vardır. Bu nedenler zaman son derece tehlikeli olsa bile bazen çok basit nedenler bu sorunu ortaya çıkarabilir. Bunun için kesinlikle endişeye kapılmadan gerekli müdahaleleri yaptırmanız çok daha mantıklı olacaktır.

Makattan Sıvı Gelmesi

Makattan Sıvı Gelmesi Nedenleri:

  •  Sindirim sisteminde bulunan problemlerdir. En çok sindirim sisteminin bozuk olması ve sindirim sisteminde meydana gelen diğer hastalıklar neden olur. Bu hastalıklar kimi zaman çok ciddi hastalıklar olsa bile bazen çok basit durumlar bu probleme neden olur.
  • Bu durumun yanı sıra bir diğer neden ise insanlarda her 10 kişiden birinde görülen irritabl hastalığıdır. Bu hastalık aslında bir sendrom niteliği taşır. Makattan sıvı gelmesinin en büyük nedenlerinden biri de bu durumdur.
  • Aşırı stres, korku, heyecan ve bağırsak enfeksiyonları direk olarak bağırsak içerisinde sıvı birikmesine ve makattan sıvı gelmesine neden olur. Bu sorunun baş gösterdiği kişiler kesinlikle stresten ve diğer olumsuz etkenlerden uzak durmalıdır.

Makattan sıvı gelmesi durumunda doktor tedavisi şarttır. Doktora giden insanlarda, mümkünse kişinin makatından gelen sıvıdan örnekler alınarak gerekli laboratuvar testlerinin yapılması gerekir. Bu testler sonrasında sonuçlara bakarak sıvı içerisinde bulunan enfeksiyonlara bakılarak tehlike anlaşılabilir. Eğer gerekirse kişide idrar örnekleri ya da kan testleri yapılarak sorunun meydana gelmesindeki neden tam olarak anlaşılmaya çalışılır. Unutulmamalıdır ki ne kadar erken tedavi yapılırsa o kadar kolay bir şekilde sorunlardan korunabilirsiniz. Makattan sıvı gelmesi durumunda çok farklı belirtiler meydana gelmektedir. Bu belirtiler genellikle herkeste görülen durumlardır. Fakat bazı insanlarda hastalığın şiddetine bağlı olarak daha az görülebilir.

  • Aşırı karın ağrısı ve çok sık lavabo ihtiyacı görüldüğünde kişilerde makattan sıvı gelmesi durumu görülebilir.
  • Dışkılama sonrası herhangi bir rahatlamanın meydana gelmemesi durumunda bir problemin olduğu anlaşılabilir.
  • Dışkı miktarında artış ve dışkı ile birlikte görülen kanama durumları, enfeksiyonlardan dolayı makattan kan gelmesi durumu meydana gelebilir.
]]>
Sıvı Silikon https://www.sivi.gen.tr/sivi-silikon.html Wed, 21 Nov 2018 19:59:40 +0000 Sıvı Silikon; Silisyum, oksijen ve muhtelif hidrokarbonlar ihtiva eden, çok miktarda bulunan sentetik olan polimerlerden birisidir. Silisyum, elektron yapısı sebebiyle devri sistemde bulunan yeri itibarıyla kimyasal özellik bakımı Sıvı Silikon; Silisyum, oksijen ve muhtelif hidrokarbonlar ihtiva eden, çok miktarda bulunan sentetik olan polimerlerden birisidir. Silisyum, elektron yapısı sebebiyle devri sistemde bulunan yeri itibarıyla kimyasal özellik bakımından karbona benzer. Bu sebepten dolayı fazla çeşitli bileşikler verebilir. Bu bileşiklerine silisyumdan dolayı sıvı silikon ismi verilir. Bu bileşiklerde silisyum, oksijen köprüleri ile birbirlerine bağlanmaktadır. Ayrıca silisyuma halojen, alkil yada aril grupları da bağlanarak, halkalı veya zincir yapıda bileşikler oluşabilmektedir.

Mesela, metilklorür, bakırın katalitik etkisi altında 300°C’de silisyum ile reaksiyonda bulunur ise dimetil diklorsilan oluşur. Silikonların molekül ağırlığı ve yapı bakımından fazla olan çeşitleri bulunmaktadır. Basit silikonlar ince ve şeffaf sıvılar olduğu durumda, uzun zincir ve dallanmış yapıdaki sıvı silikonlar oldukça viskos bir şekildedir. Kısa zincirli ve küçük moleküllü silikonlar kaydırıcı yağlar şeklinde kullanılır. Daha uzun olan zincirli olanlar kauçuk özelliğinden kaynaklanır. kauçuk özelliğinde bulunan sıvı silikonların molekül yapıları fazla karmaşıktır.

Sıvı Silikon

Kullanılışı, silikonların fazla çeşitleri yapılabilmektedir. En fazla kullanılan silikonlar dimetil silikonlar dır. Yine dimetil ve difenil türevlerinin kopolimerleri de fazla kullanılanlardandır. Çoğunlukla silikonlar ısıya, neme karşı dayanıklı olup, öbür kimyasal maddelerle reaksiyona girmez. Silikonlar harika olan elektrik izolatörüdür. Sıcaklığın oldukça fazla farklılık gösterdiği yerlerde yağlayıcı şeklinde kullanılırlar. Yine moleküllerde yer alan hidrokarbon gruplarına bağlı olarak silikon, yağ, gres, soğutucu, köpük önleyici, metalleri neme karşı koruyucu, kauçuk, reçine ve sırlayıcı şeklinde kullanılır. Fizyolojik olarak da inert olan silikonlar tıpta protez maddesi şeklinde oldukça büyük bir önem taşırlar. Sıvı silikonlar düşük olan sıcaklıklarda esnekliğini koruması bakımından oldukça önemlidirler.

]]>
Sıvılarda Genleşme https://www.sivi.gen.tr/sivilarda-genlesme.html Thu, 22 Nov 2018 10:08:04 +0000 Sıvılarda Genleşme; Sıvılar içinde yer aldıkları kabın şeklini alır. Isıtılan bir sıvı, hacim bakımından genleşir. İçi su dolu olan bir kap ısıtıldığı zaman sıvının taşması, genleştiğini gösterir. Burada sıv Sıvılarda Genleşme; Sıvılar içinde yer aldıkları kabın şeklini alır. Isıtılan bir sıvı, hacim bakımından genleşir. İçi su dolu olan bir kap ısıtıldığı zaman sıvının taşması, genleştiğini gösterir. Burada sıvı genleşirken konulduğu kapta genleşir. Ancak sıvıların genleşme katsayısı katıların kine nazaran büyük olduğu için sıvı, kaptan daha çok genleşir ve taşma meydana gelir. Eğer kap ile sıvı eşit oranda genleşme olsaydı sıvı taşmazdı. Bu bağıntıya göre, aynı cins sıvıların sıcaklığı eşit oranda yükseltilirse, hacmi büyük olan sıvı daha çok genleşir. Su öbür sıvılardan değişik biçimde genleşir.

+4 °C de hacmi en ufak olan değerini alır. +4 °C den itibaren hacmi yükselir ve 0 °C deki hacmi ile +8 °C deki hacmi eşit olur. Buna göre suyun hacim ve sıcaklık ve özkütle ve sıcaklık grafiği olur. +4 °C de hacmin minimum bulunduğu yerde öz kütle maksimum değerini alır. Öz kütlesi büyük bulunan sıvı altta yer aldığı için, su birikintilerinin, göllerin ve denizlerin, dip bölgelerindeki sıcaklık +4 °C oranındadır. Kesit alanı verilen K, L, M kaplardaki aynı cins sıvıların sıcaklıkları eşit oranda yükseldiğinde, L ve M kaplarında yer alan sıvılar eşit oranda genleşir.

Sıvılarda Genleşme
DT bağıntısına göre, a ve DT eşit iken ilk hacmi büyük bulunan sıvı daha fazla genleşir. K deki sıvı ise bunlara göre daha az bir şekilde genleşir.
Ancak genleşen sıvıların kaplarda bulunan yükselme oranlarına bakılırsa, durum farklılaşır. M kabının üst bölümü daha dar olduğu için sıvı burada daha çok yükselir. L'deki sıvı hacmi K'dekinin iki katı olduğu için, DVL=2DVK olur. Ancak L'nin kesit bölümü de K'nin kesit alanının iki katı olduğu için K ve L de bulunan sıvı yükselmeleri eşit olur.
]]>
Sıvı Ölçme Birimleri https://www.sivi.gen.tr/sivi-olcme-birimleri.html Fri, 23 Nov 2018 05:55:29 +0000 Sıvı ölçme birimleri, sıvıları ölçmek için kullanılan ölçü birimlerine verilen addır. Sıvılar belli kalıplar halinde olmadığı için, onları ölçmede belli yöntemler kullanmak gerekir. Maddenin hallerinin başında gele Sıvı ölçme birimleri, sıvıları ölçmek için kullanılan ölçü birimlerine verilen addır. Sıvılar belli kalıplar halinde olmadığı için, onları ölçmede belli yöntemler kullanmak gerekir. Maddenin hallerinin başında gelen sıvılar,akıcı bir forma sahip olduğu için  standart hale gelen kalıplar sayesinde ölçülür. Sıvı ölçme birimleri kendi içinde sınıflara ayrılır. Bunları sırayla anlatalım:
  • Kilolitre
  • Hektolitre
  • Dekalitre
  • Litre
  • Desilitre
  • Santilitre
  • Mililitre
Sıvı Ölçme Birimleri
Sıvı ölçme birimleri arasında en çok kullanılan birim litredir. Bu birim L harfi ile sembol edilir. Kilolitre kl ile gösterilir. Hektolitre HL ile gösterilir. Dekalitre dal ile gösterilir. Desilitre dl ile gösterilir. Santilitre cl ile gösterilir. Mililitre ml ile gösterilir. Çok küçük yada çok büyük olan sıvıları litre olarak ifade etmek sıkıntı yaratabilir. Ayrıca sıvılar konulduğu kaba göre şekil alır. Bu birimler birbirlerine benzetilebilir bilir. Her basamak inerken on ile çarpılır. Bunun için biraz matematik bilmek gerekir. 
]]>
Sıvılarda Yüzey Gerilimi https://www.sivi.gen.tr/sivilarda-yuzey-gerilimi.html Sat, 24 Nov 2018 01:50:24 +0000 Sıvılarda Yüzey Gerilimi, Sıvıların yüzeylerinde gerilmiş bir zar gibi olup, küresel biçimde gerilmesi etkisidir.Bir sıvı içerisinde bulunan moleküller, etrafındaki moleküllerce her yönde çekilir.Bu çekim içeri doğru olur Sıvılarda Yüzey Gerilimi, Sıvıların yüzeylerinde gerilmiş bir zar gibi olup, küresel biçimde gerilmesi etkisidir.Bir sıvı içerisinde bulunan moleküller, etrafındaki moleküllerce her yönde çekilir.Bu çekim içeri doğru olurken, dışa doğru çekim kuvveti olamaz. Böylece yüzeydeki moleküller içerdeki moleküllere doğru çekilir. Bu sayede sıvı yüzeyinde bir gerilme meydana gelir. Bu gerilme zar gibidir.Bir sıvının yüzeyindeki gerilme sıcaklıkla azaltılabilir. Bu sebeple bazı maddeler sıvılarda yüzey gerilimini azaltır. Örneğin sabun ve deterjanlar aktif madde olup suda bulunan gerilimi azaltarak, köpük gibi gaz-sıvı karışımı meydana getirirler.

Sıvılarda Yüzey Gerilimi
Su üzerinde yürüyen böceklerin, su üzerindeki ince zar sayesinde üzerinde bulunduğu düşünülmektedir. Bu yüzey gerilimi ile alakalıdır.Farklı iki tabaka arasında olabileceği gibi katı-sıvı, sıvı-gaz gibi maddeler arasında da görülebilir. 
Yüzeydeki sıvı içerisinde bulunan moleküller arasındaki çekim bir kap içindeki suya dikkatlice bakıldığında, suyun yüzeyinde ince bir tabaka varmış gibi görülür. Suyun içine girmek isteyen bir maddenin bu gerilimi aşması gerekir. Bu yüzey ince şerit görevi yapar. 
]]>
İdrardan Sonra Gelen Sıvı https://www.sivi.gen.tr/idrardan-sonra-gelen-sivi.html Sat, 24 Nov 2018 08:32:39 +0000 İdrardan sonra gelen sıvı, idrar yaptıktan sonra bayanlardan gelen belli bir miktar sıvı normal olarak kabul edilmektedir. Bayanlarda görülen sıvı genelde kokusuz ve beyazımsı bir renkte görülür. Bu sıvı vajinal İdrardan sonra gelen sıvı, idrar yaptıktan sonra bayanlardan gelen belli bir miktar sıvı normal olarak kabul edilmektedir. Bayanlarda görülen sıvı genelde kokusuz ve beyazımsı bir renkte görülür. Bu sıvı vajinal akıntı olarak adlandırılmaktadır. Sıvının rengi, kokusu, yoğunluğu adet döneminde farklılık gösterebilir. Enfeksiyon durumlarında sıvı ile beraber kaşıntı, vajinal bölgede yanma, tahriş gibi şikayetlerde oluşabilir. Kadınlarda idrar sonrası yeşilimsi bir renk sıvı görülmüşse bu bir hastalığın habercisi olabilir. Cinsel birliktelik ile bulaşan hastalıklar sonucu yeşil renkli sıvı yaşanabilir. Sıvı oldukça kötü kokuludur ve cinsel birliktelik anında acı, idrar yaparken yanma gibi şikayetlere yol açar. Yeşilimsi sıvı genellikle bel soğukluğu ile birlikte anılır. Sıvı idrar yolu, üreme sistemine yerleşen bir bakteri sebebiyle oluşum gösterebilir. Bu hastalık daha çok erkekten partnerine bulaşır. Üreme çağında olan erkek ve kadınlarda aynı derecede görülebilir. Kadında özellikle rahim ağzında bulunur. Çok eşlilik ve korunmasız cinsel birlikteliklerde daha fazla görülme riski vardır. İdrar sonrası sıvı, kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de rastlanılan bir durumdur.

İdrardan Sonra Gelen Sıvı

İdrar sonrası sıvıya neden olan hastalıklardan korunmak için tek eşlilik tercih edilmeli ve korunmasız cinsel birliktelikte bulunulmamalıdır. Prezervatif kullanılarak idrar sonrası sıvıya neden olabilecek hastalıklardan korunmak mümkün olabilir. Kullanılan prezervatifler mutlaka tek kullanımlık olmalıdır. İdrardan sonra sıvı gelmesi bir hastalık nedeniyle oluşuyorsa tedavide mutlaka eş tedavisi gereklidir. Eşler aynı anda tedavi edildiğinde sonuç daha başarılı olur. Hastalığın nüksetme riski de azaltılabilir.

]]>
Belden Sıvı Alınması https://www.sivi.gen.tr/belden-sivi-alinmasi.html Sat, 24 Nov 2018 14:52:31 +0000 Belden sıvı alınması, ile ilgili hastalarda büyük bir korku ve endişe oluşur. Ancak bu işlemin büyütülecek yada korkuya sebep olacak ağrıları yoktur. Normal kan almaktan hiçbir farkı yoktur. Hasta için son derece kolay Belden sıvı alınması, ile ilgili hastalarda büyük bir korku ve endişe oluşur. Ancak bu işlemin büyütülecek yada korkuya sebep olacak ağrıları yoktur. Normal kan almaktan hiçbir farkı yoktur. Hasta için son derece kolay olan bu yöntemin doktor için zorlukları vardır.Doktorun bu işlemi son derece profesyonel bir şekilde yapması şarttır. Aksi halde hem hastaya zarar verir,hemde dönülmesi zor sürece girmiş olur.

Belden sıvı alınması ne işe yarar

 Belden alınan sıvı temiz bir su gibidir ,vücudun sıvısıdır, homojen ve saf bir haldedir. Bu sıvı beyin ve omuriliği sararak, koruyuculuk görevi üstlenir. Belden sıvı alma işleminde bu sıvıdan almış olunur.Önemli hastalıklarda Örneğin, menenjit gibi rahatsızlık esnasında belden sıvı alınarak ,kesin teşhis konur,yapılması gereken tedaviye başlanır. Bu hastalık beyin zarının iltihaplanması sonucu Öncelikle bu hastadan sıvı alınması şarttır. Ayrıca beyin ve omurilik hastalarına da bu işlem uygulanır.Bu hastaya ilaç verilirken de aynı yöntem uygulanır.

Belden Sıvı Alınması
Belden sıvı nasıl alınır

 Öncelikle hastanın bacaklarını  içeri çekerek anne karnında bulunan bebek pozisyonuna gelmesi sağlanır. Belin dik duracak pozisyonda olması şarttır. Ayrıca hastanın kesinlikle hareket etmemesi gerekir. Bu işlem yapılırken hastaya ya sakinleştirici verilir, yada destek alacağı birinin yanında olması sağlanır. Sıvı alınacak alan belirlenir,ve o bölge steril hale getirilir. Sonra omuriliğin geçmediği ,omurilik boşluğu tesbit edilerek,dikkatli bir şekilde bu işlem başlatılır. İki omur arasından istenilen ölçüde ,belden sıvı dikkatli bir şekilde sıvı alımı gerçekleşir.   Alınan sıvı sayesinde hastalık tespit edilir,ve gerekli müdahale edilir. Eğer hastada beyin ödemi var ise bu işlem yapılmaz. Hastada kan pıhtılaşması var mı diye kontrol edilir. Eğer yoksa bu işlem dikkatli bir şekilde yaparız. 
]]>
Kandaki Sıvı https://www.sivi.gen.tr/kandaki-sivi.html Sun, 25 Nov 2018 06:25:23 +0000 Kandaki sıvı, yani kana sıvı halini veren kan plazması içinde kan hücrelerini barındırmaktadır. Kan plazması içinde su, kan proteinleri, elektrolitler, glikoz, hormonlar ve farklı metabolik atıklar bulunur. Genelde oksij Kandaki sıvı, yani kana sıvı halini veren kan plazması içinde kan hücrelerini barındırmaktadır. Kan plazması içinde su, kan proteinleri, elektrolitler, glikoz, hormonlar ve farklı metabolik atıklar bulunur. Genelde oksijen ve karbon dioksit kanda bulunan alyuvarlardaki hemoglobin tarafından taşınırken kan sıvısı içinde de bir miktar oksijen bulunur. Kan sıvısı içinde bulunan şekilli elemanlar, kan dışarı atıldığında çökerek sıvı halini alır. Kanın yüzde 60'ı plazma ve yüzde 40'ı da elemanlarda oluşur. 

Kandaki Sıvı
Kan Sıvısı (Plazma) Görevleri Nelerdir
  • Kanın içindeki şekilli elemanların homojen olarak dağılmasını sağlar,
  • Organizmanın gereksinim duyduğu yağ, vitamin, amino asitler, mineral ve glikoz gibi maddelerin sindirim kanalından alınmasıyla dokulara ulaşmasını sağlar,
  • Havadan oksijenin alınarak dokular ve dokulardan da karbonmonoksitin alınıp akciğerlere taşınarak atılması görevine yardımcı olur,
  • Dokularda metabolizmanın oluşturduğu üre, asit ve kreatin gibi maddelerin boşaltım organına taşınması görevini yapar,
  • Bileşimindeki maddeler ve endokrin bezlerinin salgıladığı hormonu gerekli organlara taşıyarak, organların uyumlu çalışmasını sağlar,
  • Boşaltım organları ve sindirim kanalı arasındaki köprüyü sağlayarak organizmanın su ve erimiş madde miktarını dengede tutar. Böylece vücudun ihtiyacı olan protein su ve elektrolit basıncı kurulur,
  • İçindeki su sayesinde beden sıcaklığı düzenlenir,
  • Kan sıvısı içinde bulunan fibrinojen proteinler sayesinde kan pulcuklarıyla birleşiminde pıhtılaşma oluşarak danın damardan kaçmasını engeller,
  • İçeriğinde bulunan antikorlar ve mikroorganizmalar sayesinde immün sistemini güçlendirir,
  • Damar içine verilen ya da farklı yollarla vücuda alınan metabolitlerin ilgili organa ulaşmasını sağlar. Ayrıca artık metabolitlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur,
  • Her kan grubunda farklı olan oglutininleri içerir. 
Kan sıvısı sarı renkte olup kanın doğal yapısı için önemli bir bölümünü ihtiva eder. 
]]>
Eklem Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/eklem-sivisi.html Sun, 25 Nov 2018 21:22:04 +0000 Eklem Sıvısı, kemiklerin arasında yer alan eklemler de var olan eklem sıvısının kemik sağlığı açısından büyük önemi vardır. Bu önem sayesinde bacaklar ve kollarımızı rahat bir şekilde acı duymadan hareke Eklem Sıvısı, kemiklerin arasında yer alan eklemler de var olan eklem sıvısının kemik sağlığı açısından büyük önemi vardır. Bu önem sayesinde bacaklar ve kollarımızı rahat bir şekilde acı duymadan hareket ettirebiliriz. Bacaklarımız ve kollarımızda devamlı bir sürtünme olmaktadır. Normal şartlar içerisinde bacaklar ve kollarda meydana gelen bu mecburi sürtünmelerden kaynaklanan kemiklerde yıpranmalar ve aşınmalar meydana gelmesi gerekirken hem de dayanılmaz bir ağrı oluşması gerekir. Fakat eklem sıvısı nedeni ile acı ve ağrı yaşanmaz. Eklemler arasındaki sürtünmeyi eklem sıvısı engellediğinden dolayı eklem yüzeyinde meydana gelecek tahribatı ve aşınmaya mani olur. Vücut içinde bulunan kemikler bulundukları bölgelere göre değişik özellikleri bulunmaktadır. Devamlı hareket etmekte olan kemiklerimizden bir kısmı hareketsiz bölgelerimizde yer alan kemiklere oranla daha değişiklik gösteren desteğe ihtiyaç duyarlar. İnsan omurgasını oluşturan omurlar, ayak ve ellerimizdeki, bacaklarımızdaki ve kollarımızdaki eklemler yaptığımız her harekette birbirlerine ihtiyaç duyarlar ve devamlı hareket ettikleri için mutlaka destekleyici sistemlere ihtiyaç duyarlar.

Bazı kişiler el ve ayak parmaklarını gererek çıtlatırlar yani çıkartırlar. Pek çok kişi gelen bu sesi kemikler çıkartıyor zanneder. En fazla çıtlatılan kısımlar sürtünmeli olan eklem bölgeleridir. Bu sürtünmeli eklem bölgelerinde yani parmaklarda her iki kemiğin buluştuğu bölgede bir adet bağlantı kapsülü mevcuttur. Bağlantı kapsülünün iç kısmında ise kemiklerin hareketleri esnasında bu kısımları yağlama görevi yapan eklem sıvısı diye bilinen bir sıvı vardır. Bu önemli görevler üstlenen sıvının içinde ise erimiş oksijen, karbondioksit ve nitrojen gazları bulunmaktadır.

Eklem Sıvısı

İnsan vücudunda yer alan en kolay ses çıkartan yani çıtlatılan eklem bölgeleri parmaklardır. Bu çıtlamanın nedeni işe eklemlerin gerdirilmesi ile eklem düzleşir ve bu kısımda yer alan kapsül gerilerek içerisinde yer alan sıvının basıncı en aza iner. Bu yüzden gaz kabarcıkları bir anda patlamaya başlar ve çıtlama sesi de buradan gelir. Patlayan kabarcıklar nedeni ile gazlar eklem sıvısını terk ederler. Sıvı daha da genleşerek eklem kısımlarının hareket etme yeteneğini üst seviyelere çıkartır. Eklem kısımlarının gerilmesi kapsülün uzunluğu ile sınırlıdır. Bu nedenle çıtlatılan bir parmağı tekrar tekrar çıtlatılamaz. Nedeni ise gaz kabarcıklarının eklem sıvısı içinde yeniden meydana gelmesi için zamana ihtiyaç vardır. Eklem sıvısının en önemli görevi devamlı hareket ederek ve birbirlerine sürtünen kıkırdak dokusunun hasar görerek zedelenmesine engel olmaktır. Ayrıca eklemler arasında yer alan eklem sıvısı içeriğinde besleyici maddeler barındırır e bu maddeler sayesinde kan dolaşımından mahrum olan kıkırdakların beslenmesine yardımcı olur. 

]]>
Gebelikte Gögüsten Gelen Sıvı https://www.sivi.gen.tr/gebelikte-gogusten-gelen-sivi.html Mon, 26 Nov 2018 04:31:25 +0000 Gebelikte Göğüsten Gelen Sıvı, Gebelik ile başlayan vücuttaki organların değişmesinin başında göğüsler gelir. Göğüslerdeki süt oluşumundan dolayı bu kanallar gebelik ilerledikçe açılır ve gün geçtikçe sıvı gelmey Gebelikte Göğüsten Gelen Sıvı, Gebelik ile başlayan vücuttaki organların değişmesinin başında göğüsler gelir. Göğüslerdeki süt oluşumundan dolayı bu kanallar gebelik ilerledikçe açılır ve gün geçtikçe sıvı gelmeye başlar. Bu sıvı berrak kokusuz sarımsı bir sıvıdır. Özellikle de 5. aydan sonra sıklaşır. Ama bu gelen sıvının her hangi bir zararı yoktur ve  doktora gitmeyi gerektirmez.

Gebelikte Süt Gelmesinin Sebebi Nedir

Bu sıvının gelme sebebi sadece prolaktin hormonunun fazla salgılanmasıdır hamileliğin 8. haftası itibarıyla artış gösteren prolaktin hormonunda amaç bebeğin doğar doğmaz emzirileceği göz önünde bulundurularak memelerin buna hazırlanmasıdır. Bütün hamilelerde görülmediğinden dolayı bu durum bazı hamileleri telaşlandırabilir. Fakat bu durum korkulacak bir durum değildir.

Gebelikte Gögüsten Gelen Sıvı
Gebelikte Hangi Dönemde Göğüslerden süt gelir

Hamilelik süresinde göğüslerde süt kanalı 4. ve 5. aylardan itibaren süt sıvısını depolamaya yada akıtmaya başlar.Doğumdan sonra ilk gelen sıvı zaman geçtikçe dahada şeffaflaşmaya başlayacaktır. Aynı doğum sonrası gelen bu sarı süt dediğimiz sıvı doğan bebek için sağlığı açısından çok önemlidir bu yüzden ne olursa olsun o süt bebeğe verilmelidir. 
]]>
Burundan Sarı Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/burundan-sari-sivi-gelmesi.html Mon, 26 Nov 2018 15:46:21 +0000 Burundan Sarı Sıvı Gelmesi : Bu sıvı birçok hastalığın habercisi olabilir. Çoğu zaman burundan gelen sarı akıntının nedeni sinüzit olsa da daha farklı ve ciddi hastalıklarında sebebi olabilir. Bu yüzden bu sıvı dikkate al Burundan Sarı Sıvı Gelmesi : Bu sıvı birçok hastalığın habercisi olabilir. Çoğu zaman burundan gelen sarı akıntının nedeni sinüzit olsa da daha farklı ve ciddi hastalıklarında sebebi olabilir. Bu yüzden bu sıvı dikkate alınmalı ve böyle bir durumla karşılaşıldığında hemen bir hekime başvurulmalıdır. Burun ve göz çevrelerinde bulunan kemiklerin içinde olan boşluklara sinüs denir. Bu boşlukların dolmasını sağlayan şeye de mukoza denir. Mukozanın iltihaplanması sonucu sinüzit oluşur. Genelde akut sinüzit denilen sinüzit çeşidi insanlarda daha çok görülür. Akut sinüzit üst solunum yollarının enfeksiyonu sonucunda ortaya çıkar. Burun mukozasında yer alan şişlik sinüsler arasında ki sıvı akışını engeller ve buda mukozanın iltihaplanmasına neden olur. Bunun sonucunda da akut sinüzit gerçekleşir. Sarı sıvı gelmesinin nedenlerinden biri budur. Diğeri ise hasarlar veya travmalar sonucu meydana gelen omurilik sıvısının burundan gelmesi olayıdır. Bu durum sinüzitle karıştırılıp aksatılmamalıdır hemen doktora başvurulmalıdır.

Burundan Sarı Sıvı Gelmesi
Burundan Gelen Sarı Sıvının Tedavisi

Burundan gelen sarı sıvının nedeni genel olarak sinüzit olduğu için evde alacağınız bazı küçük önlemlerle bu sıvıdan kurtulabilirsiniz. Soğukta fazla kalmayın ve saçınızı ıslak bırakmayın ve sigara içilen ortamlarda bulunmamaya dikkat edin. Uçak seyahatleri ve su altı dalışlarından sakının ve fazla tozlu ortamlarda bulunmayın. Ve sinüzleri açmak için antibiyotik tedavisi uygulayabilirsiniz. Eğer sonuçsuz kalırsa ameliyat seçeneği uygulanabilir. Burundan gelen sarı sıvının nedeni her zaman sinüzit olmaz bu yüzden bazı durumlarda hemen doktora başvurulmalıdır.
]]>
Amniyon Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/amniyon-sivisi.html Tue, 27 Nov 2018 05:59:29 +0000 Amniyon sıvısı, bebeğin yaşam kaynağı olan sıvıdır. Anne karnında bebeğin hayatta kalmasına ortam sağlayan sıvıya “amniyon sıvısı” denir.  Nasıl bizim dünyada hayatımız için atmosfer ve havanın içeriği önem Amniyon sıvısı, bebeğin yaşam kaynağı olan sıvıdır. Anne karnında bebeğin hayatta kalmasına ortam sağlayan sıvıya “amniyon sıvısı” denir.  Nasıl bizim dünyada hayatımız için atmosfer ve havanın içeriği önemli ise, bebeğin anne karnındaki gelişimii için amniyon sıvısı çok ama çok önemlidir. Bebek için özel olarak tasarlanmış olan amniyon sıvısı bebek organlarının doğumdan sonra kullanımı için hazırlanmasını sağlar. Bebek, amniyon sıvısı ile bir manada dış dünyaya adapte olmak için egzersiz yapar ve düzenli şekilde bu sıvıyı içer. Bu esnada dili acı, tatlı, tuzlu ve ekşiyi kavramaya başlar. Daha sonra tükürük bezleri de çalışmaya başlar. Bunun dışında fetüsün içtiği amniyon sıvısı hem bağırsakları emilim için hazırlamakta, hem de böbreklerin bu sıvıyı sürekli olarak kandan süzmesine imkan sağlayıp böbrekleri çalıştırmaktadır. Böbreklerden emilen sıvı da yine amniyon sıvısına geri verilmektedir. Ancak bu iş amniyon sıvısını kirletmez. Çünkü böbrekler, şu anki görevinden farklı olarak, bebeğin içtiği sıvıyı süzerken temiz hale getirecek bir mekanizmaya da sahiptirler. Ayrıca bu sıvı bir havuzun temizlenmesi gibi diğer birçok sıvının da yardımıyla daima temizlenir. Bu gelişmelerin yanısıra, bu dönemde sindirim mekanizmasını tam olarak hazır olması için, midede sindirim suları salgılanmaya başlanır. Ayrıca yeni meydana gelen bebeğin bağırsaklarında yer alan hücreler, şekerleri ve tuzları birbirinden ayırt edebilme becerisi kazanır ve bir süre sonra seçilen bu atıklar annenin karnına geri verilir. Böylece hem bağırsaklar, hem de böbrekler faaliyete geçmiş olurlar. 

Amniyon sıvısı üç saatte bir, yani günde sekiz defa ceninin bağırsakları tarafından emilir ve kan yoluyla anne kanına verilir. Emilen sıvı derecesi kadar sıvı hem anne rahminden ve hem de ceninin akciğer ile böbrekleri tarafından üretilerek amniyon sıvısının havuzuna verilir. Böylelikle cenin için hayati derecede önemli olan bu sıvının miktarı korunmuş olur. Bu güzel sistem sayesinde cenin hiçbir zarar görmeden sindirim sistemini çalıştırmış olur. Ceninin büyümesine orantılı olarak miktarı yavaş yavaş artan amniyon sıvısı onuncu haftada otuz milim, beşinci ayda üç yüz elli milim ve yedinci aya kadar da bir litreye ulaşır. Doğum esnasında ise yarım litreye kadar düşer. 

Amniyon Sıvısı
Amniyon sıvısı sindirimin çalışmasını doğumdan sonraya hazırlamakla kalmaz, bebeğin anne rahminde kolaylıkla hareket etmesini de sağlar. Cenin bu sıvı içinde tıpkı limana zincirlenmiş bir sandal gibi yüzer. Bu durumda çok güvenli bir şekilde anne rahminde hareket eder. Bu önemli sıvının cenine sağladığı bir diğer yaşamsal imkan ise, sürekli ve sabit bir ısı sağlamasıdır. Bilindiği gibi sıvılar ısıyı dengeli olarak dağıtırlar. Sürekli değiştirilen amniyon sıvısı da belirli bir sıcaklıkta olup ceninin gelişimi yönünden ihtiyacı olan ısıyı her yöne eşit olarak dağıtır. Bu sıvının üretilmesinde, sürekli olarak temizlenmesinde veya miktarının ölçülmesinde tek bir eksiklik ya da hata olsa ceninin normal gelişimi bozulur. Örneğin, amniyon sıvısının miktarının normalden daha az olması ya da hiç olmaması halinde bir sürü anormallik baş göstermeye başlar. Uzuvlar kasılır. Eklemler tek bir bütün olur, deri bollaşır ve gevşer, baskı sebebiyle yüz deforme olur. En önemli sorun ise akciğerlerin oluşumundaki sıkıntı ve bozukluk. Bu haldeyken bebek doğduktan sonra ölür. Bütün bu bilgiler biz insanlara göstermektedir ki, amniyon sıvısının varlığı ve oluşumu ilk insandan bu yana kusursuz bir durumda gerçekleşmektedir. Amniyon sıvısı olmadan bir bebeğin anne karnında yaşaması mümkün değildir.
]]>
Akciğer Sıvı Toplaması Tedavisi https://www.sivi.gen.tr/akciger-sivi-toplamasi-tedavisi.html Tue, 27 Nov 2018 07:16:32 +0000 Akciğerde Sıvı Toplanması Tedavisi, akciğer zarında meydana gelen iltihaplanma sonrasında sıvı toplanması ortaya çıkar. Genellikle akciğerde oluşan sıvı birikimi akciğerin genişlemesine sebep olurken aynı zamanda soluk almak Akciğerde Sıvı Toplanması Tedavisi, akciğer zarında meydana gelen iltihaplanma sonrasında sıvı toplanması ortaya çıkar. Genellikle akciğerde oluşan sıvı birikimi akciğerin genişlemesine sebep olurken aynı zamanda soluk almakta çok güçleşir. Akciğerdeki mevcut olan zar akciğeri çevreleyen iki dokudan oluşmaktadır. İç zar çoğunlukla akciğer ile diğer dokuları, dış zarda göğüs duvarına bağlı şekilde bulunmaktadır. Ayrıca bu iki zarın arasında da zar boşluğu mevcut olmaktadır. Bu zar boşluğuna "plevra denilmektedir. 

Akciğer Sıvı Toplanması Tedavisi, zar boşluğunun içerisinde kaygan bir sıvı mevcut olmaktadır. Bu sıvı özellikle vücut tarafından üretilerek aynı zamanda emilimi de gerçekleştirir. Ancak bazen bu sıvı sebebi ile denge bozulabilmektedir. Dengenin bozulması ile böbrek ve kalp yetmezliği ve basınç dengesinin bozulması ile sarı renkte bir sıvı oluşmaktadır. Diğer bir sebebi de zatürre hastalığından sonra meydana gelen sarı renkli ya da kanser hastalarında sıklıkla görülen damar geçirgenliğinin artmasından sonra ortaya çıkan kanlı sıvıdır. Akciğerde sıvı toplanması sonucunda miktarına bağlı olarak nefes darlığı sıklıkla rastlanılan en belirgin belirtisidir. Ağrı özellikle sırt bölgesinde ve göğüs kısmında belirgin bir şekilde tek noktada ortaya çıkmaktadır. Kişi nefes alırken çoğunlukla öksürürken ya da hapşırırken bıçak şeklinde saplanan ağrı hissetmektedir. İltihaplanma sonrasında akciğer zarları solunum esnasında birbirine sürtünmesinden dolayı ağrı meydana gelmektedir. 

Akciğer Sıvı Toplaması Tedavisi
Akciğerde Sıvı Toplanması Tedavisi, akciğerde sıvı toplanmasının tedavisi genellikle antibiyotikler ile iltihaplı sıvının akciğerde biriktiği bölgeden alınması yöntemi kullanılarak yapılmaktadır. Akciğerden alınan iltihaplı sıvı daha sonra laboratuvar incelemesinden sonra uzmanın uygun gördüğü en etkili olan antibiyotik tedavisi ile yapılabilmektedir. Akciğerde sıvı toplanması eğer kalp ile böbrek yetmezliği sonrasın da ortaya çıkmış ise, tedaviye ilk önce bu organların yetmezlik sorununa yönelik yapılmalıdır. Akciğerdeki sıvı toplanma miktarı çok fazla ise, göğüs tüpleri ya da katater kullanılarak boşaltılabilir. Ayrıca kanserli hastalarda meydana gelen akciğerde sıvı oluşumunu yeniden olmasını engellemek için göğüs duvar ve akciğer arasında mevcut olan zarın birbiri ile yapışması yönünde tedavi uygulanmalıdır.
]]>
Dizde Sıvı Birikmesi https://www.sivi.gen.tr/dizde-sivi-birikmesi.html Wed, 28 Nov 2018 01:41:11 +0000 Dizde sıvı birikmesi, Efüzyon olarak adlandırılan bir sağlık sorunudur. Diz ekleminde bulunan sıvının anormal bir şekilde çoğalması ve yalnızca dizde sınırlı kalmaması ile alakalı bir rahatsızlıktır. Vücutt Dizde sıvı birikmesi, Efüzyon olarak adlandırılan bir sağlık sorunudur. Diz ekleminde bulunan sıvının anormal bir şekilde çoğalması ve yalnızca dizde sınırlı kalmaması ile alakalı bir rahatsızlıktır. Vücutta bulunan her eklemde kan damarı yoktur. Bu tür eklemler eklem sıvısı ile beslenirler. Beslenme haricinde eklemlerde kayganlığın sağlanabilmesi için bir nevi yağ görevi de görürler. Bu görev sayesinde eklemlerde birbirine sürtünme önlenerek aşılmaların önüne geçilir. Yaralanma, hastalık gibi bazı durumlarda eklemlerde tahriş, iltihap ya da bozulmalar ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda eklemlerde sıvı üretiminde artış yaşanabilir.

Diz ekleminde sıvı birikmesi nedenleri

Kıkırdak yırtılması: Diz eklemlerinde iki farklı kıkırdak bulunmaktadır. Eklemleri oluşturan ve kemik uçlarını kaplayan kıkırdak eklem kıkırdağı olarak tanımlanır. Bu eklem tipi yumuşak ve pürüzsüz bir yapıdadır. İki kemik arasında yaşanabilecek sürtünmeyi minimum seviyeye indirerek hareket kolaylığı sağlar. Diğer kıkırdak türü ise menüsküs oluşturur ve fibrokartilaj olarak adlandırılır. Diz eklemine binen yükü azaltır, ağırlığı dağıtır. Menüsküs yaralanması sonucu yırtık meydana geldiğinde meydana gelen bozulma ve parçalı kenarlar dizde sistemik bir tahriş oluşumun ayol açar. Bu tahrişe bağlı olarak dizde aşırı sıvı birikmesi yaşanabilir.

Enfeksiyon: Diz ekleminde oluşum gösteren enfeksiyon ciddi sorunlara yol açabilir. Enfeksiyon nedeniyle dizde sıvı birikmesi meydana gelir. Eklem sıvısı haricinde enfeksiyon ve irin meydana gelebilir.

Artrit: Artrit ağrılı bir romatizmal hastalıktır. Hafif bir ağrı ile başlayarak belli zaman aralığı ile şiddetlenebilir. Yumuşak eklem kıkırdaklarında tahrişe sebep olur. Oluşan bu tahriş dizde sıvı birikimine yol açabilir.

Dizde Sıvı Birikmesi

Gut: Gut asit kristallerinin aşırı salgılanması olarak tanımlanan bir artrit çeşididir. Gut hastalığında aşırı salgılanan asit kristalleri eklemlerde toplanarak problem oluşturur. Eklemlerde tahriş ve inflamasyona sebep olarak aşırı sıvı üretimini tetikler.

Kırık: Kırıklar dizde sıvı birikmesi için farklı bir nedendir. Kırık küçük ya da büyük kemiklerde meydana gelse de eklem içinde tahrişe yol açabilir. Bu tahriş eklemlerde yani dizde aşırı sıvı birikmesine yol açabilir.

Dizde sıvı birikmesinde kaçınılması gerekenler

  • Bağdaş kurularak oturulmamalıdır.
  • Merdiven inip çıkılmamalıdır.
  • Uzun süre ayakta durmaktan kaçınılmalıdır.
  • İdeal kilonun üzerine çıkmamaya özen gösterilmemelidir.
  • Tuvalet ihtiyacında klozet tuvalet kullanılmalıdır.

Dizde sıvı birikmesi tedavi yöntemleri

  • Fizik tedavi
  • Buz kompresi
  • Diz ekleminde mevcut olan aşırı sıvıyı enjektör ile çekmek
  • Diz yapısını korse ve bandaj ile desteklemek
  • Dizi yıpratacak hareketlerden kaçınmak
  • Uygulanan tedavilere rağmen sonuç alınamamışsa cerrahi yönteme başvurmak olarak sıralanabilir.
]]>
Maddenin Sıvı Hali https://www.sivi.gen.tr/maddenin-sivi-hali.html Wed, 28 Nov 2018 14:16:59 +0000 Maddenin sıvı hali, katı ile gaz arası halidir ve belirlenmiş bir şekle sahip değildir.Girdikleri kabın şeklini alırlar bunun sebebi ise akışkan olmalarıdır.Atom ve molekül yapıları katı hale göre düzensiz gaz haline göre Maddenin sıvı hali, katı ile gaz arası halidir ve belirlenmiş bir şekle sahip değildir.Girdikleri kabın şeklini alırlar bunun sebebi ise akışkan olmalarıdır.Atom ve molekül yapıları katı hale göre düzensiz gaz haline göre düzenlidir. Sıvı halden gaz veya katı hale geçebilirler.Katı hale ısı vererek yani donarak,gaz hale ise  ısı alarak yani buharlaşarak geçilir. Hayatımızda bir çok sıvı madde vardır.Bunlardan en çok bildiğimiz sudur.Sıvılar akışkan halde bulunur fakat her sıvının akışkanlığı aynı değildir, yoğunluğa göre değişebilir. Örnek verecek olursa su ve ayran gibi.Sıvı halden başka hale geçmek maddenin fiziksel özelliklerindendir. 

Maddenin Sıvı Hali
Sıvı haldeki tanecikler birbiri üzerinden kayarak hareket ederler.Taneciklerde hem titreşim hem de öteleme hareketi vardır. Sıvıların hacimleri de vardır. Bulundukların kabın iç kısmına basınç uygularlar. Sıvı hale örnek verecek olursak su,meyve suyu,aseton gibi...Sıcak suyun soğuk havayla temasında oluşan damlalar sıvı halde ki taneciklerin çekim kuvvetleridir. Bu özelliklik katılar da olmayıp gaz halde sıvı hale göre daha zayıf noktadadır. Sıvıların basınçları olduğunu söylemiştik günümüzde sıvı halin bu özelliği kullanılarak bir çok alanda bu güç kullanılıyor. Örnek verecek olursak suyun gücü ile üretilen elektrik yani hidroelektrik santraller. Sıvı haldeki maddenin yapmış olduğu basınç, kuvvet bir çok alanda hizmet amaçlı kullanılmakta.
]]>
Katı Sıvı Gaz https://www.sivi.gen.tr/kati-sivi-gaz.html Wed, 28 Nov 2018 23:01:11 +0000 Katı sıvı gaz maddeleri iç kısma ayrılırKatı maddeler : Belirli şekilleri ve hacmi olan maddelere katı maddeler deniyor. Dışarıdan bir etki olm
Katı sıvı gaz maddeleri iç kısma ayrılır

Katı maddeler : 

Belirli şekilleri ve hacmi olan maddelere katı maddeler deniyor. Dışarıdan bir etki olmadıkça katı maddelerin şekli ve hacmi değişmiyor. Taş, tuğla, tahta, silgi, kaşık, çatal, kitap masa, televizyon gibi maddeler ve cisimler katı maddelerdendir.

Katı maddelerin özellikleri:
  • Katı hali, maddenin en düzenli halidir.
  • Katıları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar yok denecek kadar çok azdır.
  • Katı tanecikler arasındaki çekim kuvveti çok fazladır.
  • Katıların belirli bir şekil ve belirli bir hacmi vardır.
  • Son olarak da katılar sıkıştırmazlar.
Sıvı maddeler: 

Kullandığımız su, akarsular, göller, deniz suları, sıvı yağlar, meyve suları, süt, benzin, sirke gibi maddeler sıvı maddelerdir. Sıvı maddelerin belirli bir şekilleri yoktur. Bu nedenle bulundukları kabın şeklini alırlar. Hacimleri bellidir. Ama ısı etkisiyle hacimleri değişebiliyor. Sıvı maddeler akışkanlık özelliğinen sahiptir. Sıvı olmadıkları halde sıvı gibi akan maddeler vardır. Toz şeker, tuz, un, toz deterjan, ince kum gibi maddeler konuldukları kabın şeklini alırlar. Bir kaptan başka bir kaba sıvı gibi aktırıla bilirler. Bu tür maddelerin sıvı görünmelerin nedeni çok küçük taneciklerden oluşmasıdır.

Katı Sıvı Gaz
Sıvı maddelerin özellikleri: 
  • Sıvılar, katılara göre daha düzensizdir.
  • Sıvıları oluşturan tanecikler arasındaki bu boşluklar, katılara göre daha fazladır.
  • Sıvı tanecikler arasındaki çekim kuvveti,  katılardakine göre daha fazladır.
  • Sıvıların belirli bir şekilleri yoktur. Bulundukları kabın şeklini alırlar.
  • Sıvıların belirli bir hacmi vardır.
  • Sıvılar, akışkandır.
  • Sıvılar çok az sıkıştırabilirler.
Gaz maddeler:

Soluduğumuz hava, yakıt olarak kullandığımız doğal gaz ve likit petrol gazı (LPG), kolanyanın, parfümün, soğan kokusu buharı gaz halinde maddelerdendir. Gaz maddelerinin belirli bir hacimleri yoktur. Gaz maddelerin bulundukları kabı ve ortamı tamamen doldururlar. Diğer bir özelliği de sıkıştırabildiklerini bilmeleridir. Yani araba lastiklerinin, topların içinde sıkıştırılmış hava bulunmaktadır. Makas, cetvel, kalem, kalemtıraş, katı maddelerdendir. Su, sıvı yağ,
sirke ve süt sıvı maddelerdendir. Hava gaz maddelerinden oluşmuş bir karışımdır. Yani şeker, tuz ve çay gibi maddeler sıvı maddeler gibi akışkandır.

Gaz maddenin özellikleri:
  • Gazın hali, maddenin en düzensiz hali oluyor.
  • Gazları oluşturan tanecikler arasındaki boşluklar çok fazladır.
  • Gazları oluşturan tanecikler vardır. Bunların arasındaki çekim kuvveti çok azdır.
  • Gazların belirli bir şekilleri yoktur. Bulundukları kabın şeklini alırlar.
  • Gazların bir hacmi yoktur. Bulundukları kabın şeklini almazlar.
  • Gazlar, uçucudur.
  • Gazlar rahatlıkla sıkıştırabilirler.
]]>
Diz Kapağında Sıvı Azalması https://www.sivi.gen.tr/diz-kapaginda-sivi-azalmasi.html Thu, 29 Nov 2018 21:48:32 +0000 Diz kapağında sıvı azalması ,insanın en büyük kemiği olan diz kapağının eklemlerin birbirini aşındırmaması için ,iki kemik arasında yağ görevi üstlenen sıvı vardır. Bu sıvıya Sinoviyal sıvı da denilebilir. Bu sıvı Diz kapağında sıvı azalması ,insanın en büyük kemiği olan diz kapağının eklemlerin birbirini aşındırmaması için ,iki kemik arasında yağ görevi üstlenen sıvı vardır. Bu sıvıya Sinoviyal sıvı da denilebilir. Bu sıvı sinavyal  kese içerisinde yer alır. Belli sebebler içinde dizde sıvı kaybı yer alır.

Diz Kapağında Sıvı Azalması Sebepleri
  • Diz kapağının gereğinden fazla kullanımı
  • Diz kapağının gereğinden az kullanımı
  • Vücudun yeterli su ihtiyacının karşılanmaması
  • Gereğinden fazla tuz tüketimi
  • Bu damara kan taşıyan damarlarda tıkanıklık oluşması
Bu hastalık kıkırdak kaybı ile başlayıp, diz kapağının arasında bulunan sıvının azalmasıyla eklem yerlerinde aşınmalar meydana getirir. Yürümede zorlanma, hareket kısıtlılığı, kalkıp oturmanın zorlaşması, eklem yerinde ağrılara sebep olabilir. Tedavi olarak öncelikle düzenli bir şekilde günlük hareketler ile kasların kuvvetlendirilmesi sağlanır. Düzenli olarak yürüyüşler yapmak, egzersizler yapmak, bisiklet sürmek, merdivenleri inip çıkmak gibi bir çok harekette tedavi olmaya yardımcı olabilir. Vücudun fazla yıpranmasını engelleyerek,düzenli egzersizler de diz kapağının ağrılarında faydası olacaktır.Diz enleminde ki sıvı kıkırdakların birbirine uyguladığı basınç ile sağlanırken ,kişinin hareket azlığı bu sıvının kaybına sebep olabilir. Vücudumuzun kilo oranı yüksek ise ,vereceğimiz sağlıklı kilo kayıplarının da etkisiyle vücut hafiflemeye başlar,böylelikle eklem yerinin yükü azalarak ,dizideki ağrıların azalmasına neden olabilir.
Diz Kapağında Sıvı Azalması
Tedavi şekli olarak doktorun verdiği ilaçları düzenli kullanarak ,eklem yerlerini güçlendirmek mümkündür. Doğal bir tedavi süreci de oldukça etkilidir. Örneğin ilikli kemik haşlaması ,kelle paça gibi hayvansal ürünlerin son derece faydalı olduğu, sürekli olarak iyice haşlanıp tüketildiği taktirde dizde sıvı kaybının azalacağı görülmüştür. Böylelikle vücudumuzda bulunan kemiklerin yapısının da son derece güçlendirileceğini  belirtmişlerdir. Ayrıca kemiği kaynatmadan önce sirkeli suda bekletmek önemlidir. Gereksiz bakteriler ölürken, kemiğin kanı da suya çıkmış olur.Vücuda yapılacak D vitamini takviyesi de dizde bulunan sıvının kaybına engel olabilecektir. Ayrıca kuşburnu çayı da eklem de sıvısını  kaybını engelleyebilir. Bu sebeple günde iki sefer kuşburnu çayı tüketmek diz kapağının ağrılarında son derece etki gösterip, sıvı kaybını azaltacaktır.Dizde bulunan sıvının kaybına ilişkin en önemli unsur,hareketsiz yaşamdır. Kişinin hareket azlığı bu bölgede sıvı azlığına daha da ileri evrelerinde sıvı kalmamasına neden olur. Birde üzerine binen yük artmışsa artık diz için sancılı günlerin habercisi demektir. En önemli tedavi şekli hareket etmektir. Yapılan bütün tedaviler kesin çözüm içermez. Eğer diz kapağına sıvı enjekte edilmişse hareketsiz kaldığımız sürece hiçbir etki ve fayda vermez. Ama düzenli hareket halinde sağlıklı beslenerek,dizde bulunan sıvının kaybına engel olabiliriz. Bu rahatsızlık özellikle ilerleyen yaşlarda ,günlük aktivitesi az olan kişilerde ve kilo oranı yüksek olan kişilerde daha sık görülür. Diz kapağın da sıvı azalması hareket ve sağlıklı beslenme ile tedavi edilebilir. 
]]>
Beyinde Sıvı https://www.sivi.gen.tr/beyinde-sivi.html Thu, 29 Nov 2018 23:09:31 +0000 Beyinde sıvı birikmesi, tıp dilinde hidrosefali isimli hastalık beyin içinde ve çevresinde olması gerekli olan miktardan fazla sıvı/akışkan birikme durumudur. Tıp literatüründeki gelişmeler sayesinde hidrosefalinin rahatlı Beyinde sıvı birikmesi, tıp dilinde hidrosefali isimli hastalık beyin içinde ve çevresinde olması gerekli olan miktardan fazla sıvı/akışkan birikme durumudur. Tıp literatüründeki gelişmeler sayesinde hidrosefalinin rahatlıkla rehabilitasyonu olasıdır. Beyin omurilik sıvısı kafa yapısı içinde beyin zarıyla omurilik çevresinde ve beynin yapısında bulunan karıncık ismini taşıyacak olan boş alanlarda bulunan şeffaf renkte bir koruma amaçlı sıvıdır.
 
Sıvının basit misyonu koruma amaçlı olmakla beraber dış etkenlerden dolayı beyinde meydana gelebilecek zararı minumum seviyeye indirmeyi sağlamaktır. Karıncık kısmında bulunan yüklü damarlar sayesinde bu sıvı/akışkan bir çok kez özel hücreler aracılığıyla üretilmekte ve beyin içine salgılanmaktadır. Beyin omurilik sıvısı gün süresince bir çok kez olarak da yapılır ve geriye emilir. Bu sıvı/akışkan beyni ve omuriliği sarar ve sürekli bir dolaşımı bulunur. 

Beyinde Sıvı Dolaşımının Üç Basit Misyonu Vardır: 
  • Beyin ve omuriliğe iştirak eden darbelerin zarar veren tesirini azaltmak, 
  • Beynin beslenmesine ve atıkların taşınmasına destekçi olmak, 
  • Beyin ve omurilik aralarında dolaşarak beyindeki basınç değişikliklerini düzgün yapılmasını sağlamak

Hidrosefali her yaşta görülebilmektedir, fakat sık sık çocuklarda ve yaşlılarda (60 yaşın üstünde) olur. Tahmini 500 çocuktan birinde hidrosefali görülmektedir. Bu hasta olanların çoğunda teşhis doğum esnasında, doğum öncesinde veya erken bebeklikte konulmaktadır. Nadir olmakla beraber kalıtımsal bozukluklara veya gelişimsel bozukluklara ilişkili olabilir. Sık görülen nedenleri; beyin içi kanamaları, kafa travmaları, beyin tümörleri, erken doğuma ilişkili kanamalar ve menenjittir. Hidrosefali, hidro-su, sefali-baş kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir ve su kafa manasına gelmektedir. Beyin cerrahisi pratiğindeki manası ise beyin boşlukları içinde fazla beyin omurilik sıvısı (BOS) birikmesidir. Hidrosefali her yaş grubunda görülen ve her yaş grubunda kendine has belirtiler ile kendisini gösterir. Genel olarak da beyin omurilik sıvısının beyin boşluğunda ve omurilikte belirli bir dolaşma düzeni bulunur. Beyinde ventrikül olarak bilinen 4 adet havuzcuk yer almaktadır ve araknoid ağın alt kısmında bulunan subaraknoid uzaklıkta gezen beyin omurilik sıvısının omurilik ile de ilişkisi bulunur. Beyin omurilik sıvısı, birinci ve 2. olarak bilinen hemen yan karıncıklardan ince bir delik yolları ile üçüncü karıncığa geçer ve daha ardından azıcık daha yayvan meydana iştirak eden dördüncü karıncığa iletilir ve buradan omuriliğe ulaşır. Bunun haricinde beynin çevresinde dolaşarak araknoid vilus olarak bilinen çıkıntılar aracılığıyla araknoid membran üstünde yine emilir ve mühim vazifeleri bulunur. 

Beyinde Sıvı
Beyinde sıvı birikme türleri
Genel olarak da hidrosefali iki tipte incelenir. Bunlardan birincisi tıkanmaya ilişkili gelişen fazla omurilik sıvısı birikimi veya emilimdeki eksikliğe ilişkili omurilik sıvısının birikmesidir.
 
Beyinde sıvı birikmesi nedenleri

Tıkanmaya ilişkili beyinde su toplanmasının birden çok başlıca sebebi bulunur. Şunlar, konjenital (doğuştan iştirak eden) anomaliler, fazla besleyici damarlarda, çoğunlukla de bebeklerde görülen Dandy Walker sendromu, başka bir deyişle dördüncü ventrikül olarak bilinen beyin omurilik sıvısının dolaştığı karıncıklardan herhangi birinin doğuştan yayvan olması benzeri sağlık sorunları, kitleye ilişkili tıkanıklıkların olmasıdır. Bunun haricinde, emilim bozukluğu ile meydana çıkan hidrosefali sebepleri, beyin kanaması, kafa travmaları, geçirilmiş enfeksiyonlar benzeri sağlık sorunları emilim bozukluğuna sebep olabilir ve hidrosefaliye sürükleyebilir.  

Hidrosefali belirtileri

Hidrosefali kafa içi basınc]]> Sıvı Diyeti https://www.sivi.gen.tr/sivi-diyeti.html Fri, 30 Nov 2018 20:04:24 +0000 Sıvı Diyeti; bir sürede zayıflamak için çok etkili bir yöntemdir.Et, tavuk, normal su, meyve ve sebzelerin sularından elde edilmektedir. Sıvı diyeti ile 14 günde 10 kiloya kadar kilo verilebilir. Bu diyeti yapmak biraz zor fakat, o Sıvı Diyeti; bir sürede zayıflamak için çok etkili bir yöntemdir.Et, tavuk, normal su, meyve ve sebzelerin sularından elde edilmektedir. Sıvı diyeti ile 14 günde 10 kiloya kadar kilo verilebilir. Bu diyeti yapmak biraz zor fakat, oldukça etkili bir yoldur. Bu kadar kiloyu kısa sürede vermek elbette ki çok sağlıklı değildir. Bu nedenle bu diyet mümkün olduğunca kısa bir süre yapılmalıdır.

Sıvı diyeti ile sürekli sıvı tüketerek, mide içecek ile doldurulduğundan, midenizin yeme hacmini küçültecek, detoks görevinde olacağından, diyet sonlandığında mide küçülmüş olacak ve artık az miktarda yemek yemeye vücut bir nevi hazırlanmış olacaktır. Sıvı diyeti genel olarak şunları içerir: meyve suyu, çorbalar, süt ürünleri, bitki çayları ve su.

Şeffaf sıvı diyeti, yani tam ve bol yapılan sıvı diyeti, Laktoz şekeri içermeyen sıvı diyeti ve Düşük lifli sıvı diyeti gibi çeşitleri bulunan sıvı diyeti, uzun sürede kilo verme hayali olan insanlar için harika bir yöntem biçimidir.

Sıvı diyetleri vücutta detoks etkisi yaratarak, tehlikeli serbest toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olacaktır. Sıvılar midede fazlaca yer kaplayacağından, tokluk hissi vererek aşırı yemek yemenin önüne geçecektir. Dikkatli bir planlama yapılmalı ve plana tam olarak uyarak, sıvı diyetlerinde sağlıklı bir şekilde kilo vermek mümkün hale getirilebilecektir. Bütün diyet çeşitlerini konunun uzmanlarına danışarak kontrol altında yapmak, her zaman tavsiye edilmektedir. Vücudun ihtiyacı olan, gerekli olan besinlerin alınması şartıyla diyeti normalden biraz daha uzun tutmak sıkıntı yaratmaz. Ancak vücudun ihtiyacı dahilinde, uzman tavsiyesi ile ek gıdalar ve vitaminler kullanılabilmektedir.

Sıvı Diyeti
Sıvı Diyeti Menüsü ; 

Kahvaltı ;
  • 1 bardak herhangi bir meyve suyu
  • 1 bardak haşlanmış tahıl
  • 1 bardak ılık su ve ya şekersiz kahve
Ara öğün ;
  • Bir bardak açık çay
  • Bir miktar meyve püresi
Öğlen;
  • Bir su bardağı et ve ya tavuk suyu
  • Bir miktar haşlanmış sebze püresi
Akşam;
  • Bir kase tavuk çorbası
  • Bir bardak su
  • Bir bardak meyve suyu
Yatmadan önce ;
  • Bir kase yoğurt
  • Bir bardak ılık su
Sağlıklı ve kısa sürede zayıflamak isteyenler, kurallara uyarak sıvı diyetini uygulayabilir.

]]>
Orta Kulakta Sıvı Birikimi https://www.sivi.gen.tr/orta-kulakta-sivi-birikimi.html Sat, 01 Dec 2018 19:09:37 +0000 Orta Kulakta Sıvı Birikimi, Orta kulakta sıvı birikmesi, özellikle çocuklarda sık rastlanan bir durumdur. 6 ay ile 6 yaş arasındaki çocukların çoğu, bir ya da daha fazla orta kulak iltihabı geçirir. Daha büyük çocuk
Orta Kulakta Sıvı Birikimi, Orta kulakta sıvı birikmesi, özellikle çocuklarda sık rastlanan bir durumdur. 6 ay ile 6 yaş arasındaki çocukların çoğu, bir ya da daha fazla orta kulak iltihabı geçirir. Daha büyük çocuklarda orta kulak iltihabı geçirme ihtimali daha düşüktür. Orta kulak iltihabı tedavi edilmez ise, çocukta kalıcı işitme kaybı ortaya çıkabilir.

Orta Kulakta Sıvı Toplanması Nedir

Orta kulak, kulak zarının hemen arkasında yer alan hava ile dolu bir boşluktur. Kulak zarı titreştiği zaman, orta kulaktaki küçük kemikler de titreşir ve sesin iç kulağa, buradan da sinirler yolu ile beyine iletilmesi sağlanır. Burnun gerisinde bulunan geniz bölgesi ile orta kulak arasında yer alan "östaki tüpü" adı verilen küçük bir tüp, dış ortam ile orta kulağın basıncının aynı olmasını sağlar. Esneme ya da yutkunma sırasında bazen kulaktan gelen sesler, östaki tüpünün o an orta kulağa hava taşımasına bağlıdır. Mikroplar, östaki tüpü yolu ile orta kulağa ulaşabilirler. Buna bağlı olarak da orta kulakta iltihap sıvısı toplanır. Orta kulak iltihabı tedavi edilmediğinde ya da tekrarlayan iltihaplanmalar olduğunda orta kulaktaki sıvı birikimi sürekli bir hal alır.

Çocuklarda östaki tüpü işlevi, erişkinlerde olduğundan daha yavaş ve yetersizdir. Bu yetersiz fonksiyonu, çocuklarda tüplerin burun gerisindeki açıklıklarına yakın olan geniz etinin iltihaplanmalarında daha da bozulur. Alerji ve sinüzitler de bazen östaki tüpü işlevinin bozulmasına sebep olurlar. Bu faktörler, östaki tüplerinin orta kulağa yeteri kadar hava götürememesine sebep olur. Bu durumun sürekli olması durumunda orta kulaktaki hava hücreleri tarafından kullanılır ve havanın yerini sıvı alır. Orta kulak sıvısı yalnız başına kulağa zarar vermez. Fakat sıvı varlığında işitmede azalma meydana gelir ve orta kulakta mikropların üremesinden dolayı yeni orta kulak iltihaplarının gelişmesi kolaylaşır.
Orta Kulakta Sıvı Birikimi
Otitis Media'nın Belirtileri,

Çok küçük çocuklar nerelerinin ağrıdığını tam olarak bilemez ve ifade edemezler, dolayısı ile kulak ağrısını da tam ifade edemeyebilirler. Orta kulak iltihaplarının çoğu, çocuğun geçirdiği bir soğuk algınlığından sonra gelişebilir. Eğer çocukta aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı var ise orta kulak iltihabından şüphelenmeniz gerekiyor.
  • Sürekli kulaklarını çekiştirmesi ve kaşıması
  • İştah azalması ve uyku düzeninde değişiklik
  • Huzursuzluk
  • Kulak akıntısı
  • Ateş
  • İşitme güçlüğü  
Eğer çocukta orta kulak iltihabından şüpheleniyor iseniz mutlaka doktorunuza başvurunuz. Doktor muayenede çocuğun kulağına otoskop adlı ışıklı bir alet ile bakacak ve gerekiyorsa timpanometri adı verilen bir işitme testi isteyecektir. Eğer çocuğun kulağında iltihaplanma tespit ederse tedaviye hemen başlayacaktır. Eğer iltihaplanma görülmüyor ise ve çocukta işitme kaybı varsa, bu durumda doktor işitme kaybının başka sebeplerini araştırmaya başlayacaktır.

Ameliyat Ne Zaman Gerekir

İşitme kayıplarından dolayı birçok çocuğa kulak tüpü takıldığını duymuşsunuzdur. Burada cerrahi tedavi, ilk tercih edilen tedavi değildir. Bakterilerin sebep olduğu orta kulak iltihaplarında antibiyotik tedavisi genelde  başarılı olur. "Dekonjestan" denilen ve soğuk algınlıklarında kullanılan ilaçlar da, orta kulak sıvısının toplanma durumlarında östaki tüpünün açılması ve sıvının buradan boşalmasını sağlamak amacı ile sıkça kullanılırlar. İlaç tedavisi ile orta kulak iltihabı ve orta kulak sıvısı düzelebilir. Fakat, östaki tüpünün yetersiz işlevi nedeniyle yeni bir soğuk algınlığı halinde orta kulakta tekrar iltihaplanma ya da sıvı toplanması görülebilir. Eğer çocuğun orta kulak iltihabı antibiyotik ve dekonjestanlarla geçmezse veya kulaktaki sıvı birikimi sürekli hale gelirse doktor orta kulaktaki sıvıyı ortadan kaldırmak için cerrahi tedavi önerebilir.
<]]> Sıvı Yağlı Elmalı Kurabiye https://www.sivi.gen.tr/sivi-yagli-elmali-kurabiye.html Sun, 02 Dec 2018 04:07:30 +0000 Sıvı yağlı elmalı kurabiye: Elma çok sevilen ve fazlasıyla tüketilen bir meyvedir. Elmayı sadece meyve olarak tüketmek bile başlı başına sağlık için faydalı iken elma ile hazırlanın birden fazla kür çeşitti bulunmaktadı Sıvı yağlı elmalı kurabiye: Elma çok sevilen ve fazlasıyla tüketilen bir meyvedir. Elmayı sadece meyve olarak tüketmek bile başlı başına sağlık için faydalı iken elma ile hazırlanın birden fazla kür çeşitti bulunmaktadır. Elma kürlerini içerek vücuttaki iltihapları kuruta bileceğimiz gibi zayıflama formülü olarak da tüketebiliriz. Elma sadece bunlar için de değil bir dünya tatlı ve pasta çeşitlerinde de kullanmaktayız. Elma ile hazırlanın pasta çeşitlerinin içinde en çok bilinen ve benim en çok yaptığım çeşitti elmalı kurabiyedir. Mutfağımda eksik etmediğim elmalı kurabiyeyi tercih etme sebeplerimden biri de çabucak bayatlamıyor olmasıdır. Fakat elmalı kurabiyeyi ne zaman yapsam benim tonton anneannem yemiyordu nedenini sordum margarin bana yasak cevabını aldım. O gün bugündür ona elmalı kurabiyeyi sıvı yağlı yapıyorum. Sizde margarin kullanmayı tercih etmiyor iseniz yazdığım tarifi uygulayarak elmalı kurabiye yapabilirsiniz.

Sıvı yağlı elmalı kurabiye  için gerekli malzemeler:
  • 1 çay bardağı toz şeker,
  • 1 çay bardağı yoğurt,
  • 1,5 çay bardağı sıvı yağ,
  • 1 adet yumurta,
  • 1 adet kabartma tozu,
  • 1 adet vanilya,
  • 3,5 su bardağı un, hamurun kıvamını göre yarım bardağı eksilte bilirsiniz.
Sıvı yağlı elmalı kurabiye iç harcı için gerekli malzemeler:
  • 4 adet elma,
  • 1 yemek kaşığı toz şeker,
  • 1 tatlı kaşığı tarçın,
  • Dilerseniz ceviz veya fındık içi,
  • 1 bardak pudra şekeri, üzerine serpmek için,
Sıvı Yağlı Elmalı Kurabiye
Sıvı yağlı elmalı kurabiye hazırlanışı:

 Öncelikle elmalı kurabiyenin iç harcını hazırlayalım biz hamuru yoğuruncaya kadar bir kenarda soğumayı bekler. Elmaları soyup rendele yelim küçük bir tavaya koyduğumuz elmaları kısık ateşte pişirelim. sulanıp suyunu çeken elmaların içine toz şekeri ve tarçını ilave edip ocaktan indirelim. Soğumayı bekleyen iç harcın içine dilerseniz ceviz veya fındık içi ilave edersiniz. Ayrı bir yerde hamurumuzu yoğurmaya başlayabiliriz. Derin bir kasenin içine toz şekeri, yoğurdu, sıvı yağı, yumurtayı ve kabartma tozu ile vanilyayı da ilave edip karıştıralım. Ardından unu ekleyelim unu dikkatli eklemenizde yarar var zira çok set bir hamur olmaması gerekiyor. İlk önce unun 3 bardağını koyun eğer hamur elinize yapışıyor ise diğer yarım bardağı ekleyip yoğuralım. Yoğurduğumuz hamurdan bir parça kopartıp düz bir zeminde çok ince olmayacak şekilde açalım. Açtığımız hamuru küçük kareler şeklinde kesip ortasına bir kaşık elma hacı koyalım. Mantı kapatır gibi dört ucundan birleştirelim ortası hafif açık olacak şekilde. Piştiğinde orta kısmı biraz daha açılacak ve elmalar dışa doğru çıkacak hem görünüm olarak hemde lezzet olarak müthiş bir iş ortaya çıkacak. Bütün malzemeler bitinceye kadar aynı işlemi devam ediyoruz. Hazırladığımız kurabiyeleri yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine dizip önceden ısıttığımız 18 derece fırında 15-20 dk pişiriyoruz. Fırından çıkardığımız kurabiyeler soğuduktan sonra pudra şekeri serpip sevdiklerinizle afiyetle yiye bilirsiniz. Sağlık ve afiyetle kalın.
]]>
Sıvı Krema https://www.sivi.gen.tr/sivi-krema.html Sun, 02 Dec 2018 23:05:48 +0000 Sıvı krema: Türk mutfağına ve Türk damak zevkine çok uygun olmayan bir lezzettir krema. Çok uzun yıllardır kullandığımız pasta kremalardan farkı olan yemeklerde kullandığımız krema çeşitleri sonradan alışkanlık kazandı Sıvı krema: Türk mutfağına ve Türk damak zevkine çok uygun olmayan bir lezzettir krema. Çok uzun yıllardır kullandığımız pasta kremalardan farkı olan yemeklerde kullandığımız krema çeşitleri sonradan alışkanlık kazandığımız bir üründür. Yada şöyle mi demeliyim bizim yıllardır terbiyeli çorbalarda kullandığımız malzemenin içine bir iki farklı malzeme ekleyerek sıvı krema adını verdikleri bu ürünü Türk mutfağına kazandırdılar. Nasıl ve ne zaman mutfağımıza girdi tam olarak bilemeyeceğim ama bir çoğumuzun yemeklerine lezzet kattığını biliyorum. Birden fazla sıvı krema çeşidi bulunmaktadır. Bu kremalardan bazılarını makarnalarda bazılarını çorbalarda bazılarını fırında pişirdiğimiz yemeklerde sos olarak kullanmaktayız. Benim evde yapmış olduğum ve çorbalarda kullandığım sıvı krema tarifini sizlerle paylaşıyorum. Dilerseniz yaptığınız mantar domates ve brokoli çorbası ve benzeri çorbalarda veya da fırında yaptığınız makarna çeşitlerinde kullanabilirsiniz.

Sıvı Krema
Sıvı krema tarifi için gerekli malzemeler:           
  • Bir su bardağı tam yağlı inek sütü,
  • İki yemek kaşığı un,
  • Bir yumurta sarısı,
  • 3-4 damla limon suyu,
  • Bir tutam tuz,
Hazırlanışı: Derin bir kaseye un, limon suyu, tuz ve yumurta sarısını ekleyip karıştırıyoruz. Ardından yavaş yavaş sütü ilave edip mikserle önce kısık sonra yüksek devirde 10 dk çırpıyoruz. Hazırladığımız kremayı pişmek üzere olan çorbalara bu şekilde ilave edip karıştırıyoruz. Karıştıramayacağımız Bir yemekte kullanacak isek bir çay bardağı kaynar su ilave edep karıştırıyoruz. Böylece yemeğin içinde kesilmesini önlemiş oluyoruz. Dilerseniz bu kremayı Küçük bir tencereye koyup kısık ateşte karıştırarak pişirip makarnaların  veya sebze haşlamalar  yanında da  tüketebilirsiniz. Kremanın kıvamı çok koyu olur ise dilediğiniz kıvama getirmek için süt ilave edebilirsiniz. Tarifini yazdığım bu kremayı beğeneceğinizi umuyorum. Lezzetli yemekler yapmanız dileğiyle afiyetle kalın.
]]>
Memeden Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/memeden-sivi-gelmesi.html Mon, 03 Dec 2018 19:47:58 +0000 Memeden sıvı gelmesi, Tıpta Galaktore olarak adlandırılan durumdur. Gelen sıvı renksiz ve beyaz bir yapıda olur. Ancak bazı durumlarda sarı ya da yeşilimsi bir renkte görülebilir. Meme sekresyonunu açığa çıkarmak Memeden sıvı gelmesi, Tıpta Galaktore olarak adlandırılan durumdur. Gelen sıvı renksiz ve beyaz bir yapıda olur. Ancak bazı durumlarda sarı ya da yeşilimsi bir renkte görülebilir. Meme sekresyonunu açığa çıkarmak için memenin alt tarafından meme başına doğru bir bası uygulanır. Meme başından gelen sıvı her iki memede ya da tek bir memede görülebilir. Eğer tek bir memede sıvı görülüyorsa bir hastalığın habercisi olabileceğinden mutlaka uzman bir doktor tarafından araştırılmalıdır. Meme bezini uyaran prolaktin hormonunda yaşanan artış meme başından sıvı gelmesine neden olabilir. Prolaktin hormonu hipofiz bezi tarafından üretilir. Depamin hormonu ise prolaktin hormonunu azaltan bir hormondur.

Memeden sıvı gelmesi hangi durumlarda kanser habercisi olabilir

  • 40 yaş üzeri kadınlarda
  • Sıvı tek memeden geliyorsa
  • Sıvı çok berrak ya da kanlı ise
  • Sıvı ile beraber kitle mevcutsa kanser habercisi olabileceğinden detaylı araştırılmalıdır.

Memeden sıvı gelmesine neden olan faktörler nelerdir

Prolaktin hormonunun artması: Hipofiz bezi tarafından üretilen prolaktin hormonu memede oluşan bir tümör tarafından fazla salgılandığında memeden sıvı gelebilir.

İlaçlar: Vücutta bulunan ve dopamin olarak adlandırılan madde prolaktin salgısını bastırır. Dopamin salgısını azaltan ilaçlar kullanılıyorsa prolaktin salgısı istemsiz bir şekilde azalabilir. Bu nedenle de memeden sıvı gelebilir.

Hipotiroidizm: Troid bezinin az çalışması olarak bilinen hastalık troid bezini uyaran TRH adlı hormonun artmasına neden olur. Bu hormonda yaşanan artış prolaktin salgılayan hücreleri uyarır ve prolaktin daha fazla salgılanmaya başlar. Beraberinde memeden sıvı gelebilir.

Kanser: Memeden sıvı gelmesi çok nadir durumlarda kanser habercisi olarak ortaya çıkabilir. Oluşan sıvı kanlı ya da çok berrak ve kendi kendine oluşur.

Tüm bunların haricinde stres, uzun dönem bebek emzirmek, östrojen hormonun bazı etkenlere bağlı olarak artması, akciğer ve böbreklerde oluşan tümörler de memeden sıvı gelmesine neden olabilir.

Memeden Sıvı Gelmesi

Memeden sıvı gelmesi olarak bilinen Galaktore görülen hastalarda adet göremem ve yumurtlamanın azalması gibi şikayetler görülür. Bu vakalara prolaktin hormonunu azaltıcı etkisi olan ilaçlar reçete edilerek adet düzensizliği ortadan kaldırılabilir. Bununla beraber çok ciddi olmasa da hafif tüylenme yaşanabilir. Prolaktin değeri yüksek kadınlarda kanda kan şekeri değerleri de yüksek seyredebilir. Memeden sıvı 6 ile 1 yıldan uzun süredir devam ediyorsa kadında adet bozukluğu, bebek sahibi olamama, kıllanma gibi şikayetler artarak devam edebilir. Bu gibi durumlarda hipofiz tümörünün varlığı araştırılmalıdır. Prolaktin seviyesini tespit etmek için kanda bazal prolaktin değeri ölçülür. Prolaktin seviyesi 100 pg/ml üzerinde ise hipofiz bezi MR ile gözlemlenmelidir.

Memeden sıvı gelmesi tedavisi

Memeden sıvı gelmesi dopamin agonisti olarak adlandırılan ilaçlar ile kontrol altına alınabilir. Bu ilaçlar kanda dopamin benzeri etki gösterme özelliğindedir. Hipofiz bezinde tümör tespit edilmişse hastanın rutin bir şekilde takip edilmesi gerekir. Hipofiz bezinde saptanan tümör ufaksa ilaç tedavisi yeterli olur. Ancak büyük tümörlerde bazı durumlarda ameliyata ihtiyaç duyulabilir.

]]>
Sıvı Basınç Kuvveti https://www.sivi.gen.tr/sivi-basinc-kuvveti.html Tue, 04 Dec 2018 05:44:10 +0000 Sıvı Basınç Kuvveti,öncelikle basınç kuvvetinin ne olduğunu açıklayalım.Basınç KuvvetiBir kapta bulunan sıvı, ağırlığının etkisi ile dokunduğu bütün yüzeylere kuvvet uygular. Bu kuvvete ise "bas Sıvı Basınç Kuvveti,öncelikle basınç kuvvetinin ne olduğunu açıklayalım.

Basınç Kuvveti

Bir kapta bulunan sıvı, ağırlığının etkisi ile dokunduğu bütün yüzeylere kuvvet uygular. Bu kuvvete ise "basınç kuvveti" denir.Sıvının konulduğu kabın tabanı S, yüksekliği h, öz ağırlığı ise r olsun. Sıvının kabın tabanına uyguladığı "basınç kuvveti"

F=(h)x(r)x(S) olur.

Durgun Sıvıların Basıncı

Sıvıların katılar gibi belirli bir şekilleri yoktur. İçine konuldukların şekilleri alırlar ve kabın içerisinde dokundukları her noktaya basınç uygularlar. Elimizde "h" yüksekliğinde ağzına kadar sıvı dolu kabımız olsun ve bu kabın farklı yüksekliklerde iki delik açılmış olsun. Bu deliklerden tabana yakın olanından daha hızlı sıvı çıkışı olacaktır. Bunun temel sebebi ise basıncın yüksekliğe bağlı olmasıdır.

P=(h) x (r sıvı)

Burada "h"  yüksekliği, basıncın uygulandığı noktanın sıvının açık yüzeyine olan dik yüksekliğidir. "r sıvı" ise sıvının öz ağırlığıdır. Buradan da anlaşılacağı gibi sıvının basıncı hem yüksekliğe hem de sıvının öz ağırlığı ile doğru orantılıdır. Sıvı basıncı yüzeye daima dik olarak etki eder.

Düzgün silindirik kaba sabit hızda sıvı doldurulduğunda, kabın şekli düzgün olduğu için sıvı basıncı zamanla doğru olarak artacaktır.

Sıvı Basınç Kuvveti

Yukarı doğru daralan kaba sabit hızda sıvı doldurulduğunda, kabın şeklinden dolayı kaptaki sıvı yüksekliği zamanla daha hızlı artacaktır. Kabın tabanına etki eden sıvı basıncı da zamanla parabolik olarak artacaktır.

Yukarı doğru genişleyen kaba sabit hızda sıvı doldurulduğunda, kabın şeklinden dolayı kaptaki sıvı yüksekliği zamanla daha yavaş artacaktır. Bundan dolayı kabın tabanına etki eden sıvı basıncı zamanla parabolik olarak azalacaktır.

Düzgün şekilli bir kabın içerisinde öz ağırlıkları birbirinden farklı ve bir biri ile karışmayan iki sıvı olsun. Bu iki sıvının kabın tabanına yaptığı toplam basınç ise;

   P=(h1)x(r1) + (h2)x(r2)  şeklinde olacaktır.

]]>
Kemik Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/kemik-sivisi.html Tue, 04 Dec 2018 06:49:29 +0000 Kemik sıvısı, yada tıbbi ismiyle eklem sıvısı, kemikler aralarında ki eklemler de bulunur mühim bir özelliği vardır. Bu özellik yardımıyla kollarımızı ve bacaklarımızı acı çekmeden huzurlu bir şekilde davra Kemik sıvısı, yada tıbbi ismiyle eklem sıvısı, kemikler aralarında ki eklemler de bulunur mühim bir özelliği vardır. Bu özellik yardımıyla kollarımızı ve bacaklarımızı acı çekmeden huzurlu bir şekilde davranış ettirebiliyoruz. Kollarımız da ve bacaklarımız da bir çok kez bir sürtünme olmaktadır. Normal şartlarda kollar da ve bacaklar da meydana gelen bu sürtünmeden ötürü kemikler de aşınmalar ve yıpranmaların olması gereklidir. Bu aşınma ve yıpranmalardan ötürü de acı meydana gelmesi gereklidir. Fakat eklem sıvısı yardımıyla bu acı oluşmaz.

Eklem sıvısı eklemler aralarında sürtünmeyi engeller, eklem yüzeyinde ki aşınmayı ve tahribatı da engeller. Kemikler beden arasında bulunduğu yerlere göre çeşitli özelliklere sahiptirler. Davranış şeklinde yer alan kemiklerimizden bazıları hareketsiz bölgelerimiz de yer alan kemiklere göre daha çeşitli desteğe gereği vardır. Omurgamızı ortaya getiren omurlar, bacaklarımız da ki, kollarımızda ki, el ve ayaklarımızda ki eklemler her hareketimiz de birbirleri üst kısmına dönerler. Bir çok kez davranış şeklinde oldukları amacıyla de yardım sistemlere gereksinimleri vardır. Birtakım kişiler her 2 ellerinin parmaklarını gererek ses çıkarırlar başka bir deyişle çıtlatırlar. Birçok insan buradan iştirak eden sesin kemiklerden geldiğini düşünür. En çok çıtlatılan yerler sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem bölgelerinde başka bir deyişle parmaklarımız da 2 kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü yer alır. Bu kapsülün arasında kemiklerin hareketleri esnasında buraları yağlayan eklem sıvısı ismi verilen bir sıvı/akışkan yer alır. Bu sıvının arasında erimiş takdirde oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları yer alır.
Kemik Sıvısı
Eklemin büyüklüğüne göre sıvı 0,5-3,5 ml'dir. Duru sarı renkte bir sıvıdır. Kıvamı yağ gibidir. Katı bulunan kıkırdak ve kemik yapıların birbiri üzerinden sürtünmeden kaymasına fırsat olur. Aynı ses yapan menteşelere yağ sürdüğümüz vakit sessiz oldukları gibi, bu sıvı/akışkan aracılığıyla eklemlerdeki 2 kemik birbiri üstünde huzurlu ve hasarsız kayar. Bu sıvı/akışkan uyumlu kıvamda konulmuştur. Eklem sıvısına kamera sıvısı ya da beyin omurilik sıvısı benzeri kaygan olmamış sıvı/akışkan konulsaydı, kıkırdakları çok çabuk aşınacak ve eklemler çok kısa sürede paslı menteşeler benzeri kireçlenecekti. Boşluk sıvılarından göz boşluğu sıvısı haricinde diğerlerinin kan serumu alışverişi vardır. Bu birtakım hastalıklarla tersine döner, sıvı/akışkan yapımı absorbsiyon (emilim)'dan meydana geldiği vakit (birtakım hastalıklarda) sıvı/akışkan birikimi üst kısmına çıkar.Dizde hidroartoz, kulakta menier, kalpte kalp tamponantı, akciğerde plörözi, popüler göz tansiyonu, beyinde kafa içi basınç artımı olabilir.

Boşluk sıvılarının tümünün protein vardır. Protein, osmotik basıncı sağlamak ettiği benzeri boşluktaki çoğalış ve normal maddelerin taşınmasında da vazife alır. Tekrardan hepsinde pH 6,8-7,6 aralarında kıymetler alır ki, ortam arzu eder asidik, arzu eder bazik olsun her ortamda sıvılar görevini tam yapar. Boşluk sıvıları uzuvların anatomik yapısına göre görevlerini eksiksiz yapabilmeleri ve korunmaları amacıyla, her organın ideal iş kurallarına göre miktarları, renkleri, kıvamı, muhteviyatları uyumlu biyo kimyevi özelliklere sahip şekilde ayarlanmıştır. Aynı zor makinelere kalın gres yağı, kapı menteşelerine daha ince yağ, saat benzeri duyarlı cihazlara ise çok fazla miktarda ince yağların sürülmesi benzeri, ifade edilecek işe göre uyumlu yağı ne türlü biz ayarlıyorsak, vücudumuzun neresinde, hangi özellikte sıvıya gereksinim olacağını sonsuz ilmiyle alim Yaratıcımız, ona göre tüm sıvılarımızı ayarlayıp yerleştirmiş. Bize ise yalnızca tefekkür ve şükretmek düşüyor.

]]>
Sıvının Özellikleri https://www.sivi.gen.tr/sivinin-ozellikleri.html Tue, 04 Dec 2018 23:50:30 +0000 Sıvının özellikleri, Sıvı, maddenin temel hallerinden biridir ve belirli bir şekle sahip değildir. Sıvılar, katılardan farklı olarak bulundukları şekli alırlar. Sıvıların katılardan daha düzensiz, gazlardan is Sıvının özellikleri, Sıvı, maddenin temel hallerinden biridir ve belirli bir şekle sahip değildir. Sıvılar, katılardan farklı olarak bulundukları şekli alırlar. Sıvıların katılardan daha düzensiz, gazlardan ise daha düzenli atomik yapıya sahiptirler. Tanecikler arası boşlukları da aynı sıralamaya sahiptir. Sıvı molekülleri titreşim hareketi yanı sıra öteleme hareketi de yaparlar. Normal şartlar altında, gündelik hayatta da bir çok sıvı ile karşılaşmaktayız. Su ise en bilinendir. Metallerden ise normal şartlarda altında sıvı halde bulunan tek metal malzeme civadır. Katılar hiç sıkıştırılamazken sıvılar ise yok denecek kadar az bir miktar da sıkıştırılabilirler.

Sıvılar konuldukları kaba uygularlar. Bu basınç, hem konuldukları kabın her yüzeyine hem de sıvı içerisine konulan herhangi bir cismin bütün yüzeyine de basınç uygularlar. Derinlik ne kadar artarsa yükseklikten dolayı basınç da artar. Denizaltılarının maruz kaldığı basınç buna örnektir. Eğer hesaplanandan fazla basınca maruz kalırlarsa parçalanabilme durumları vardır.

Sıvılara dışarıdan ısı verildiğinde, atomlar birbirlerinden uzaklaşarak koparlar ve gaz haline geçerler. Aynı şekilde soğutulduklarında ise gaz halinden sıvı hale ve sıvı halden de katı hale geçerler. Örneğin; denizlerde ki sular ısı ile buharlaşarak gaz haline geçerler ve yükselirler. Ardından gökyüzünde tekrar soğuyarak sıvı hale gelirler ve yağmur/kar şeklinde tekrar yağarlar.

Sıvıların Yüzey Gerilimleri

Bir sıvının yüzey alanını artırmak için gereken enerji yada işe yüzey gerilimi denir. Sıcaklık, moleküller arası kuvvetleri azalttığı için yüzey gerilimlerini düşürmektedir. Sıvılar yüzey gerilimleri nedeniyle yüzey alanlarını minimum düzeyde tutmak istediklerinden dolayı küre biçiminde bulunurlar.

Sıvının Özellikleri

Adhezyon ve Kohezyon Kuvvetleri

Sıvının bir yüzeyi ıslatması veya damla halinde kalması, adhezyon ve kohezyon kuvvetlerine bağlıdır. Kohezyon kuvveti; benzer sıvı molekülleri arasından ki çekim kuvvetine denir. Adhezyon ise; farklı sıvı molekülleri ile kap çeperleri arasında ki çekim kuvvetine denir. 

Kohezyon kuvvetleri, adhezyon kuvvetlerinden büyük ise sıvı damla şeklini korur fakat adhezyon kuvvetleri kohezyon kuvvetlerinden büyükse sıvılar film şeridi şeklinde yayılır ve ıslatır. Toprağın ve kumaşın ıslanması bu olaya örmektir.

Yüzey Gerilimine Etki Eden Faktörler

Sıvıların yüzey gerilimine etki eden faktörlerden biri sıcaklıktır ve bir başka etki de sıvıların içerisinde sıvı veya katı, çözünen veya çözünmeyen maddenin eklenmesidir. Saf sıvıya bu sıvı içerisinde çözünmeyen farklı bir sıvı eklendiğinde yüzey gerilimi düşmektedir. Bunun nedeni ise sıvının diğer sıvı moleküllerinin birbiri ile zayıf etkileşimlerdir. Ayrıca sıvı üzerinde ki gaz yoğunluğunun da artırılması yüzey gerilimi düşürecektir.

Viskozite

Sıvıların akmaya karşı gösterdikleri dirence "viskozite" denir. Yani bu da demek oluyor ki sıvının viskozitesi ne kadar büyükse o kadar yavaş akacaktır. Viskozitenin tersi durumuna ise akıcılık denir. Bir sıvının viskozitesi ne kadar küçükse o kadar akışkandır. Sıvıların moleküller arası kuvvetleri ne kadar büyükse o viskoziteleri de o kadar büyüktür. Viskozite mol mütlesine ve moleküler şekillerine de bağlı olarak farklılık göstermektedir.

Genel Olarak Sıvıların Özellikleri

  • Konuldukları kabın şekillerini alırlar.
  • Basınca bağlı olarak hacimlerinde gözle görülebilir değişiklikler oluşmaz.
  • Sıcaklık arttırıldığında az da olsa hacim artacağından yoğunlukları düşer.
  • Sıvılar akmaya karşı direnç gösterirler.
  • Sıvıların yüzey gerilimleri vardır.
  • Ağzı açık sıvılar (genellikle) buharlaşırlar.
]]>
Sıvı Basıncı https://www.sivi.gen.tr/sivi-basinci.html Wed, 05 Dec 2018 19:23:22 +0000 Sıvı basıncı, kimya alanında çok büyük bir konudur. Eski tarihlerde kimyanın yapısını ve kimyanın gidişatını çok önemli derecelerde değiştiren sıvıların basıncı, bulunması ile birlikte insan yaşantısını çok ciddi Sıvı basıncı, kimya alanında çok büyük bir konudur. Eski tarihlerde kimyanın yapısını ve kimyanın gidişatını çok önemli derecelerde değiştiren sıvıların basıncı, bulunması ile birlikte insan yaşantısını çok ciddi bir şekilde  değiştirmiştir. Günümüzde sıvı basıncı kullanılarak birçok teknolojik ürünler üretilmiş ve bu sayede insan yaşamı çok ciddi bir şekilde kolaylaştırılmıştır. Sıvı basıncı ile yapılan teknolojilerden birine örnek verecek olursak direk olarak inşa işlerinde ve yapı işlerinde kullanılan iş makinelerini örnek verebiliriz. Özellikle kepçelerde bulunan hidrolik sistemler içerisinde direk olarak sıvı basıncından faydalanılır. Böylece insanların günlerce belki aylarca yapamadıkları işleri  sıvı basıncından faydalanarak insanlar bir günde ya da daha kısa sürelerde yapabilirler. Bu örneğe bile bakarak sıvı basıncının insan hayatında ne kadar değerli ve önemli bir durum olduğunu anlayabilirsiniz. Bu kullanım alanının yanı sıra sıvı basıncı sayesinde günümüzde üretilen elektrikler, hidrolik asansörler, hidrolik pompalar ve daha birçok farklı alanlar vardır. Sıvı basıncının ayrıca bir de kimya alanı vardır. Bu alanda yapılan araştırmalar sayesinde sıvı basıncından çok farklı alanlarda da yararlanılabilinir.  

Aslında sıvıların belli bir şekilleri bulunmaz. Çünkü sıvılar içince bulundukları kapların şekillerini alarak sürekli olarak şekil değiştirirler. Bu durumun en büyük nedeni sıvıların içerisinde bulunan moleküllerin yapı olarak son derece hareketli olmalarıdır. Katılardan en büyük farkı akışkan olmaları olan bu mükemmel madde çok farklı şekillerde bulunabilir. Kimi zaman bir yağ, kimi zaman ise bir su olarak bulunabilen sıvıların birçoğu kullanılarak basınçlarından faydalanılabilir. Sıvıların basıncı farklı şekillerde arttırılabilir. Bu nedenle gerek duyulduğu kadar basınç elde edilir. Sıvıların basıncı, içinde bulundukları kabın her yerinde görülür. Bu nedenle geniş bir kap içerisinde bulunan suyun, kabın her noktasına basınç yaptığını söylemek mümkündür. Sıvı basıncı, katı maddelere ve gaz halindeki maddelere göre çok daha fazla bir şekilde elde edilir. Bu durumun en büyük nedeni tabi ki sıvıların sıkıştırılamaz olmasıdır. Molekül yapısı oldukça sık olan sıvıların sıkıştırılamaması nedeniyle az bir basınç yapılarak diğer taraflardan çok daha büyük kuvvetler elde edilebilir. Bu durumun sağlanabilmesi için yapılan birçok sistem ile çok büyük kuvvetler elde edilir. Bu sayede insan hayatında oldukça mükemmel kolaylıklar sağlanır.  Sıvı basıncı çok farklı özellikleriyle bilinmektedir. 

Sıvı Basıncı
Sıvı basıncı özellikleri:
  • Sıvı basını kesinlikle kabın şekline göre değişiklikler göstermez. Bu durum üzerinde sıvının yüksekliği, sıvının öz ağırlığı ve yine sıvının hacmine bağlı olarak değişiklikler meydana gelmektedir. Bu etkenlere bağlı olarak sıvı basıncı artış ve azalış gösterebilir. 
  • Bir diğer özellik ise sıvı basıncı sürekli olarak yüzey bölgelere dik bir şekilde etki eder. Bu durum sıvının yüzeye dik olarak çıkmasına bakılarak anlaşılabilmektedir. 
  • Yüksekten akan suyun yüksekliği arttıkça sıvının aktığı kabın tabanındaki sıvı basıncı da doğru orantılı olarak artışlar gösterecektir. 
  • Ağzı yavaş yavaş daralan bir kap içerisine su eklenirken bu durumda kabın içerisindeki sıvı basıncı da kap doldukça artar. 
  • Aynı şekilde ağzı yavaş yavaş genişleyen bir kapta, kap içerisindeki sıvı basıncı yavaş yavaş azalır. 
]]>
Sıvı Tuz https://www.sivi.gen.tr/sivi-tuz.html Thu, 06 Dec 2018 13:38:48 +0000 Sıvı tuz içerdiği minerallerden dolayı lezzetli ve etkilidir. Sıvı spreyl formu ile normal tuza göre daha ekonomik ve daha hijyeniktir. Hiçbir işlem görmeden, doğal kaynağından direk dolum yapılır ve rafine edilir. Tuz ins Sıvı tuz içerdiği minerallerden dolayı lezzetli ve etkilidir. Sıvı spreyl formu ile normal tuza göre daha ekonomik ve daha hijyeniktir. Hiçbir işlem görmeden, doğal kaynağından direk dolum yapılır ve rafine edilir. Tuz insanların hayatındaki  öneminden dolayı insanlar tarafından mutlaka ihtiyaç duyulan bir maddedir. Tuzda mineral olduğundan insanların vücuduna çok faydalıdır. Sıvı kaynak tuzlar, yeraltındaki  hareketli kaynak suların kaya tuzu yatağından geçmesi sonucu bu tuzu eriterek iyon haline geliyor ve bünyesine katması sonucu oluşur. Kaynağından hiçbir işlem görmeden, şişelenir. Sıvı kaynak tuzuna halkımız yeterince bilmemekte ve tanımamaktadır. Dünya geleninde sıvı kaynak tuzu yatakları az sayıda Ülkede bulunmaktadır ve dolayısıyla ileri değerli bir üründür. Bu ihtiyaçtan dolayı, firmaların amacı, doğal olan sıvı kaynak tuzu halkımız tanımak ve benimsetmek için çalışıyorlar. Ayrıca kaliteli bir sunum ile insan sağlığına hizmet etmektedir. Çorum, sıvı tuzun çok büyük bir önemi vardır. Doğal sıvı kaynak tuzun çok faydalıdır. 

Tuz, Roma uygarlığın adına yollar inşa ettiği vazgeçilmez bir uygarlık maddesidir. Adına savaşlar yapılmış ve askerlerin maaşları tuzla ödenmiş ve davetler gelir için tuzdan vergi almışlardır. Bütün dünyada kullanılan tuz' un sağlık dostu sıvı tuz, battılı Ülkelerde, özellikle Ingiltere, ABD, Kanada ve Avustralya ' da  doktorlar sıvı tuzu tavsiyesiye ediyorlar ve büyük ilgi görüyor. Sıvı tuz dünyanın en sağlıklı minaral kaynağı olduğunu ve yeterince faydalanmak gerektiğini herkesin bilmesi gerekir. 

Sıvı Tuz
Dünya sağlıklı örgütü ile çok sayıda ülke sağlık bakanlığının aileleri tuz yerine sıvı tuz tüketimine yöneltmesi, Türkiye'nin bu alandaki potansiyelini de öne çıkardı. Fransa ve İngiltere gibi ülkelerden üretilen ve satışa sunulan sıvı tuz konusunda liderlik yarışına girmişlerdir. Türkiyede üretilen sıvı tuzun tamamen organik oluması ve doğal yollardan zengin yeraltı kaynaklarından elde edilimesi nedeni ile dünyadaki rakiplerine büyük fark atıyor. Dünyadaki tuz ihtiyacını 2018 yılında 325 milyon metrik ton ve 513.4 milyar dolar değerinde olacağı öngörülüyor. Bu anlamda sıvı tuzun sağlık dostu oluşu,açısından başarını ortaya çıkarmıştır. "Türkiye de sıvı tuzununa artan ilgiden dolayı geleceğin tuzu olacaktır.

Sıvı tuz tabiatın insanlara sunduğu ve dünyanın en kıymetli gıdasıdır. Sağlığını düşünen insanların sadece sıvı tuz kullanması çok önemlidir. Dünyada en hijyenik ve doğal bir tuzdur. Piyasada katı halde satılan doğal tuzlar olmasına rağmen bunun kadar hijyenik olma ihtimalinyoktur. Çünkü, sıvı tuz doğadaki hali ile, hiçbir işlem görmeden kullanmaktadır.
]]>
Sıvılarda Yoğunluk https://www.sivi.gen.tr/sivilarda-yogunluk.html Thu, 06 Dec 2018 13:58:59 +0000 Sıvılarda yoğunluk, sıvıları birbirinden ayırt faktörün en basit yolları yoğunluğunu bulmaktır. Sıvıların yoğunluğu dansimetre yada piknometre ile ölçülür.Kütle/hacim oranı sıvının miktarına değil Sıvılarda yoğunluk, sıvıları birbirinden ayırt faktörün en basit yolları yoğunluğunu bulmaktır. Sıvıların yoğunluğu dansimetre yada piknometre ile ölçülür.
Kütle/hacim oranı sıvının miktarına değil çeşidine bağlıdır. Bu yüzden farklı meydana gelen sıvı/akışkan maddelerin kütle/hacim oranları da ayrıdır. Özkütle sıvılar amaçlı ayırt edici bir özelliktir. Sıvı karışımının öz kütlesi yer alırken sıvıların birbiri içerisinde çözünüp çözünmediğine İlgi etmeliyiz. Sıvılar birbiri içerisinde çözünüyor ise hacim küçülmesi olabilir çözünmüyorsa olmaz.
 
Bazı maddeleri birbirinden ayırt etmek kolaydır. Söz gelişi su ile sütü birbirinden kolaylıkla ayırt edebiliriz. Ama etil alkol/içki ile suyu basit kolay ayırt edemeyiz. Maddeleri birbirinden ayırt edebilmek amaçlı öz kütle, menzile noktası, donma noktası, esneklik ve öz ısı benzeri ayırt edici özelliklerden istifade edilmesi gereklidir. 

  • Bir maddenin birim hacminin kütlesine öz kütle yada yoğunluk denir. Birim hacim olarak da bir cm3, kütle ünitesi olarak da da g alırsak, özkütle ünitesi g/cm3 olabilir.
  • Bir maddenin kütlesi(m) hacmi(v) bilinirse; o maddenin öz kütlesi (d), d=m/v bağıntısıyla olabilir. * Bir maddenin kütlesi ile hacmi orantılı olarak da değişmektedir. Benzer madde amaçlı kütlenin hacme oranı sabittir.
  • Uluslar arası birim sisteminde (SI) kütlenin ünitesi kilogram hacmin ünitesi m3 tür. Bunun Için yönelik özkütlenin ünitesi kg/m3 olabilir. Başka Bir Deyişle hacmi bir m3 meydana gelen cismin kütlesi, öz kütleyi verir.
Sıvılarda Yoğunluk
Yoğunluk Formülü
d = m / v
d1=m1/v1=>20 g/20 cm3=>d1=1 g/cm3
d2=m2/v2=>40 g/10 cm3=>d2=4 g/cm3
d3=m3/v3=>30 g/15 cm3=>d3=2 g/cm3 bulunur!
 
Eğer sıvılar birbiri içerisinde çözünmüyorsa karışımın özkütlesi:
dk = mtop / vtop = m1 + m2 / v1 + v2 bağıntısı yer alır.

Karışımdaki sıvıların hacimleri eşdeğer ise :
Dk = m1 + m2 / v1 + v2 = d1v + d2v / v + v bağıntısı yer alır.

Karışımdaki sıvıların kütleleri eşdeğer ise:
Dk = m1 +m2 / v1 +v2 = m + m / m / d1 + m / d2 bağıntısı yer alır.
Gündelik yaşantıda ve laboratuvar ortamında kütle ünitesi olarak da gram (g),hacim ünitesi olarak da litre (L) yada santimetreküp (cm3) kullanılmaktadır. Bunun için yönelik öz kütle ünitesi g/L yada g/cm3 olmaktadır. d= Cismin yoğunluğu (kilogram bölü metreküp) m = Cismin toplamında kütlesi (kilogram) V = Cismin toplamında hacmi (metreküp)

Sıvıların Öz kütlesi: 

Sıvıları birbirinde ayırt faktörün en basit yolları yoğunluğunu bulmaktır. Sıvıların yoğunluğu dansimetre yada piknometre ile ölçülür. Kütle/hacim oranı sıvının miktarına değil, çeşidine bağlıdır. Bu yüzden farklı meydana gelen sıvı/akışkan maddelerin kütle/hacim oranları da ayrıdır. Öz kütle sıvılar amaçlı ayırt edici bir özelliktir. Sıvı/akışkan karışımının öz kütlesi yer alırken sıvıların birbiri içerisinde çözünüp, çözünmediğine ilgi etmeliyiz. Sıvılar birbiri içerisinde çözünüyorsa hacim küçülmesi olabilir, çözünmüyorsa olmaz. Şayet sıvılar birbiri içerisinde çözünmüyorsa karışımın özkütlesi: dk = mtop / vtop = m1 + m2 / v1 + v2 bağıntısından yer alır. 
]]>
Kulakta Sıvı Birikmesi https://www.sivi.gen.tr/kulakta-sivi-birikmesi.html Fri, 07 Dec 2018 08:34:37 +0000 Kulakta sıvı birikmesi, Tıpta Efüzyonlu Otit olarak adlandırılan bir rahatsızlıktır. Ağrı, ateş gibi şikayetler olmadan, kulak zarı arkasında ya da orta kulakta oluşum gösterir. Çocuklar orta kulak iltihabına ka Kulakta sıvı birikmesi, Tıpta Efüzyonlu Otit olarak adlandırılan bir rahatsızlıktır. Ağrı, ateş gibi şikayetler olmadan, kulak zarı arkasında ya da orta kulakta oluşum gösterir. Çocuklar orta kulak iltihabına karşı daha meyilli olur. Orta kulak, östaki borusu ve genze doğru açılmaktadır. Bu yapı orta kulağın hava almasını sağlar. Östaki borusu çocuklarda yetişkinlere nazaran daha yataydır. Çocuklar aynı zamanda geniz eti sorununa da yetişkinlerden daha yatkındır. Geniz eti öztaki borusu uç kısmında tıkanıklığa yol açarken, aynı zamanda kulak iltihabı üzerinde etkili olan mikroplar için de rezervuar görevi görür. Orta kulak iltihabı daha çok 0-3 yaş arası çocuklarda görülür. Orta kulak iltihabına maruz kalan bir çocukta kulak arkasında sıvı birikmesi sorununa çok sık rastlanır.

Erişkinlerde kulakta sıvı birikmesi, daha çok nezle gibi üst solunum yolu hastalıkları nedeniyle meydana gelebilir. Bazı durumlarda tek kulakta sıvı birikerek, aynı tarafta boyunda ağrısız bir kitle gitgide büyüyebilir. Bu belirtiler geniz eti tümörünün habercisi olabilir.

Kulakta sıvı birikmesi belirtileri

Daha çok çocuklarda meydana gelen kulakta sıvı birikmesinin en bilindik belirtisi işitme kaybıdır. Ağrı, ateş gibi şikayetler olmadığı için tanının çok dikkatli konulması gerekir. Örneğin çocuk TV izlerken sesi çok açıyorsa, çocuk çağrıldığı zaman duymuyorsa, okulda başarısı aniden düşmüşse kulakta sıvı birikmesine bağlı işitme kaybı yaşıyor olabilir.

Kulakta sıvı birikmesi için tanı nasıl konur

Doktor muayenesinde kulak zarında matlaşma ya da kulak zarında çöküntülere rastlanabilir. Aynı zamanda kulak zarı arka tarafında hava kabarcıklarına rastlanabilir. Eğer kulakta sıvı birikmesinden şüpheleniliyorsa kulak basınç testi ile beraber işitme testinin yapılması gerekir. Bu testler tanıyı kesinleştirmek için önemlidir.

Kulakta sıvı birikmesi tedavisi

Kulakta sıvı birikmesi tespit edilmişse ilk olarak ilaç tedavisi uygulanır. Biriken sıvı iltihabı bir sıvı ise antibiyotik tedavisine başlanır. 10-15 günlük bir antibiyotik tedavisi uygulanır. Sıvının emilimini gerçekleştirecek spreyler, şuruplar reçete edilir. Alerjik hasta grubunda antihistaminik ilaçlar ve kortizon içerikli spreyler uygun görülebilir. Bu ilaçlar ile beraber hasta belli aralıklarda takip edilir. Kulak zarında çökme, ciddi boyutlarda işitme kaybı gibi durumlar söz konusu değilse hasta her 3 ayda bir kontrol edilir. Kontroller sonrasında sıvı hala tedavi edilememişse cerrahi operasyona ihtiyaç duyulur.

Kulakta Sıvı Birikmesi

Kulakta sıvı birikmesi cerrahi tedavi

Kulak sıvısı için uygulanacak cerrahide kulak zarına çizik atılır. Bu çizikten ventilasyon tüpü adı verilen tüp takılır. Bu tüp orta kulağın hava almasını sağlar. Eğer çocukta geniz eti varsa eş zamanlı olarak geniz eti de alınır. Uygulanan cerrahi bir çocukta gerçekleştiriliyorsa cerrahi genel anestezi altında yapılır. Yetişkinlerde ise lokal anestezi kullanılır. Kulağa cerrahi ile takılan tüp dışarıdan görülmez. Tüpün kulakta kalma süresi kulağa takılan tüpün çeşidine göre değişir. Kulağa ilk defa tüp takılan bir hastada takılan tüp genellikle kısa süreli kalacak şekilde seçilir. 6-9 ay süre ile kulakta kalan tüp vücut tarafından dışarı atılır. Uygulanan kontrollerde tüpün dış kulak yoluna atıldığı gözlemlenebilir. Daha sonra tüp doktor tarafından çıkarılır. Şayet tüp 1 yıl geçmesine rağmen vücut tarafından atılmamışsa ve hasta olan bir çocuksa az miktarda bir anestezi ile tüp doktor tarafından alınabilir. Kulak sıvısı için tekrar eden tüpler takılıyorsa bunun için T-tüp olarak adlandırılan uzun süre vücutta kalma özelliği olan tüpler tercih edilir. Bu tüpler vücut tarafından kolaylıkla atılmaz. 1 yıl ya da daha uzun süre kulakta kaldıktan sonra doktorun uygun gördüğü bir zaman tüp kulaktan alınır.

Tüp kulaktan alındıktan sonra kulağa su kaçırmamaya özen gösteril]]> Beyin Omurilik Sıvısı https://www.sivi.gen.tr/beyin-omurilik-sivisi.html Fri, 07 Dec 2018 15:49:25 +0000 Beyin Omurilik Sıvısı, Beyin kafatasının içinde yer alır, omurilik ise omurlar arasındaki kemik kanalının içinde, bir sıvının içinde bulunur. İşte bu sıvıya beyin omurilik sıvısı denmektedir.Bu sıvı beyinde ve

Beyin Omurilik Sıvısı, Beyin kafatasının içinde yer alır, omurilik ise omurlar arasındaki kemik kanalının içinde, bir sıvının içinde bulunur. İşte bu sıvıya beyin omurilik sıvısı denmektedir.Bu sıvı beyinde ventikül adı verilen boşlukların içinde de bulunur. Omurilik içerisindeki bir kanaldan beyin etrafından dolaşarak beyin zarında bulunan kanallardan geri emilmektedir. Bu sıvıdan günde yaklaşık olarak yarım lt. üretilip geri emilmektedir.

Omurilik sıvısı testi beyin ve omuriliğin özellikle iltihabi ve mikrobik hastalıklarının teşhisi için yapılır. Beyinde mevcut olan mikrobik enfeksiyonlar bel suyuna da geçtiğinden menenjit ve ensefalit gibi enfeksiyonların teşhisinde beyin omurilik sıvısının mikroskop altında incelenmesi hayati önem taşır. Ayrıca diğer nörolojik hastalıkların tanısında da bu sıvının analizi teşhisin kesinleşmesi veya başka benzer bir hastalığın olmadığının ortaya konması için önemlidir. Kafa içinde sıvı basıncının arttığı durumlarda, normal basınçlı hidrosefalide ve psödotümör serebri hastalığının tanısında da bu sıvının incelemesi gerekebilir. Beyin ve beyin zarı tümörlerinin sitolojik analizinde de bel sıvısı alınması tanı açısından son derece önemlidir. Ayrıca ani gelişen baş ağrısı ile ortaya çıkan beyin kanamalarında da beyin omurilik sıvısında kanın gösterilmesi, özellikle beyin bulguları normal olan hastalarda gereklidir.

Bel Suyunda Oligoklonal Bandın Poziti Olması,

Beyin ve omurilikte immünglobülinin sentezlendiğinin bir göstergesidir. Özellikle MS hastalığının teşhisi için istenen bu test, başka iltihabi ya da enfeksiyon hastalıklarında da pozitif olabilir. Pozitif çıkması MS'in kesin göstergesi olmadığı gibi, negatif çıkması da MS'in olmadığı anlamına gelmez. MS hastalarının yaklaşık %80-90'ında oligloklonal band incelemesi pozitif sonuç verir. Bu testin dünyada kabul edilen yöntemi immünofiksasyon elektroforezidir.

Bel Suyu Alınmasının Riskleri,

Beyin Omurilik Sıvısı
Bel suyu bel kemiğinden uzun bir iğne yardımı ile alınmaktadır. İşlem sonrasında karşılaşılan en sık problem baş ağrısıdır. Bu, kafa içindeki basıncın azalmasından meydana gelmektedir. Baş ağrısı özellikle oturur pozisyonda veya ayağa kalkma sonrasında olur ve yatar pozisyonda iken ortadan kalkar. Bazen baş ağrısına bulantı ve kusma da eşlik edebilir. Kafa içi basıncın azalmasına bağlı baş ağrısı %5-10 sıklığında görülmektedir. Tedavisinde ağrı kesiciler, bol sıvı alımı ve yatak istirahati uygulanmalıdır. Bunun dışında bel suyu alınmasına bağlı ortaya çıkabilecek riskler bu işlemin özellikle tecrübeli kişiler tarafından yapılması halinde oldukça nadirdir. BOS alınmasının teorik riskleri enfeksiyon, sinir yaralanması,lokal kanama ve beyin herniasyonudur. Pratikte ise bunlar çok nadirdir.

Beyin Omurilik Sıvısı Nasıl Alınır

Hastadan sıvı alınmadan önce bu işlemin yapılmasına engel olabilecek bir sorunun olup olmadığının araştırılması gerekir. Bunun için kafada bir tümörün, beyin ödeminin olup olmadığı ya da kanamaya yatkınlık olmadığının ortaya konması gerekir. Bel suyu alınmasına bir engel olmayan hastalara iğne ile lokal anestezik uygulandıktan sonra bir iğne yardımı ile 2-4 tüp sıvı alınır. Bazı durumlarda bu işlem esnasında kan analizi de gerekebilir. Hasta 1 saat hastahanede dinlendikten sonra evine gönderilir. Bu işlem sedyede, yatakta veya acilde yapılabilir. Ameliyathaneye gerek yoktur. Hasta işlem sonrasında araç kullanamaz. 24 saatlik yatak istirahatinden ve günde 3-4 lt. sıvı tüketiminden sonra hasta normal hayatına dönebilir. Baş ağrısının ortaya çıkması durumunda yatak istirahatinin ve sıvı alımının uzatılmalıdır.

]]>
Sıvı Yağ https://www.sivi.gen.tr/sivi-yag.html Fri, 07 Dec 2018 22:46:23 +0000 Sıvı Yağ, anlatırken öncelikle mutfaklarınızın vazgeçilmez ürünlerinin başında nerdeyse sıvı yağ gelir. Çünkü mutfakta yapacağımız ne varsa muhakkak içinde yağ vardır.Tatlılarda ,böreklerde,yemeklerde ,tostlarda, k Sıvı Yağ, anlatırken öncelikle mutfaklarınızın vazgeçilmez ürünlerinin başında nerdeyse sıvı yağ gelir. Çünkü mutfakta yapacağımız ne varsa muhakkak içinde yağ vardır.Tatlılarda ,böreklerde,yemeklerde ,tostlarda, kızartmalarda olmazsa olmazdır sıvı yağ. Sıvı yağın birçok çeşidi vardır. Örneğin; ayçiçek yağı,fındık yağı ,zeytin yağı ,margarin gibi birçok çeşidi vardır. Bunlardan bazılarının nasıl yapıldığını anlatalım. 

Ayçiçeği yağı
Ayçiçeği yağı ,yağ oranı yüzde kırıklarda olan ayçiçeği bitkisinin tohumları özümsenerek ve rafine edilerek elde edilen,berrak sıvı halde olan yağ asitlerinin yapısını degiştirmek  amacıyla yapılmış bir yağ çeşididir. Ayçiçeği yağı çok önemli bir yağ çeşididir. Dünyada ve ülkemizde en fazla üretilen yağ türüdür. Ülkemizde en fazla yağ üretimi için ayçiçeği ekimi Trakya ve Marmara bölgesinde yapılır. Dünyada ayçiçeği üretiminde de ilk sıralarda yer alır. Sıvı olarak ta margarin olarak ta kullanılan ayçiçeği açık sarı hammaddesi olarak margarin üretiminde de kullanılır. Ayçiçeği nin içeriğine bakıldığında yaklaşık yüzde yirmi civarı doymuş yağ, yüzde seksen civarı doymamış yağ asidi içerir. Ayçiçeği yağı üretiminden kalan posalar atılmaz, değerlendirilir. Bu kalıntıları hayvansal yem olarak kullanılır. Protein açısından zengin olan bu posa yem olarak çok değerlidir. Kısaca ayçiçeği üretiminde her türlü kullanım mevcuttur. Ayçiçeği yağı ülkemizde ilk sırada yer alır.Faydaları ise oldukça fazladır. Öncelikle doymamış yağ oranı yüksek olduğu için beyin işlevi için oldukça etkilidir. İnsan vücudunun büyüyüp gelişmesinde büyük rol oynar.Kemik sağlığı için önemlidir, yapısını kuvvetlendirir. Metabolizmayı hızlandırır. Üreme sistemi içinde son derece  önemlidir. Saç ve cilt sağlığı için de büyük önem taşır. Ayrıca ayçiçeği yağını fazla ısıtmadan kullanmak cok faydalıdır. Üretiminden sonra ise  koyu renkli şişelerde saklamak gerekir. 

Sıvı Yağ
Zeytinyağı
Öncelikle zeytinyağı sağlığımız için son derece faydalıdır .Zeytinyağ diğer yağlar gibi içerdiği gliserin etrafında yağ asitleri bulunmaktadır. Zeytinyağı içinde bulunan omega3 miktarı ile oldukça faydalı bir yapıdadır. Sadece çoklu doymamış yağ asidi oranı yüzde on civarıdır.Zeytinyağının kendine has bir rengi vardır. Yeşilimsi ve sarımsı rengiyle  değişiklik gösterir. Zeytinin yetiştiği bölgeye göre tadında değişiklik meydana gelir. Ayrıca rengiyle kalitesinin hiçbir bağlantısı yoktur. Zeytinyağı üretimi ile ilgili nasıl yetiştiğini ,bölgesini kullanıldığı bölge bile tadını etkileyebilir. Zeytinin yağı nasıl üretilirse tadı üzerinde etkisi vardır. İlk zeytin üretimi elle yapılmıştır. Önce zeytin ayak yardımıyla iyice ezilir. Daha sonra ise sıcak su yardımıyla zeytinin yağı üretimi gerçekleşir. Sonraki yıllarda ise makinalı üretim başlamış, daha fazla yağ elde edildiği görülür. Türkiye de oldukça fazla üretim yapılırken ,bu dünya sıralamasında de ilk beşin içinde olduğumuz görülmektedir. Zeytininyağının faydaları oldukça fazladır. Öncelikle günde aç karnına iki kaşık içildiği zaman hazmı kolaylaştırırken, kabızlığa da çok faydalıdır. Cilt sağlığı içinde etkilidir.Bebeklerin gelişimi açısından da oldukça önemlidir. Zeytinyağı özellikle salatalarda ,yeşil sebze yemeklerinde son derece aroma katarak ayrı bir lezzet verir. Cilt sağlığı için son derece etkilidir. Yaşlanmayı geciktirir.
]]>
Vajinadan Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/vajinadan-sivi-gelmesi.html Sat, 08 Dec 2018 12:40:54 +0000 Vajinadan sıvı gelmesi, Kadınların kadın doğum uzmanına başvurmalarının en önemli sebebi, vajinadan sıvı gelmesidir. Kadınlık hormonunun etkisiyle, rahim ağzında bulunan bezlerden salgılanan bu s Vajinadan sıvı gelmesi, Kadınların kadın doğum uzmanına başvurmalarının en önemli sebebi, vajinadan sıvı gelmesidir. Kadınlık hormonunun etkisiyle, rahim ağzında bulunan bezlerden salgılanan bu sıvı, vajinanın kayganlığını sağlayarak, cinsel ilişkinin kolaylığını sağlar. Ayrıca vajinada bulunan mikropların, dışarı atılmasını sağlamaktadır. Vajinadan sıvı gelmesi, kadınların sağlığı için oldukça önemlidir. Fakat  önemli olan, bu durumun normal mi yoksa bir rahatsızlıktan dolayımı olduğunu bilmek gerekir. Menopoza girmiş olan kadınlarda, sıvı azalması olur ve kuruluk oluşur. Vajinadan gelen sıvıda bir koku yoksa, vajinada bir ağrı yada kaşıntı bulunmuyorsa, bu sıvı normal bir sıvıdır. Herhangi bir hastalık sebebiyle gelmemektedir. Oldukça doğal olan akıntılardır.

Bazı yeni doğan kız çocuklarında, ilk hafta vajinal kanama meydana gelebilir. Bu gayet normal ve fizyolojik bir durumdur. Çoğu zaman, 3 aylık olana kadar düzelecek bir durumdur. Okul öncesi dönemdeki kız çocuklarında da, zararsız fizyolojik akıntılar meydana gelebilir. Bu durum enfeksiyonla ilgili bir durum değildir. Çünkü, daha herhangi bir cinsel ilişki oluşmamıştır. Vajinadan gelen sıvı kokusuz ve yumurta akı kıvamında ,ise bu doğal bir akıntıdır. Eğer kokulu ise vajinadan ağrı, kaşıntı yada yanma hissi varsa hastalık sebebi olabilir. Adet zamanı yaklaştıkça, vajinadaki akıntı koyulaşabilir ve koku olabilir. Bu durum adet döneminde, hormonların etkisiyle oluşan bir durumdur.

Eğer uzun süren ve kötü kokulu akıntılar varsa, bu akıntılar zamanla kanla karışık oluyorsa özellikle çocuklarda, vajinada yabancı madde olma ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. Çocuklarda böyle bir durum oluşmuşsa idrarda yanma  oluşur. Vajinadan gelen sıvının kaynağı olan vajinal enfeksiyon çoğunlukla vajinayla sınırlı iken, bazı durumlarda da rahim ağzında oluşan enfeksiyon söz konusu  olabilir. Bu tür enfeksiyonların, bazı belirtileri vardır. Bunlar; kaşıntı ve tahriş, olağandan farklı bir akıntı, vajinanın dış bölgesinde şişme ve ödem, karın altında ve kasıklarda ağrıdır.

Vajinadan Sıvı Gelmesi

Vajinadan gelen sıvının kokulu olması, bakteriyel bir durumun göstergesi olabilir. Bu tür rahatsızlıkların tedavisinde ağızdan ve vajinadan, antibiyotik ilaçlar kullanılmaktadır. Vajinadan gelen sıvı, süt gibi beyaz ve peynirimsi ise mantar enfeksiyonu söz konusu olabilir. Yanma hissi ve kaşıntı da belirtileri arasındadır.

Bazı enfeksiyon türleri ise, cinsel ilişki yoluyla bulaşabilmektedir.  Bu tür akıntıların en önemli özelliği, sarımsı, köpüklü bir akıntıyla beraber ağrı ve yanma hissidir. Bazen, kahverengi akıntıda görülen bazı doku parçaları, önemli bir sorun olabilir. Vajinadan sıvı gelmesinin rahim ağzına bağlı sebepleri de vardır. Rahim ağzı yaraları, bel soğukluğu, rahim ağzı kanseri, cinsel yolla bulaşan rahatsızlıklar bu sebeplerden bazılarıdır.

Vajinadan sıvı gelmesinin, başka bir çok sebebi olabilir. Kortizon kullanımı, polip, hormonel ilaçlar, aniden başlanan diyet programları, emziriyor olmak ve vajinal lavmanlar bu sebeplerden bazılarıdır. Enfeksiyona bağlı bu akıntıların teşhisinin konup, tedaviye başlanması gerekir. Doktor kontrolünde gerekli görülen ilaçlar düzenli olarak kullanılarak tedavi edilmelidir.  

]]>
Hamilelikte Sıvı Gelmesi https://www.sivi.gen.tr/hamilelikte-sivi-gelmesi.html Sun, 09 Dec 2018 01:29:02 +0000 Hamilelikte Sıvı Gelmesi, Gebeliğin bilhassa son haftalarında, doğuma bir kaç gün kala sıvı gelmesi, sıklıkla görülen bir durumdur. Hamile olan bayanlar bunu;  "su gibi akıntı geldi", "su boşalması oldu" veya "sula Hamilelikte Sıvı Gelmesi, Gebeliğin bilhassa son haftalarında, doğuma bir kaç gün kala sıvı gelmesi, sıklıkla görülen bir durumdur. Hamile olan bayanlar bunu;  "su gibi akıntı geldi", "su boşalması oldu" veya "sularım geldi" gibi ifadelerle sık sık kullanmaktadırlar.

Sıvının gelmesi bazen çok az şekilde olabileceği gibi, bazen de sanki bacağından aşağıya bir bardak su dökmüş kadar fazla olabilmektedir. Bu durumda anne kolaylıkla sıvısının gelmiş olduğunu anlayabilir. Sıvının geldiği esnada, annenin giysileri, oturduğu yer veya yatağı fazla bir şekilde ıslanabilir. Sıvı geldiğinde veya, gelmeden önce sancı gibi belirtiler olabilirken tam tersi, hiç sancı olmayabilir de. Sancı olmaması yine de sıvının gelmeyeceği anlamına gelmez. Amnion suyu denilen hamilelik sıvısı ılık, berrak bir sudur. Bazen sıvı gelmesi, hafif sızıntı veya damla damla da gelebilir. Bu durumlar, akıntı veya idrar kaçırma ile karıştırılabilmektedir. Hamile olan kişi, bunu "akıntı gibi su geliyor" şeklinde ifade edebilir. Annenin bunu ayırt etmesi bazen zordur. Bu sebeple, mutlaka kesin teşhis için bir uzmana başvurulmalıdır.

Hamilelikte vajinal akıntı olayı, her ayda sıklıkla görülen bir durumdur. Son birkaç ay kala daha fazla olabilir. Akıntı genellikle koyu kıvamda, yapışkan, bazen kötü kokulu ve az miktarda olmaktadır. Akıntı asla sıvının boşalması kadar çok olmaz ve pantolonunu, yatağını ıslatacak kadar yoğun gelmez. Bebeğin amnion suyu aynı normal su gibi akıcıdır. Rengi berrak hafif sarıya çalmaktadır. Bazen de ancak eğer bebek dışkısını yapmışsa, koyu kahverengi, yeşil renklerde olabilmektedir. Amnion suyu ılık olarak hissedilir.

Hamilelikte Sıvı Gelmesi
Amnion sıvısı, amnion zarının içerisinde bulunur ve bebek bu balona benzeyen zarın içerisindeki suda, rahat şekilde hareket edebilir. Doğum başladığında anne sancı çekerken rahim ağzındaki açıklık sık sık kontrol edilir ve açıklık belli bir seviyeye ulaşınca, genellikle 4-5 cm açılma oluşur ve ince, uzun bir tıbbi aletle bebeğin su kesesi delinerek açılır. Açıldıktan sonra, anne artık fazlaca ağrı veya rahatsızlık hissetmez. Bu bir kaç saniye süren kısa bir işlemdir. Bebeğin su kesesi açıldıktan sonra doğum hızlı bir şekilde ilerler. Bazen doğum başlamadan daha önce annenin sıvısı gelmiş ve amnion suyu bu durumda akarak boşalmış olabilir. Bu gibi vakalar da, amniyotomi yapılmadan doğum gerçekleştirilmektedir.

Sıvı gelmesi erken hamilelik haftalarında olursa, erken doğum yapma  riskine neden olabilmektedir. Yine özellikle erken haftalarda gelmesi, rahim ve amnion zarının enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Bunun önüne geçebilmek için antibiyotik tedavisi uygulanır. Su kesesi bebeğin dış ortamdan ve aşağıdan, vajina yoluyla yukarıya çıkabilecek mikroplardan koruma görevi görür ve bu nedenle su kesesinin açılması durumunda, vajinadan rahim içerisine doğru enfeksiyon sebebi bakteriler ilerleyebilir. Doğuma yakın haftalarda ve fazla uzun sürmeyen sıvı gelmeleri durumları, genel olarak bu tür riskli durumlara sebebiyet vermez. Doğumun zaten kısa bir süre içinde gerçekleşeceğinin gösterir.

Hamileliğin hangi haftasında olursa olsun, sıvı gelmesi veya geleceği düşüncesi, acilen doktora başvurmayı gerektiren bir durumdur. Sıvı gelmesi 36. gebelik haftasından önce gerçekleşmişse, erken doğuma sebep olabilir. Erken gelmesi durumu oldukça ciddi bir vakadır. Gebeliğin doğuma yakın son haftalarında sıvı gelmesi, genel olarak 1-2 gün içerisinde doğumun gerçekleşeceğinin sinyalini verir. Bu olay gebeliğin çok erken haftalarında bebek henüz gelişimini tamamlamadan gerçekleşirse eğer, bebeğin gelişimini tamamlaması için beklemeye ve doğumu engellemeye çalışılır, bu esnada antibiyotik ve sancı azaltıcı ilaçların kullanılması oldukça faydalı olmaktadır.
]]>